Gelişmiş Arama
Ziyaret
9649
Güncellenme Tarihi: 2010/12/18
Soru Özeti
neden namaz kılmalıyız?
Soru
Allah muhtaç değilse, neden namaz kılmalıyız? Allah namazımıza muhtaç olmadığı halde neden bu dünyada kılmadığımız namazlardan dolayı ahirette cezalandırılıyoruz?
Kısa Cevap
Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.
Ayrıntılı Cevap

Allah u Teâlâ mutlak bir şekilde müstağnidir. Hiçbir çeşit noksanlık, hiçbir çeşit güçsüzlük ve vücudunda hiçbir çeşit ihtiyaç söz konusu olmadığı gibi onun dışındaki varlıkların tümü de Ona muhtaçtır. Diğer taratan Allah u Teâlâ Rauf, şefkatli ve merhametlidir. Bütün kullarını seviyor. Dünyayı, dünyanın nimetlerini ve dünyanın güzelliklerini kulları için yaratmıştır. Bu ilke gereğince Allahın tüm işleri hikmetler doğrultusundadır. Dolayısıyla eğer namaz kılınmasını kullarından istemiş veya her hangi başka bir ameli kullarından yerine getirmelerini emr etmiş ise, oda kesinlikle bir hikmet veya hikmetler doğrultusundadır. Yani kullarının maslahatı ve menfaati içindir. Kullarının kemale ulaşmaları, pislik ve kötülüklerden uzak kalmaları, pak ve temiz olan Hak Teâlâ'nın zatına ulaşmaları vb… gibi şeyler bu hikmetlerden bazılarıdır.[1] Hakeza eğer bazı amellerin yapılmasından kullarını men etmiş ve onları bazı amellerden sakındırmış ise, sadece o amellerde kulları için var olan zarar ve fesatlıklar içindir ve mümkündür ki, Allah dışında hiç kimse o amellerde var olan zarar ve fesatlıklardan haberdar olmasın. Vaat ettiği cezalar ve azaplar da aslında yasakladığı veya terk edilmiş vacip olan amellerin kendi eseri ve neticeleridir ki, bu eserler haram kılınmış amelleri yerine getirerek veya emir edilmiş olan vacipleri terk ederek kendisine bulaşıyor. Aynen doktorun bize zararlı ve bizim için zehirli olan yemeklerin yenilmesini yasaklamasına benziyor bu. Zira bu yemekleri yemek demek, bu yemeklerin getireceği neticelere ve onlara arız olan kötü durumlara yakalanmak demektir. Bu ikisi yani yemek ile neticelerine yakalamak aynı anda gerçekleşiyor.

Kuranı kerim ahretteki azaplar hakkında ne kadar güzel söylemiş ve o azapların genel nedenini bir cümlenin içinde ne güzel açıklamıştır: "Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığı ve (amellerinizin neticesidir). Allah, kullar(ın)a asla zulmedici değildir".[2]

Bu nedenle ilahi azabın gerçeği ve hakikati, uygun ve yakışmayan amellerin kendisidir. Bu ameller insanın kendisinden meydana geliyor. Kullar kendi elleriyle yaptıkları amellerin akıbetinden haberdar olsunlar ve bu hedefe daha fazla tekit olunsun diye Allah u Teâlâ bu ameller için azabı vaat ederek kötülüklerini (vacip olan amellerin terkindeki, haram olan emellerin yapılmasındaki kötülükleri) kulları için beyan etmiştir. Zira bazı insanlar vaat edilen nimetlere ümit bağlayarak kendileri için faydalı ve onların salahı içinde bulunan yola koyulmayabilirler ama azaba yakalanacağından korkarak kendi salahı içinde olan yola koyulur veya fesattan el çekmeleri söz konusu olabiliyor.

Farz ediniz bir hasta için bir ilaç faydalıdır. Ama hasta o ilacı içmekten sakınıyor. Ama bu hasta babasının isteği üzere ve ona gösterdiği saygıdan ötürü ilacı içiyor ve o ilacın menfaatini kendisi görüyor. Hakeza babası tarafından kendisine mükâfat veriliyor ümidiyle ve babası tarafından cezalandırılmaması için bu ilacı içerse yine ilacın faydası kendisine dokunuyor. Bu nedenle Allahın, ibadetsel olan amelleri yerine getirmesinden güttüğü hedef kullarına yönelik olan hayır ve menfaatleridir. Allahın kendisine ulaşacak her hangi bir menfaati bunda söz konusu değildir. Özellikle Allahın mutlak zengin olduğu dikkate alındığında (bunun çok daha açık olduğu ortadadır).

Bir diğer taraftan Allah u Teâlâ biz insanlara sayısızca nimet bağışlamıştır. Akli selim bu nimetlerin karşısında nimet sahibine karşı saygın ve ona karşı şükranlarını bildirmesine hüküm ediyor. Namaz bir anlamda insanların, kendilerine verilmiş olan nimetlerin sahibine karşı şükranı bildirmenin ifadesidir. Namazı terk eden kimse aslında vicdansal olan büyük bir şeyden yüz çevirmiştir anlamındadır. Akıl açısından bu kişi ihmalkâr, kusurlu ve günahkârdır. Dolayısıyla cezayı hak etmiştir. Sizi misafirliğe birisi davet eder, size karşı ev sahipliğini yapar ve ikramda bulunduğunda o sizin şükranlarınıza muhtaç mıdır? Yoksa ona karşı şükranlarınızı bildirmek ahlaki ve vicdani bir vazifemidir? Başkaları sizin, size ev sahipliğini yapmış ve size ikramda bulunmuş bir kişiye karşı şükranlık vazifenizi yerine getirmediğinizden haberdar olurlarsa onların yanında değerinizin korunması mümkün müdür? Onların nezdinde değersiz duruma düşmek ve onların yanında zelil olmaktan daha büyük bir ceza söz konusu olabilir mi?



[1] Daha fazla bilgi edinmek için bkz.: soru 378 (sayt: 379), nemaye: ibadet bıray-ı huda ya bıray-ı hud?

[2] Zalike bi ma kaddemet eydi'kum ve ennellahe leyse bi zallam'in lil ibad. (Ali İmran, 182).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • iffete ters olan amellerin hükmü nedir? Bu ameller zina haddine ulaşmazsa yine günah sayılıyor mu?
    12048 Yeni Kelam İlmi 2011/04/13
    Zina türünden yapılan bu amel kuranı kerim açısından büyük günah sayılmaktadır. Allah u Teâlâ konuyla alakalı şöyle buyuruyor: Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur”.
  • Hz. Mehdi (a.s)'ın yaşadığına dair akli deliller nelerdir?
    17363 تاريخ بزرگان 2009/07/08
    İmamet konusunda Hz. Mehdi (a.s)'ın varlığı ve imameti hakkında yalnızca akli deliller getirmek yeterli değildir. Akli delillerden genel olarak imameti ve bir imamın her zamanda olması gerektiği konusunda faydalanıyoruz; hadisler ise bu zamanda imamın yalnızca İmam Mehdi (a.s)
  • Ebubekir, Ömer, Osman nasıl halife oldular? Kimin tarafından hilafete seçildiler? Acaba kur'anda ve ya hadislerde onların halifeliğine işaret eden bir delil var mıdır?
    21245 تاريخ کلام 2008/07/22
    Continue ...
  • İslam dini niçin var?
    14348 Eski Kelam İlmi 2011/07/14
    Din, akaid ve Peygamberlerin insanların hidayet ve saadeti için Allah’tan getirdikleri bir dizi ameli ve ahlaki hükümlerdir.Dini öğretilerde dinin gerekliliği insan fıtratıyla ilişkilendirilmiş, Kur’an-ı Kerim’de de insan fıtratı ilahi fıtrat olarak tanımlanmış ve bütün ilahi kanunların Allah’a inanma ve tapınma hissi üzerine kurulduğu ...
  • Ahlâkın zekayla ilişkisi var mı?
    6593 Pratik Ahlak 2012/02/15
    Ahlâkta diğer bir çok ilim gibi teorik ve pratik diye ikiye ayrılır:Ahlâk kurallarını ve konularını bilmenin zekayla direkt bağlantısı vardır. Yani insanın zekası ne kadar yüksek olsa öğrenme gücü de o kadar çok olur ve ne kadar aşağı olsa bu ilimden o kadar ...
  • Cabir İbn-i Hayyan’ın kısa biyografisini açıklar mısınız?
    12312 تاريخ بزرگان 2011/08/16
    Cabir İbn-i Hayyan, Ebu Abdullah veya Ebu Musa Cabir İbni Abdullah-i Tarsus-i Kufi olarak tanınanmeşhur bir sofidir (tasavvufçudur). [1]İbni Nedim “El-Fihrist” kitabında onun künyesini Ebu Abdullah olarak zikir ederek, şöyle diyor: Razi (Zekeriya-i Razi) fenni kitaplarında Cabir ...
  • İsrail bir peygamberin adı mıdır? Onun kendisine haram kıldığı şey nedir?
    18229 تاريخ بزرگان 2012/04/04
    İsrail, ilahi peygamberlerden biri olan Hz. Yakub’un (a.s) adıdır. O, bir maslahat uyarınca deve etini ve sütü kendisine haram kılmış idi. Âli İmran suresinin 93. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "كُلُّ الطَّعامِ كانَ حِلاًّ لِبَنِي إِسْرائِيلَ إِلاَّ ما حَرَّمَ إِسْرائِيلُ عَلى‏ نَفْسِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُنَزَّلَ ...
  • Acaba evliliğin kendine özgü şartları varmı?
    4832 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/06/30
    İslam dinine göre geçici ve daimi evliliğin kendine özgü şartları bulunmaktadır. Bu şartlar şunlardır: Nikah akdini okumak. Kadın ve erkeğin razı olması yeterli değildir. Bunun yanında nikah kastıyla nikah akdi okunmalıdır. Vacip olan ihtiyat nikah akdinin sahih arapcayla okunmasıdır. Eğer kadın ve erkeğin kendisi ...
  • Rehberliğin görüşüne göre “bilerek” namazı bozmanın hükmü nedir?
    32137 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/22
    İradi olarak farz namazı bozmak ve kesmek haramdır ama bir kefareti yoktur. Eğer insan namazını doğru kılıp kılmadığına dair şüphe ederse şüphesine itina etmemeli, namazını doğru kıldığına hükmetmeli ve namazı bozmamalıdır. Ama namazını bozarsa bunun bir kefareti yoktur. Elbette farz namazı iradi olarak bozmak haramdır ama ...
  • Günahta ısrar etmek cezanında artmasına neden olur mu?
    31284 Pratik Ahlak 2010/10/07
    Günahta ısrar etmek, deyimi iki manada kullanılmaktadır: 1)Günahı tekrarlamak, 2)Günah işledikten sonra tövbe ve istiğfar etmemek.Günahta ısrar etmenin çok kötü sonuçları vardır. Ayet ve rivayetlerde bu durum şiddetle kınanmış ve küçük günahın büyük günaha dönüşmesi, takva dairesinden çıkılması, bedbahtlık, itaat etmemek, insanı küfür ve ...

En Çok Okunanlar