Gelişmiş Arama
Ziyaret
8655
Güncellenme Tarihi: 2010/05/26
Soru Özeti
Fakirlere infak etmenin felsefesi nedir?
Soru
Bakara Suresinin 254. Ayetinde olduğu gibi birçok ayetlerde insanlar infak etmeye davet edilmiş ve çoğu zaman malından infak etmeyen kimselerin cezası cehennem ateşi olarak karar kılınmıştır. Ben başkalarına yardım etmenin iyi bir şey olduğunu inkâr etmiyorum. Ama Allah, bana muhtaç olmaması için niçin ona da mal mülk vermedi? Allah’ın ondan esirgediğini niçin ben telafi edeyim? Yani benim Allah’tan daha merhametli olmam gerekiyor ve böyle olmaması durumunda yerim ateş mi olacaktır?
Kısa Cevap

Bazen falankes fakirdir ve mutlaka bir şey yaptığı için Allah onun fakir kalmasını istiyor; biz zenginiz ve mutlaka işlediğimiz bir amelden dolayı Allah’ın lütfü  kapsamına girmişiz, o halde ne onların fakirlikleri ve ne de bizim zenginliğimiz hikmetsiz değildir!! Denilir. Hâlbuki infak emrinin çeşitli hikmet ve felsefeleri vardır. Bunların bazıları:

1. Servet sahibi kimselerin imtihan edilmesi. 2. İnsanların kalbini şiddetli dünya sevgisinden kurtarmak. 3. İnsanda kalp yumuşaklığını icat etmek. 4. İlahi nimetlere şükür. 5. Nimetlerin çoklaşması. 6. Psikolojik ve ruhi dinginlik. 7. Bela ve kötü ölümün kaldırılması… Elbette infakın helal ve meşru mallardan olması suretinde eserlerin tamamı söz konusudur ve Allah bunun dışında kabul etmez ve bereket vermez.

Ayrıntılı Cevap

Söz konusu edilen ayette şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir”.[1] Bu ayet Müslümanlara hitaptır ve toplumun vahdeti ve hükümetin, savunmanın ve cihat bünyesinin güçlenmesine sebep olacak vazifelerin birisine işaret edilmektedir.

Daha sonra kıyamet gününde insanın kurtuluş sebebi olacak ve aksi takdirde infakın terk edilmesi durumunda mal biriktirip başkalarına cimrilik ederek zor duruma düşmesini sağlayacak infakın uhrevi eserlerine işaret edilmektedir.[2]

Söz konusu ettiğiniz soru hakkında şöyle denilmesi gerekiyor: Kur’an böyle bir soruyu kâfirlerin dilinden nakletmiş ve onların inatçılık ve yüz çevirmeleri gibi önemli konulardan birinin üzerine parmak basarak müminlere şöyle buyurmuştur: “Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler”.[3]

Sıradan ve dar görüşlü cimri kimselerin mantığı şöyledir: Kendilerince daha çok mal biriktirmek ve cimriliklerini yorumlamak için şöyle derler: Bazen falankes fakirdir ve mutlaka bir şey yaptığı için Allah onun fakir kalmasını istiyor. Biz zenginiz ve mutlaka işlediğimiz bir amelden dolayı Allah’ın lütfü  kapsamına girmişiz, o halde ne onların fakirlikleri ve ne de bizim zenginliğimiz hikmetsiz değildir!!

Eğer rızık veren Allah-u Teâlâ ise siz niçin bizden fakirlere rızık vermemizi istiyorsunuz? Allah onların mahrum olmasını istediyse o halde biz niçin Allah’ın mahrum bıraktığını rızıklandıralım?

Bu kimseler Allah’ın çeşitli hikmet ve felsefeler içermesinden dolayı infakı emrettiğinden gafildirler. Bu hikmet ve felsefelerin bazıları şunlardır:

1. Servet sahibi fertlerin imtihan edilmesi: Dünya denenme ve imtihan sahasıdır. Allah-u Teâlâ kimini yoklukla ve kimini de zenginlik ve servetle imtihan ederken bazen de bir insanı farklı iki zamanda ve her ikisiyle imtihan eder ve kulun fakirlik anındaki şükrü ve zenginlik anında kendisine verilenden infak edip etmeyeceği bakımından sınanır.

2. İnsan kalbinin şiddetli dünya sevgisinden kurtarılması: İmamların hadislerinde dünya sevgisi, her türlü hata ve günahın sebebi sayılmıştır.[4]İnfak, yerilen bu sevginin ortadan kalkmasına sebep olur.

3. İnsanda kalp yumuşaklığını doğurur: Kalp yumuşaklığı, taş kalpli olmanın karşısındadır. Kalbin kasaveti, insanı insanlıktan çıkarır ve çoğunlukla bu haldeki insanın günah ve cinayet işlemesi kolaylaşır. Ama insan ne zaman başka fertlerin ihtiyaçlarının temin edilmesine teveccüh eder ve onların rahat yaşamaları için kendini sorumlu bilirse, yumuşak bir kalbe sahip olacaktır.

4. İnfak ilahi nimetlerin şükrüdür: İlahi nimetlere şükretmek çeşitli yollarla elde edilir ve şükrün en iyisi, ameli şükürdür.

5. Nimetin artması: Allah-u Teâlâ infak eden mümin ve takvalı insanları kaç mislisiyle ve bazen binlerce – en azından on mislisi – maddi ve manevi bağışlarıyla infaklarının yerini doldurmakla güvence altına almıştır.[5]Böylelikle infak edenler, böyle bir ruhiye ve inançla meydana gelecek ve bu doğrultuda el ve kalpleri daha bir açık olacaktır. İnfak eden kimseler hiçbir zaman eksiklik ve fakirlik hissine kapılmazlar, aksine böyle bir karlı ticarette başarılı olduklarından dolayı Allah’a şükür ederler.

Mümin insan malının azalmasından, fakirliğe düşmekten vb. şeylerden korkmadığı gibi yaptığı bu işin, karlı bir alış veriş olduğuna ve bunun yanında varlığının aslının korunduğuna ve malının artma vesilesi olduğuna emindir.

6. İnfak, imanın doğruluk ölçüsüdür: İmanın ölçüsü, onun doğrulukla yerine getirilmesidir ve doğruluğun olmadığı iman ise sadece söz mesabesinde olup amelde kendini göstermezse bir değeri olmayacaktır. Kur’an bu konuda şöyle buyurur: “İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir”.[6]

7. Psikolojik ve ruhi dinginlik: Genel olarak amellerin ve özel olarak infakın eserlerinden bir tanesi psikolojik ve ruhi dinginliğe ulaşmaktır. Dinginliği icat edecek infakın rolü konusunda şu ayet şahit gösterilebilir: “Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir”.[7]

8. Bela ve kötü ölümün önünü alır: Belanın kalkması, kötü ölümden uzak kalınması ve… İnfakın eserlerindendir ve rivayetlerde de buna işaret edilmiştir. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurur: “Sadaka yetmiş belayı ve kötü ölümü insandan uzaklaştırır, çünkü sadaka veren kimse hiçbir zaman kötü ölümle dünyadan gitmez.”[8]

Buna binaen her ne kadar tekvini düzen Allah-u Teâlâ’nın yeryüzünü tüm bağışlarıyla insanın ihtiyarına bırakmasını ve bunları insanın kendi ameliyle tekâmül mesirini kat etmesi için özgür bırakmasını; insanda her birinin bir yöne yönlendirdiği içgüdüleri yaratmasını gerekli kılmaktadır. Ne var ki Allah-u Teâlâ kendi teşri düzeninde, içgüdülerin kontrol edilmesi, nefislerin süslenmesi ve insanların eğitilmesi için isar, fedakârlık, bağışlama ve infak yolunu kararlaştırmıştır ki bu vesile ile Allah’ın yüce halifelik makamına ulaşma yetisine sahip olan insan bu yollardan o yüce makama ulaştırılacaktır. Aynı şekilde Allah-u Teâlâ zekât yoluyla nefisleri temizleyecek, infak yoluyla kalpten cimriliği arındıracak ve insan yaşamında binlerce fesadın kaynağı olan tabakalar arasındaki mesafeyi ortadan kaldıracaktır ve… Başka bir ifadeyle Allah-u Teâlâ, hem bu dünyanın tekâmüle ulaşması hem de insanın tekâmüle ulaşması için dünya işlerinin düzeltilmesi rolünü insana bırakmıştır.  Bu eserlerin tamamının, sadece helal ve meşru mallardan infak edilmesi suretinde olması ve Allah’ın bunun dışındaki infakı kabul etmeyeceği ve bereket vermeyeceği son derece önemli bir noktadır.

 


[1] Bakara Suresi, 254.

[2] “Tefsiri Numune”, c. 2, s. 258.

[3] Yasin Suresi, 47.

[4] Kuleyni, Muhammed b. Yakup, ”El-kâfi”, Tahran 1365 ş, Daru’l kutbü’l İslamiye, c. 2, s. 131.

[5] “Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.” Hadid Suresi, 18.

[6] Hucurat Suresi, 15.

[7] Bakara Suresi, 274.

[8] “El-kafi”, c. 4, s. 3 ve 7.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kur’an surelerinin kaç tanesi hayvan ismiyledir?
    34499 Kur’anî İlimler 2010/08/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Yanlışlıkla işlenmiş bir cinayetin diyeti ne kadardır? Bugün dinar ve dirhemin dolar olarak karşılığı nedir?
    14792 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/04
    Dinar ve dirhem Hz. Peygamber (s.a.a) ve imamlar (a.s) zamanında yaygın olan dövizlerdendi ve şerî ve hukukî hususlarda da kullanılmaktaydı. Bugün de bazı hususlarda kullanılmaktadır. Dinar altın türünden ve dirhem ise gümüşten bir sikkeydi. Bundan dolayı dinar ve dirhemde kullanılan altın ve gümüşün ağırlığını bilmeyle bu iki ...
  • Mastürbasyonun evlilikten farkı nedir?
    20018 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/08
    Mastürbasyon insanın ihtiyacını gerçek şekilde gidermez ve sahte bir doyumdur. İnsanın şehvanî ihtiyacı sadece meninin çıkmasıyla giderilmez. Bunun aşk, duygu, yakınlık ve sevgi ile beraber olması gerekir. Bu nedenle bu fiili işleyenler içlerinde eksiklik hissederler. Bu da cismanî ve ruhî hastalıkları peşinden getirebilir. Ama evlilik şehvanî ...
  • Cinleri, ruhları ve şeytanları çağırıp teshir etmenin (emri altına almanın) hükmü nedir?
    16205 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/16
    Ruhlar, cinler ve şeytanlardan ilmi ve ameli istifade etmeye ve irtibata geçmeye lugatte ve fıkhi ıstılahta sihir denmektedir.[i] Kur'an, hadis ve fıkhi delillere göre sihirbazlık dünya ve ahiret yaşantıları açısında insanın faydasına değildir.
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6987 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Fatıma Zehra (a.s) nerede toprağa verildi?
    49013 تاريخ بزرگان 2011/10/23
    Fatıma Zehra (a.s), İslam Peygamberinin (s.a.a) elçiliğe seçilmesinden sonra[1] ve hicretten sekiz yıl önce (peygamberliğin beşinci yılında) Mekke’de doğmuş[2] ve dokuz yaşındayken İmam Ali (a.s) ile evlenmiştir.[3] Peygamberden (s.a.a) sonra Hz. Fatıma’ya (a.s) zulüm ...
  • Babam şehid olmuştur ve ben o dönemde ergin değildim ve onun ne kadar namaz kazası olduğunu bilmiyorum. Yükümlülüğüm nedir?
    6071 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Büyük taklit mercilerinin görüşüne göre, eğer babanın kazası varsa, onun vefat etmesinden sonra en büyük oğlunun kaza namazlarını yerine getirmesi farzdır. Babanın vefat ettiği zamanda oğlun ergin olup olmaması bir şeyi değiştirmez.[1] Eğer oğul kaza namazlarının sayısını bilmiyorsa, kesin ...
  • Acaba İslam Peygamberi şehit mı oldu?
    19193 تاريخ بزرگان 2011/09/28
    Şia ve Ehlisünnet’in Rivayi ve tarihsel kaynaklarında Peygamber’in (s.a.a.), zehirlendiğinden dolayı şehit olduğunu teyit eden birçok delil var olmakta. Ama şu noktaya da dikkat etmek gerekir ki eğer şehitliği kuranın tarif ettiği; yani Allah ve Allah resulü yolunda öldürülmek şekilinde tarif edersek açıktır ...
  • Lütfen Şia tefekkürünün temlini ve özelliklerini açıklayınız.
    10983 Eski Kelam İlmi 2008/05/14
    Şia tefekkürünün temeli ve Şia ilimlerinin hepsi Kuran’ı Kerim’den alınmıştır.Kuran’ı Kerim’in ayetlerinden anlaşılan anlamı ve Resulü Ekrem’in söz ve davranışlarını ve hatta takrirleri (bir davranış karşısında onu onaylarcasına susmasını) hüccet bilir ve yine masum İmamların (a.s) ...
  • Neden zamanın imamının (a.c) esenliği için dua ediyoruz?
    6195 Eski Kelam İlmi 2011/03/02
    Zamanın imamının (a.c) esenliği için dua etmek şerî buyruklardandır ve her ne kadar nedenini bilmesek de hikmet taşımaktadır. Aşağıdaki hususlar bu hikmetlerin bazı örnekleri olarak zikredilebilir: 1. O değerli şahsın varlığı için yapılan dua, onun esenliği için bir etkendir. Netice itibariyle her ...

En Çok Okunanlar