Gelişmiş Arama
Ziyaret
9195
Güncellenme Tarihi: 2012/05/03
Soru Özeti
İmamlar ve âlimlerin şiir hakkındaki görüşü nedir?
Soru
Şiiri haram bilen veya imamların şiir hakkındaki görüşünü bilen âlimler var mıdır?
Kısa Cevap

Bazıları İslam’ın şiir ve şiir söylemeyle bağdaşmadığını sanmaktadır. Oysaki bu bir vehimden ibarettir. Şüphesiz şiir zevki ve şiir söyleme sanatı insan varlığının tüm sermayeleri gibi doğru bir yolda kullanıldığı ve olumlu ve yapıcı bir şekilde istifade edildiği takdirde değerlidir. Ama inanç ve toplum ahlakının temellerini viran etmek için tahrip edici bir vesile olarak kullanılır ve fesat ve kayıtsızlığa teşvik etmek için istifade edilirse veya insanları nihilizme, hiçliğe ve hayalciliğe yönlendirir veyahut muhtevasız salt bir meşguliyet olarak telakki edilirse değersiz ve hatta zararlı olacaktır. O halde şiir bir vesiledir ve onu değerlendirme ölçüsü, şiirin kullanıldığı yolda hangi hedefi gütmesidir. Maalesef dünya ulus ve halklarının edebiyatları tarihi boyunca şiirden birçok kötü istifadede bulunulmuştur ve bu ilahi zarif zevk kirli muhitlerde öylesine kötü bir duruma düşürülmüştür ki bazen bozgunculuk ve tahribin en etkili aracına dönüşmüştür. Özellikle Arap kavminin düşünsel ve ahlaki olarak sapma dönemi olan cahiliye çağında şiir, şarap ve yağma her zaman yan yana kullanıla gelmiştir! Ama yapıcı ve gayeli şiirlerin tarih boyunca birçok yiğitlik yarattığı ve bazen bir kavim ve milleti hunhar ve zalim düşmanlar karşısında seferber ettiği ve bu vesileyle onları pervasız bir şekilde düşmana yönelttiği ve düşmanı alt ettirdiği gerçeğini kim inkâr edebilir. Ehlibeyt imamlarından da gayeli şiir ve şairler hakkında birçok niteleme ve de onlar hakkında dua ve kendilerine verilmiş hediyeler nakledilmiştir. Eğer onları nakledersek söz uzayacaktır. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Bu güne dek bizim hakkımızda şiir söyleyip de kutsal ruh tarafından teyit edilmemiş hiç kimse yoktur.

Ayrıntılı Cevap

Bazıları İslam’ın şiir ve şairlik ile uyuşmadığını sanmaktadır. Bu sanı, “وَ الشُّعَراءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغاوُون[1] ayetinden kaynaklanmaktadır. Oysaki böyle bir sanı vehimden başka bir şey değildir; zira ayet tüm şiir türlerini yerme maksadını gütmemektedir. Sadece özel bir tür şiiri yermektedir. Bu yüzden bilginlerimizin şiir hakkında detaylı açıklamalarda bulunduğunu görmekteyiz. Bu cümleden olmak üzere Tefsir-i Numune’de şöyle belirtilmiştir:

İslam’da Şiir ve Şairlik

Kuşkusuz şiir zevki ve şairlik sanatı insan varlığının tüm sermayeleri gibi doğru bir yolda kullanıldığında ve olumlu ve yapıcı olarak kendisinden istifade edildiğinde değerlidir. Ama inanç ve toplum ahlakının temellerini viran etmek için yıkıcı bir vesile olarak kullanılır ve de bozgunculuk ve kayıtsızlığa teşvik etmek amacıyla kullanıldığında veya insanları nihilizm, hiçlik ve hayalciliğe yöneltirse veyahut salt muhtevasız bir meşguliyet olarak telakki edildiğinde değersiz ve hatta zararlı olacaktır.  Bu cümleyle yukarıdaki ayet perspektifinden şairlik iyi midir kötü müdür,  çirkin midir güzel midir, İslam şiire izin vermekte midir veya vermemekte midir sorusunun cevabı aydınlanmış olmaktadır. Bu sözdeki cevap bu hususta İslam’ın değerlendirmesinin hedefler, cihetler ve neticeler üzerine olduğunu yansıtmaktadır. Müminlerin önderi Ali (a.s), Mübarek Ramazan ayının bir gecesinde iftar esnasında bir grup yareni şiir ve şairlerden söz edince onları muhatap almış ve şöyle buyurmuştur:  Biliniz ki sizin işinizin ölçüsü dindir ve sizi koruyan şey takvadır. Sizin süsünüz edep ve haysiyetinizin sağlam kaleleri de ilim ve tevazudur.[2] Bu, şiirin bir vesile olduğuna ve onun ölçüsünün de hangi yolda kullanılıp neyi hedeflediğine işaret etmektedir.  Ama maalesef dünya halk ve milletlerinin edebiyatları tarihi boyunca şiirden birçok kötü istifadede bulunulmuştur ve bu ilahi zarif zevk, kirli muhitlerde öylesine kötü bir duruma düşürülmüştür ki bazen bozgunculuk ve tahribatın en etkili aracı haline dönüşmüştür. Özellikle Arap kavminin düşünsel ve ahlaki sapma dönemi olan cahili çağda şiir, şarap ve yağma her zaman beraber kullanılmıştır! Ama tarih boyunca yapıcı ve gayeli şiirlerin birçok yiğitlikler yarattığını, bazen bir kavim ve milleti hunhar ve zalim düşmanlar karşısında seferber ettiğini ve bu vesileyle pervasız bir şekilde onların düşman saflarına saldırdığını ve düşmanı alt ettiği gerçeğini kim inkâr edebilir. İslam devriminin gelişmesine tanıklık ve şahitlik ettiğimiz dönemlerde vezin şiirlerin ve şiir kalıbına dökülmüş sloganların ne tür bir hareketlilik, heyecan ve aksiyon yarattığını ve nasıl damarlardaki kanları kaynattığını, insan saflarını nasıl kabarttığını ve bu kısa ve sade ama yiğitlik ve heyecanlandırıcı şiirlerin düşmanı nasıl titrettiği ve saraylarının temellerini sallandırdığını gördük. Aynı şekilde bazen ahlaki bir şiirin bir insanın varlık derinliklerine büyük ve çok muhtevalı bir kitabın sızamayacağı kadar sızdığını ve etkilediğini kim inkâr edebilir. Evet, Hz Peygamberden nakledilen meşhur bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

 ”ان من الشعر لحكمة، و ان من البيان لسحرا” Bazı şiirler hikmettir ve sözlerin bazıları da sihirdir.[3] Bazen şiirler çığır açmaktadır. Bazen şairane vezin kelimeler düşmanın kalbinde kılıcın kesiciliği ve okun etkisini gösterir. Nitekim Hz Peygamberden nakledilen bir hadiste bu şiirler hakkında şöyle buyrulmuştur: Muhammed’in canının elinde olduğu kimseye yemin olsun ki bu şiirlerle sanki onlara ok fırlatmaktasınız.[4]  Hz Peygamber bunu düşmanın hicivli şiirler ile Müslümanların psikolojisini zayıflatmak için çabaladığı sırada söylemiştir. Hz Peygamber bu esnada onları yermek ve müminlerin psikolojisini takviye etmek için şiir söylemeyi emretmiştir. Hz Peygamber İslam’ı savunan şairlerin biri hakkında şöyle buyurmuştur: Onları hicvet, Cebrail seninledir.[5]

Özellikle mümin bir şair olan Ka’ab bin Malik İslam’ı savunmak için şiir söylediği esnada Hz Peygamber’den Ey Resulallah şiir hakkında bu yerici ayetler nazil olmuştur ne yapmalıyım diye sorduğunda, Hz Peygamber mümin canı, kılıcı ve diliyle cihat eder[6] diye buyurmuştur.  Ehlibeyt İmamlarından da hedefli şiir ve şairler hakkında birçok niteleme ve onlar hakkında dua nakledilmiş ve kendileri tarafından onlara hediyeler verilmiştir. Eğer onların tümünü nakledecek olursak söz uzayacaktır. Ama maalesef tarih boyunca bir grup bu büyük sanatı ve yaratılışın en güzel yansıması olan melekuti zarif zevki kirletmiş ve göğün zirvesinden maddeciliğin en alt tabakasına indirgemiştir. Onlar en güzel şiir en yalan olanıdır deyimini yaratacak kadar yalan söylemiştir. Bazen şiiri zalim ve diktatörlerin hizmetine adamış ve az bir ücret karşılığında birçok dalkavukluk ve yağcılıkta bulunmuşlardır ve bazen de ayyaşlık, şarap, rezillik ve rüsvalığın nitelemesinde o kadar ileriye gitmişlerdir ki kalem onları belirtmekten utanç duymaktadır. Bazen de şiirleri ile savaş ateşini tutuşturmuş ve insanları yağma ve katliam yapmak için birbirinin canına düşürmüş ve yeryüzünü günahsızların kanıyla boyamışlardır. Ama bunun karşısında zalime haraç vermeyen, bu melekuti sanatı insanların özgürlüğü için ve temizlik ve takva yolunda ve yağmacılar, hırsızlar ve diktatörler ile mücadele etme doğrultusunda kullanan imanlı ve gayeli şairler de olagelmiş ve övünmeyi hak etmişlerdir. Onlar bazen hakkı savunmak için söyledikleri her beyit ile cennetten kendileri için bir ev almışlardır[7] ve bazen de Ümeyye oğulları ve Abbasiler gibi zalim hâkimlerin nefesleri kestiği zorba dönemlerde “Medaris-i ayat” kasidesi gibi kasideler söyleyerek kalpleri aydınlatmış ve yalan ve sahte perdeleri parçalamışlardır. Sanki kutsal ruh bu şiirleri onların dillerine aktarmıştır. Bazen de aşağılanmış hissine kapılan zulüm görmüş halkaları hareketlendirmek için şiir söylemiş ve hareket, yiğitlik ve heyecan yaratmışlardır. Kur’an onlar hakkında şöyle buyurmaktadır:

 ”إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحاتِ وَ ذَكَرُوا اللَّهَ كَثِيراً وَ انْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ ما ظُلِمُوا.

Enteresan olan şudur, bu gruptaki şairler bazen bir takım ebedi eserler geride bırakmış ve İslam dininin büyük önderleri de bazı nakillere göre onların şiirlerini korumayı halka tavsiye etmişlerdir. Nitekim “Abdi’nin” şiirleri hakkında İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir: Evlatlarınıza Abdi’nin şiirlerini öğretin zira o Allah’ın dini üzerinedir.[8] Bu konuyu Abdi’nin hilafet ve Hz Peygamberin halifesi hakkında söylediği meşhur sözlerinden birisini belirterek sonlandırıyoruz:

Onlar, Allah Resulü kendinden sonra hiç kimseyi imam olarak seçmemiştir, ama biz seçeceğiz dediler.

Biz bir imam seçeceğiz ve eğer o hidayet üzerine olacak olursa ona itaat edecek ve eğer sapacak olursa onu doğrultacağız!

Biz onlara söyledik ki siz bu durumda kendi imamınızsınız. Siz yolunuzu kaybetmişsiniz oysaki biz yolumuzu kaybetmedik.

Biz Rabbimizin Ğadir Hum’da seçtiğini tercih ettik ve ondan hiçbir şekilde sapmayacak ve ayrılmayacağız.

Biz ilahi şeffaf nur üzereyiz. Ey Allah’ım nurumuzu artır ve ayaklarımızı sabit kıl.[9],[10]

Aynı şekilde Şehit Muhammed Sadık Sadr fıkhın bakışında şiir ve şairlik hakkında detaylı açıklamalarda bulunmuştur ve daha fazla bilgi edinmek için oraya müracaat edebilirsiniz.[11] Eminu’l İslam Şeyh Tabersi “El- Adabu’d Diniye Li’l Hazaneti’l Muiniyye” kitabında İmam Rıza’dan bir rivayet naklettikten sonra şöyle demektedir: Özetle belirtilen tüm hususlardan istifade edildiği üzere mukaddes ve saygın zaman ve mekânlarda şiir söylemek mekruhtur.[12] Ve bu hususta var olan sert rivayetler takiye esaslıdır. Konuyu güzel bir şekilde bağlamak için İmam Sadık’tan (a.s) şu rivayeti aktarıyoruz: Şimdiye dek bizim hakkımızda şiir söyleyip de kutsal ruh tarafından teyit edilmemiş kimse yoktur.[13]

 


[1] Şuara Suresi, 224. ayet, ve sapmışlar şairlerin peşinden gidiyor.

[2] İbni Ebi’l Hadid, Şerhi Nehcü’l Belağa, c: 20, s: 461.

[3] Bu hadisi Ehli Sünnet ve Şii âlimleri de içine alan birçok İslam alimi kendi kitaplarında nakletmiştir. (El- Kadir c: 2, s: 9 kitabına müracaat edebilirsiniz.)

[4] Müsnedi Ahmed, c: 3, s: 460.

[5] Müsnedi Ahmed, c: 4, s: 299.

[6] Tefsiri Kurtubi, c: 7, s: 4869.

[7] İmam sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bizim hakkımızda şiir söylerse, Allah onun için cennette bir ev inşa eder.”

 (El- Kadir, c: 2, s: 3)

[8] Nuru’s Sakaleyn, c: 4, s: 71.

[9] Kummi, Abbas, El- Kunye ve’l Elkab, c: 2, s: 455.

[10] Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsiri Numune, c: 15, s: 382 – 386.

[11] Ma Verau’l Fıkıh, c: 10, s: 93.

[12] Bahrani, Yusuf bin Ahmet bin İbrahim, El –Hadaigu’n Nazireti fi Ahkami’l İtreti’t Tahireti, c: 13, s: 164, Naşir Müessesetu’n Neşri’l İslami vabeste bi Camiayı Müderrisin, çapı evvel, Kum, 1405 h.k.

[13] Şeyh Saduk, Uyunu Ahbaru’r Rıza (a.s), c. 1, s: 7, Naşir: Neşri cihan, Tahran, çapı evvel, 1378 h.ş.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ahzap suresinin 37. ayetinin nüzul sebebi nedir?
    29706 تاريخ بزرگان 2011/04/13
    Ahzap suresinin 37. ayeti Peygamber’le (s.a.a) Cahş’ın kızı Zeynep’in evliliği hakkında olup şöyle buyuruyor: ‘An o zamanı ki Allah'ın, kendisine nimet verdiği ve senin de nimetler verdiğin kişiye ‘eşini bırakma ve çekin Allah'tan’ diyordun.’Zeyd bin. Harise azad edilmiş bir köle olup, Peygamber (s.a.a) onu kendisine ...
  • Namahremden suni saç ve suni tırnağı gizletmek vacip midir?
    8495 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    İmam Humeyni hazretleri (kuddise sırıhu) ve diğer değerli merciler şöyle buyurmuşlardır: Kadınlar suni saçları ve gizli (kalması gereken) ziynetleri (bilezik ve gerdanlıklar gibi) de namaz dışında kapatmaları gerekir.[1] Namaz esnasında ise suni olan saçları, ...
  • Kur’an’ın Allah tarafından geldiği söylenirken bundan maksat nedir? Acaba sadece Kur’an’ın muhtevası mı Allah katındandır yoksa lafız ve sözcükleri de Allah tarafından mıdır?
    8389 Kur’anî İlimler 2007/11/01
    Kur’an’ın Allah tarafından olduğu sözü çeşitli aşamalarda söz konusu edilebilir. Her aşama diğerine göre daha derin bir anlamı ifade etmektedir.A. Kur’an’ın anlam ve içeriği Allah tarafındandır.B. Bununla birlikte Kur’an’ın bütün sözcükleri de Allah tarafındandır.C. Bu sözcüklerle oluşan ayetlerdeki bileşimlerde de Allah katından gelmiştir.D. Sureler halinde tecelli ...
  • Mekke’de putperestlik ne zaman ve kimin tarafından başlatıldı?
    35023 تاريخ بزرگان 2011/03/03
    Huzâa kabilesi Allah’ın evinin yöneticiliğini üstlendikten sonra onlardan Amr bin Luhey bu sorumluluğu alan ilk kişi oldu. Luhey’in adı Haris bin Amir’di. Amr, İbrahim (a.s)’ın dinini değiştirdi ve halkı putlara tapmaya tahrik etti. Bir rivayete göre o, Şam’a gittiğinde orada bir grubun putlara tapındığını gördü. Onlar Amr’a Kabe’ye ...
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    166532 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Neden baldızla evlenmenin haram oluşu zamanın değişmesiyle birlikte değişmemektedir?
    14749 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/12/20
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Namaz kılındığında büyük sureleri okumak için bilgisayardan faydalanılabilir mi?
    7527 Kıraat 2010/07/17
    Ayakta namaz kılamıyorsanız ve sandalyede oturarak namaz kılmak zorundaysanız, bilgisayar masasının üzerinde diğer şartlarada riayet etmek kaydıyla namaz kılmanın sakıncası yoktur. Namazda Kur’an’ın uzun surelerini monitörden okumak ise caizdir. ...
  • Kısaca Hz. Nuh (a.s)’ın kıssasını açıklarmısınız?
    10246 نوح 2019/10/21
     Bazı tarihi nakiller ‘Muteşelh’in oğlu ‘Lemek’in Nuh (a.s)’ın babası olduğunu ve ‘Brakil’in kızı ‘Kaynuş’unda annesi olduğunu yazmaktadır.[1]Ayrıca Hz. Nuh (a.s)’ın Hz. Adem (a.s)’ın vefatından 126 yıl sonra doğmuştur. Böylece Hz. Adem (a.s)’ın dünyaya gelmesinden  1056 yıl sonra doğmuş olmaktadır.[2]
  • İnsani Şeytan nedir?
    18475 Eski Kelam İlmi 2008/05/04
    “Şeytan” kelimesi, insan, cin veya herhangi bir türden olan isyankâr, asi ve saptıran varlıklar için kullanılan genel bir isimdir. Kuran- Kerim’de şeytan kelimesi özel bir varlık için kullanılmamış, hatta şer, fitneci ve fesat çıkartan insanlar için de şeytan tabiri kullanılmıştır.Buna göre, İnsani Şeytandan maksat, ilahi emirlere isyan etmeleri sonucu ...
  • Kur’an ayetleri ve celale isimleri taşıyan kullanışsız kâğıtları ne yapmak gerekir?
    6273 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/09/12
    Şeriata göre Kur’an ayetleri ve kutsal isimlere abdestsiz ve taharetsiz dokunulmamalı ve saygısızlık yapılmamalıdır.[1] (Mesela necis edilmemeli ve yakılmamalıdırlar vb.) Ama Kur’an ayetleri ve celale isimleri taşıyan gazete ve kullanışsız kâğıtların kesinkes yok edilmesi veya onları yok etmek için illa ...

En Çok Okunanlar