Gelişmiş Arama
Ziyaret
9539
Güncellenme Tarihi: 2011/10/22
Soru Özeti
Kur’an’da Allah’ı ispat etmek için kesin bir delil öne sürülmüş müdür?
Soru
Kur’an’da Allah’ı ispat etmek için kesin bir delil öne sürülmüş müdür? Düzen, ahlak ve estetik burhanlarının kesin olmadığını biliyoruz.

Kısa Cevap

İnsanın temel kaygılarından ve aynı şekilde dinlerin temel ve önemli konularından birisi, tanrının varlığı meselesidir. Kur’an’da Allah’ı ispat etmek için birçok kesin delil mevcuttur. İmkân ve zorunluluk burhanı, imtina burhanı, doğrular burhanı ve hareket burhanı bu burhanlardır. Doğrular burhanı ile hareket burhanı ayrıntılı cevapta belirtilecektir. Düzen burhanı ve onun ile ilgili bazı eleştiriler hakkında 198. soruya (site: 996) müracaat edebilirisiniz.

Ayrıntılı Cevap

İnsanın temel kaygılarından ve aynı şekilde dinlerin temel ve önemli konularından birisi, tanrının varlığı meselesidir. Tanrının varlığını ispat etme ve ispat etmeme hakkında değişik görüşler vardır ve biz imkan dahilinde onlara işaret edeceğiz. Bazı filozof ve mütekellimler tanrının varlığını apaçık görmekte, delile muhtaç bilmemekte ve deyim yerindeyse fıtrî bilmektedir. Müslüman filozof ve mütekellimler kendi inançları için Kur’an ve masumların rivayetlerine atıfta bulunmaktadırlar. Kur’an bu hususta şöyle buyuruyor: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var”?[1] Müminlerin önderi Ali (a.s) şöyle buyuruyor: Ey Allahım sen kalpleri sevgin ve muhabbetin ve akılları da marifetinle yoğurmuşsun.”[2] Bu hususta başka ayet ve rivayetler de mevcuttur. Bu esasla Müslüman düşünürler bu ayet ve rivayetlerden tanrının varlığının her şeyden daha bedihi olduğu neticesini almışlardır. Batı dünyasında da “Plantinga” gibi bazı düşünürler tanrının bedihi bir olgu olduğu ve her bedihi olgu gibi bir apaçıklık taşıdığı görüşündedirler.[3]

Burhanın Tanımı:

Burhan, işlerin hakkaniyetini kati ve kesin bilgiyle ispat eden şeye denir. Bu kelime, etimoloji uzmanlarının kökeni hakkında değişik görüşlere sahip olduğu Arapça bir kavramdır. Ama bu kelimenin “bere ve yebreu” mastarından olup beyaz olma anlamında olması ve ondan sonra ipham taşımayan söz veya kendisinde bir gizliliğin olmadığı açık bir şey için kullanıldığı ve hüccet, açık beyan ve kati delil manasına geldiği uzak bir ihtimal değildir.[4] Kur’an mantığında burhan, bir şeyin hakkaniyetini kesin bilgiyle ispat eden ve hiçbir kuşkuya mahal vermeyen açık ve net şeylere denir.[5] Bu tanımı esas alarak şöyle söylemek gerekir:

Tanrının Varlığını İspat Etme Yolları

Tanrının varlığını ispat etmek için üç genel yol ve değişik burhan öne sürülmüştür:

1. Ruhî, fıtrî veya kalbî yol;

2. Bilimsel ve felsefî addedilen yol;

3. Felsefî yol.[6]

Ruhî, Fıtrî Veya Kalbî Yol: Bu, insan varlığı yoluyla tanrının ispat edildiği yoldur; yani herkesin fıtratında bir his ve eğilimin olması ve bu his ve eğilimin insanı kendiliğinden Allah’a çekmesidir. Bu delil, bazı ayet ve rivayetlerde açıkça belirtilmiştir. Zikredilen ayet ve rivayetler bu kabildendir.[7]

Bilimsel Ve Felsefî Addedilen Yol: Bu yol, yaratıkların düzenini ve onların yönlendirilmesini öğrenme aracılığıyla Allah’ı tanıma yoludur. Bu yol kendi içinde daha cüzî yollara da ayrılabilir ve bunlardan birisi varlıklardaki düzen veya düzen burhanıdır.[8] Düzen burhanı, tanrının varlığını ispat etmek için öne sürülen en yaygın burhanlardan biridir. Kur’an-ı Kerim düzen burhanına çok vurguda bulunmaktadır.[9] Kur’an-ı Kerim’de Allah’ı ispat etme hakkında birçok kesin ve kati delil mevcuttur. İmkân ve zorunluluk burhanı, imtina burhanı, doğrular burhanı ve hareket burhanı bu burhanlardır. Doğrular burhanı ile hareket burhanına burada işaret edeceğiz. Diğer burhanlar içinse bu husustaki detaylı kitaplara müracaat edilmesini tavsiye ediyoruz.

Doğruların (Sıddıkin) Burhanı:

Bilgelerin yolu en doğru ve en sağlam yol olduğundan bu burhana doğruların burhanı dendiği söylenmiştir. Sözlükte (Arapça) ise kendisinden doğrunun çok duyulduğu, söylem ve inancında doğru olan ve fiilinin sözünü tasdik ettiği kimseye sıddık denmektedir.[10] Kur’an’da işaret edilen burhanlardan birisi de doğruların burhanıdır. Örneğin Kur’an şöyle buyurmaktadır: “Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilâh olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O’ndan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”[11] Kur’an ve rivayetlerden alınan ilhamla şekillenen bu delilin esası, yaratıkları inceleme ve düşünme yerine Yüce Allah’ın münezzeh zatını düşünerek O’nun varlığına ermeyi hedefler. “Ey zatıyla zatına delalet eden kimse.”[12] Doğrular burhanı biraz girift olmakla birlikte zarif ve ruhu geliştiricidir. Doğrular burhanı, Hak Teala’yı ispat etmek için Hakk’ın zatından yola çıkıp Hakk’ın zatını kanıtlayan bir burhandır[13]; zira gerçekte Yüce Allah, yaratıkları ve eserlerinin kendisine delalet etmesi ve kendisini aşikar kılmasından daha üstün ve aşikardır. O; varlık bahşeden, eşyayı yetiden eyleme ve yokluk zulmetinden varlık nuruna geçirendir. O halde O, varlık ve zuhurda her şeyden daha öncedir. O kendi zatının ve her şeyin burhanıdır.[14] Bu burhan İbn. Sina, Şeyh İşrak, Molla Sadra ve Allame Tabatabai tarafından değişik şekillerde ifade edilmiştir. Burada iki ifade tarzı belirtilecektir:

Molla Sadra varlığın asilliği, yalınlık, varlığın değişken birliği ve zatıyla müstağni olan ve başkasına bağımlı olan varlık diye varlığı ayırma temelinde, varlığın değişken mertebeleri silsilesinde kendisinden daha kâmil ve ergin bir mertebenin olmadığı bir mertebenin olduğunu ispatlar. Bu mertebe zatında müstağni olan, kendisinde hiçbir ihtiyaç ve eksikliğin olmadığı ve zatıyla kaim olan bir varlıktır.[15] Kendisi bunu yukarıdaki ayet-i şerifenin altında ifade etmiştir.[16]

Allame Tabatabai’nin Fussilet suresinin elli üçüncü ayetini açıklarken ifade ettiği takrir ise şudur: Yüce Allah her şey için gözlemlenecektir. Çünkü her varlık her açıdan O’na muhtaç ve bağımlıdır. Her varlığı ayakta tutan ve ona galip olan O’dur. O halde bazıları O’nu tanımadan gafil olsalar bile O her şey tarafından bilinmekte ve tanınmaktadır.[17] Kur’an ayetlerinde bu burhana işaret edilmiştir. Fussilet suresi elli üçüncü ayet, Âli İmran suresi on sekizinci ayet, Buruc suresi yirminci ayet, Hadid suresi üçüncü ayet ve Nur suresi otuz beşinci ayet ilgili ayetlerdir.

Hareket Burhanı:

Molla Sadra, Enam suresinin yetmiş yedi ila yetmiş dokuzuncu ayetleri gibi Kur’an’dan bazı ayetleri açıkça bu burhana uyarlayan ilk kimsedir.[18] Yüce Allah şöyle buyuruyor: “İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi. Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi. “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” Varlıkların değişmesi ve hareketi, onların hadis olduklarının açık delilidir. Onların yokluktan meydana geldiklerini ifade eden hadis oluşları da kendilerini yaratan bir yaratıcının varlığına delil sayılmaktadır. Başka bir deyişle, varlık âleminde hareketin kökeninin incelenmesiyle Allah’ın varlığını ispat eder bu delil.[19] Burhanın genel ifade ediliş tarzı şöyledir: Varlık âlemindeki mevcut hareketler var olmak için bir özneye ihtiyaç duyar ve bu ihtiyaç bir hareket bulunduğu müddetçe devam eder. Hareketin öznesi de eğer hareketli olursa, o da bir hareket ettiriciye ihtiyaç duyar. En sonda devrin ve teselsülün imkânsız olması esasınca ilk hareket ettirici olarak adlandırılan hareketsiz olan bir hareket ettiriciye ulaşmalıyız.[20] Bu yorum uyarınca, yukarıdaki ayet-i şerifedeki gündüz ve gecenin değişimi ve günün geceye ve gecenin de gündüze intikal etmesi ve de güneşin doğuş ve batışı, varlık âleminde hareketin delilidir. Bu, hiçbir hareket ettiriciye ihtiyaç duymayan bir özneye muhtaçtır. Bu da Yüce Allah’tır. Bu nedenle, bilimsel ve felsefî nitelikli bir burhan olan düzen burhanı dışında, Kur’an-ı Kerim’de başka burhanlar da zikredilmiştir.[21]

İlgili başlıklar:

1. Teselsül Burhanı Ve Allah’ın İspatı, 2223. Soru (site: 2326).

2. Allah’ı Tanımanın İmkânı, 98. Soru (site: 889).



[1] İbrahim, 10.

[2] Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 95, s. 403.

[3] Muhammed Rızayi, Muhammed, el-İlahiyat-ı Felsefî, s. 178 – 179, İntişarat-ı Defter-i Tebliğat-ı İslamî Hovze-i İlmiye-i Kum, çap-ı Kuds, çap-ı evvel, 1383.

[4] Merkez-i Ferheng Ve Maarif-i Kur’an, Dairetü’l-Maarif-i Kur’an-ı Kerim, c, 5, s. 502 ve 503, Merkez-i Çap Ve Neşr-i Defter-i Tebliğat-ı İslamî Kum, çap-ı dovvom, 1386.

[5] Dairetü’l-Maarif-i Kur’an-ı Kerim, c, 5, s. 505.

[6] Mutahhar, Mürteza, Tevhid, s. 15.

[7] el-İlahiyat-ı Felsefî, s. 181.

[8] el-İlahiyat-ı Felsefî, s. 181; Tevhid, s. 34.

[9] Bakara, 164; Düzen burhanı hakkında 198. Soruya (site: 998) müracaat ediniz.  

[10] Dairetü’l-Maarif-i Kur’an-ı Kerim, c, 5, s. 534.

[11] Âli İmran, 18; Dairetü’l-Maarif-i Kur’an-ı Kerim, c, 5, s. 534.

[12] Biharu’l-Envar, c. 84, s. 339.

[13] el-İlahiyat-ı Felsefî, s. 239; Dairetü’l-Maarif-i Kur’an-ı Kerim, c, 5, s. 534.

[14] Dairetü’l-Maarif-i Kur’an-ı Kerim, c, 5, s. 534.

[15] a.g.e. s. 536.

[16] a.g.e.

[17] a.g.e. s. 537, be nakl ez el-Mizan, c. 17, s. 405.

[18] Dairetü’l-Maarif-i Kur’an-ı Kerim, c, 5, s. 532.

[19] a.g.e. s. 531.

[20] a.g.e.

[21] Allah’ı ispat eden burhanlar hakkında bilgi edinmek için Dairetü’l-Maarif-i Kur’an-ı Kerim, c. 5, s. 517 – 548’e müracaat ediniz.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar