Gelişmiş Arama
Ziyaret
21077
Güncellenme Tarihi: 2010/03/07
Soru Özeti
Allah-u Teala insanı hangi amaç için yarattı?
Soru
İnsan neden yaratıldı? Dünyaya gelmesi ve dünyadan göçmesi kendi elinde olmayan bu varlığın dünyadaki görevi nedir?
Kısa Cevap

a) Allah-u Teala’nın yaratıcılığı yaratmayı gerektiriyordu.

b) Yaratılış düzeni hikmetli ve bir hedef üzerinedir.

c) Kainatın ve diğer varlıkların yaratılmasının son hedefi insandı; çünkü her şey onun içindir ve en güzel yaratıcı tarafından en güzel surette yaratılmıştır.

d) Yaratılışın hedefi ne olursa olsun sonucu hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’a değil insanın kendisine döner.

e) İnsanın yaratılışının asıl hedefi gerçek kemal ve saadete ulaşmak, yüce insani makamlara yetişmek ve melekut alemine ulaşmaktır. Bütün bunlar ise Allah’a olan bilinçli bir marifet ve ubudiyetle (kullukla) gerçekleşir.

Ayrıntılı Cevap

İster ilim, kudret, malikiyet, hâkimiyet gibi zata ait ve Allah’ın varlığının terkipsiz oluşunun gereği olan zatının kendisi olan sıfatlar, ister fiile mensup olan ve sıfat-ı fiili diye bilinen rububiyyet, razikiyyet, halikiyyet, irade ve rahmet gibi İlahi isim ve sıfatlar her biri subutiye sıfatlardır. Allah-u Teala onlarla kesintisiz feyiz vermektedir. Bu arada Onun yaratıcılık sıfatı daima ve kesintisiz olarak yaratmayı gerektirmektedir: ‘O her gün yeni bir iştedir.’[1]

 

Dikkat çeken başka bir nokta şudur: Allah-u Teala hikmet sahibidir; hikmet sahibi de boş ve anlamsız işler yapmayacağından yaratılış bir hedef üzerinedir. Bu düzen Allah’ın yüce sıfatları doğrultusunda kurulmuş ve onda en küçük bir eksiklik ve kusur yoktur. Âlemdeki bütün zerreler lisan-i halleriyle şöyle diyorlar:

 

Dairede bir nokta eksik veya fazla değildir.

Ben bu meseleyi açıkça görüyorum.

 

Kur’an ayetlerinin nassına göre varlıkların yaratıcısı onları boş ve batıl olsun diye yaratmadı. Aksine O’nun yaratmasının eksen ve esası hak temel üzerine kurulmuştur. Bu en güzel düzende en küçük parçalar bile yüce ve değerli maksatları gütmekte, hiç biri boş ve gereksiz değildir:

 

Bu perde bir ip boş değildir

Gerçi ipin ucu bize görünmemektedir.

 

Şu noktayı da göz ardı etmemek gerekir, kâinatın ve diğer varlıkların yaratılışının son hedefi insandır. Daha açık bir deyimle Allah, alemi Ademoğlu için yarattı. O, yaratılmışların en güzelidir, çünkü Allah en güzel yaratıcıdır. Varlık fabrikasından onun gibisi çıkmamıştır. Hadis-i kutsi’de şöyle buyuruyor: ‘Ey Ademoğlu, her şeyi senin için yarattım, seni de kendim için yarattım.’[2]

 

Şimdi asıl konuya geçelim. İnsanın yaratılmasından amaç ne olursa olsun sonucu insanın kendisine dönmektedir. Allah’ın ona ihtiyacı yoktur, Allah her şeyden ganidir; bütün varlıklar ve bu cümleden insan Allah’a muhtaçtır; ‘Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız ve Allah’sa, odur müstağni ve hamde layık.’[3]

 

‘Ve Musa demişti ki: Siz de nankörlük etseniz, yeryüzünde kim varsa hepsi de nankörlük etse şüphe yok ki Allah, müstağnidir ve gerçekten de hamda layıktır.’[4]

 

Hz. Ali (a.s), Hemmam diye meşhur olan hutbesinde şöyle buyuruyor: ‘Allah-u Subhan yaratılmışları yaratırken onların itaat ve kulluklarından müstağni, günah ve isyanlarından güvende idi; zira günahkarların günahı ona zarar vermez, itaat edenlerin itaati ona fayda sağlamaz.’[5] (emre itaat ve günahtan sakındırmak kulların kendisine fayda sağlamaktadır).

 

Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış hedefi çeşitli şekillerde ele alınmıştır. Bunlar gerçekte bu hedefin bir boyutuna işaret etmektedir. Örneğin:

 

‘Ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.’[6]

 

‘Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.’[7]

 

Yani tekamüle ulaşmak için bu eğitimle karışık yapılan imtihandır.

 

‘Onlar, aykırılığa düşmekten bir türlü kurtulamazlar. Ancak Rabbinin merhamet ettiği kimseler müstesna ve zaten de bunun için halketmiştir onları.’ [8]

 

Görüldüğü üzere bu ayetler dikkatleri bir noktaya odaklamaktadır, o da insanın eğitim, hidayet ve tekamülü noktasıdır. Buradan da şu anlaşılmaktadır: İnsanın yaratılış hedefi kemal, saadet ve yüce insani değerlere ulaşmasıdır. Bunlar da Allah’a bilinçli bir kulluk, ubudiyyet ve marifetle gerçekleşebilir. Nitekim, ‘Allah’a kulluk, değerli bir cevherdir ki, batını rububiyyettir.’[9] Kim ona ulaşırsa Allah’ın dışındaki her şeye musallat olur.

 

Bir rivayette İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘İmam Hüseyin (a.s) ashabının yanına gelerek şöyle buyurdu: Yüce Allah kullarını kendisini tanısınlar diye yarattı. Onu tanıdıklarında Ona kulluk ederler, Ona kulluk ettiklerinde Ondan başkasına kulluk ihtiyacı hissetmezler.’[10]



[1] - Rahman/29

[2] - el-Menhec-ul Kaviy, c.5, s.516; İlm-ul Yakin, c.1, s.381.

[3] - Fatır/15

[4] - İbrahim/8

[5] - Nehcu’l Belağa (feyz), Hutbe-i Hemmam, s.11

[6] - Zariyat/56

[7] - Mülk/2

[8] - Hud/118-119

[9] - Misbah-uş Şeria Der Hakikat-ı Ubudiyyet.

[10] - Saduk, İlel-uş Şerayi’ (El-Mizan’dan naklen c.18, s.423).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak mümkün müdür?
    29954 Eski Kelam İlmi 2010/05/06
    Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurulabileceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak bunu alkol veya uyuşturucu maddeleri kullanarak yapmak mümkün değildir.Başka âlemlerle irtibat kurmak ve âlemdeki gizli sırlar hakkında bilgi edinmek için kullanılan vesileler, onların şeriata uygun olup olmadıkları ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    130201 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Gaybî varlıkların varlık felsefesi nedir?
    13262 İslam Felsefesi 2011/07/14
    Gayb âlemi şahadet âleminin mukabilindendir. Şahadet ve huzur da 1- mekânsal huzur; 2- zahirî hisler nezdinde huzur; 3- fikir ve ilimde huzur; 4- marifet ve basiret makamında huzur gibi mertebelere sahip olduğundan, bu mertebelerin her biri karşısında gaybte de bir mertebe mevcuttur. Eğer gayb âlemindeki varlıklardan kastedilen, soyutların aklî ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8569 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Kura bağlı az su kur hükmünü taşır mı?
    6266 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/18
    Kur suyu kapsamayan leğen suyu az sudur ve şehrin (kur veya akan) boru suyuna bağlı olan az su temizlemede ve necis olmada kur suyu hükmünü taşır; yani necis eşyaları (necasetin kendisi bertaraf olduktan sonra) bir defa yıkamayla temizler. Aynı şekilde onun sıçramaları temizdir ve necaset ile temas etmeyle necis ...
  • Bid'at nedir ve onunla ilgili İslam'ın hükümleri nelerden ibarettir?
    9443 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/01/13
    Bid'at, sözlük manası olarak yeni yapılan ve geçmişi olmayan iş demektir ve ıstılahta ise; "Dinde olmayan bir şeyi dine sokmak demektir" yani aslında dinde ve şeriatta olmayan bir şeyi dine ve şeriata mal etmektir. Bid'at koymak dinde büyük günahlardan sayılmıştır. Onlara ait mekânları ...
  • Tevazu nedir? Tevazu nasıl bir esere sahiptir? Tevazu ile zillet arasındaki fark nedir?
    3818 فضایل اخلاقی 2020/01/19
  • Beytullah'ta cemaat namazı kılmak doğru mu?
    6382 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Eğer Beytullah'tan maksat Mescidu'l-Haram ise cemaat namazının bir sakıncası yoktur. Eğer maksat Kabe ise Kabe'nin içerisinde farz namazı kılmak ihtiyata uygun değildir. Elbette Kabenin içinde mustahap namaz kılmanın bir sakıncası yoktur, mustahaptır. Mermer taşın üzerine secde etmenin de bir sakıncası yoktur.[1]
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4782 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...
  • Vesilelerin Allah'a Yakınlaşmakta ki Önemi Nedir?
    13877 Eski Kelam İlmi 2009/12/20
    Vesilenin çok geniş manası vardır. Allah'a yakınlaşmaya neden olan her şey ve her işe şamil olmaktadır. Dünya yaşayışı, insanların hidayeti ve ilerlemesi için sebep ve sonuç düzeni üzerine kurulduğu, yine insanların doğal ihtiyaçları maddi sebeplerle karşılandığı için Allah'ın, hidayet, mağfiret, bağışlanma, yakınlaşma ve ...

En Çok Okunanlar