Gelişmiş Arama
Ziyaret
12168
Güncellenme Tarihi: 2009/12/20
Soru Özeti
Bütün amellerimizi nasıl halis niyetle yerine getirebiliriz?
Soru
Eğer bir kimse, bütün amellerinin halis bir niyetle olmasını istiyorsa; ne yapmalıdır? Nasıl sürekli bu hedefin (amelde ihlâs) farkında olabilir?
Kısa Cevap

İhlâs; yapılan her işte ve kullukta asıl hedefin, başkalarının değil de Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmak için olmasıdır. Bunun için öncelikle ihlâsa mani olan şeyleri yani; riyakârlığı, dünyaya bağlılığı ve şeytanın vesveselerini ortadan kaldırmak gerekmektedir. Sonra imanı güçlendirme, Allah-u Teâlâ’yı tanıma, ihlâsın değeri ve ihlâssız olmanın zararları hakkında düşünme, gizlisini ve zahirini bir tutma, kulluğunda kendini küçük görme ve dua etme yoluyla ihlâsını artırmalıdır.

Ayrıntılı Cevap

Allah-u Teâlâ’ya kullukta, ihlâsın nasıl elde edilebileceği sorusuna en açık cevap, aşağıdaki konuların bilinmesine bağlıdır:

İhlâsın tanımı, ihlâsın dereceleri, ihlâsın engelleri ve ihlâsa ulaşma yolları

1) İhlâs[1], yani işleri yapmadaki asıl gayenin, Allah-u Teâlâ’nın dışındakilere değil sadece O’nun rızası ve O’na olan kulluğa uygun olmasıdır.

2) Kulluğun ve ihlâsın dereceleri[2], niyetin derecesine bağlıdır. Çünkü kulluk, ilahi azaptan korunmak, ilahi sevaplara ulaşmak, itaatsizlik ve isyandan dolayı âlemlerin yaratıcısından utanma, Allah’ın vermiş olduğu sayısız nimetlere şükretmek, manevi kemallere ulaşmak, Allah’ın ibadet edilmeye layık olması ve Allah’a olan sevgi ve muhabbetten dolayı olabilir.

Bu derecelerden her birisine şu isimlerden birisini verebiliriz: Korkudan yapılan ibadet, ticaret amacıyla ibadet, utanmadan kaynaklanan kulluk ve son olarak muhabbet ve aşktan kaynaklanan ibadet ve kulluk. Tabii ki bu dürtülerin bazıları bir arada bir kimsede olabilir.

3) Kullukta ihlâslı olmanın engelleri:

İhlâs âlemine ve derecelerine girmek ve başlamak için engeller vardır. Aşağıda bu engellerin en önemlilerine kısaca işaret edeceğiz:

—Riyakârlık

—Dünyaya bağlılık

—Şeytan

Riyakârlık: Allah’a olan kullukta insanların çoğunun duçar olduğu en çok ihlâssızlık hususları, kendini beğenme ve şöhret ve makam isteğinden dolayı riyakârlık ve diğerlerinin ilgisini çekmektir.

Riyakârlıktan kurtulmanın yolu, riya yapan kimsenin, insanların gözünde sürekli kalamayacağını bilmesi ve bunun yanında diğerlerinin gözüne hoş gözükse dahi, bunun kendisine ne gibi bir faydasının olduğunu düşünmelidir. Gerçek fayda ve zarar Allah-u Teâlâ’nın elindedir.

Dünyaya bağlılık: Dünyaya bağlı olmak, insanın bütün hayatının ve hatta Allah’a olan kulluğunun dahi dünyadan daha fazla faydalanmasına vesile olsun diye yapmasına neden olur.

Dünyaya bağlılıktan kurtulmak için dünyayı tanımaya çalışmalıdır. İnsanların huzursuz, sıkıntılı ve bedbaht olmalarının nedeni çok çabuk geçen dünya hayatı için çaba sarf etmektir. İnsanın çeşitli ihtiyaçları vardır ve dünya bu ihtiyaçları karşılamaktan acizdir.

Şeytan: Riyayı, dünyayı ve her türlü kötülük ve pisliği insana güzel ve sevimli gösteren şeytandır.[3]

Şeytanın nüfuz etmesini engellemek için, şeytanın Hz. Âdem (a.s.)’in cennetten yeryüzüne inmesine neden olduğu ve kötülüklerin ve zararların onun işi olduğu düşünülmelidir.

4) İhlâslı olmanın yolları:[4]

—İmanı güçlendirmek ve Allah’ı tanımak: Allah-u Teâlâ’ya, O’nun sonsuz sıfatlarına, özellikle kulluk ve övgüyü O’na has kılan sıfatlarına olan iman; şirk koşmaya, küfre, nifaka ve onun bütün kısımlarına yer bırakmaz. Allah-u Teâlâ’yı bütün sıfatlarıyla tanımak, dünyevi ve uhrevi azaba duçar olmak veya Allah’ı mülakat edememek düşüncesinden dolayı insanda korku, alçakgönüllülük ve kendinden geçme halini oluşturur. Sonuç olarak bu tanımanın ölçüsüne göre korku ve ihlâs derecesi hâsıl olur.

—İhlâslı olmanın değeri hakkında düşünmek:

İhlâs, Allah’ın ilahi dinlere inanma emri[5], Allah-u Teâlâ’nın sevgili kullarına olan gizli nimetleri[6], âlemlerin yaratıcısını mülakat etme[7], kıyamet gününde hesaba çekilmekten kurtulma[8], ahretteki sonsuz sevapları kazanma[9] ve şeytanın insana olan etkisinden korunma[10] sebebidir.

—İhlâssız olmanın zararları hakkında düşünmek:

İhlâssız olma ve riyakârlığın eserleri hakkındaki rivayetlerin genelinden[11] bu sıfatların, bir çeşit şirk, küfür, nifak, Allah’ı aldatma, Allah’ın gazaplanma sebebi ve amellerin, şefaatin ve duanın kabul engelleri olduğu anlaşılmaktadır.

—Kulluğun gizlide ve açıkta bir olması: Bu uyum, diğerlerinin görmesi onun kulluğunda etki etmeyecek şekilde olmalıdır.

—Kulluğu, her yönüyle yerine getirme:

Bütün farzlarda, haramlarda, sünnetlerde, mekruhlarda ve hatta mubahlarda Allah-u Teâlâ’nın emrine uyulmalıdır. Hem namaz kılıp hem de gıybet veya haset etmemelidir ve diğer inançsal ve ameli konularda da buna dikkat etmelidir.

—Kullukta küçüklük ve acizlik duygusunu hissetmek:

İnsan, ihlâslı olması ve kulluğu yapmasıyla beraber kendisini, Allah’a gereğince ve ihlâsla kulluk etmekten aciz görmelidir. Çünkü peygamberler ve evliyalar ihlâsın en üst derecelerine sahip olmalarına rağmen, dualarında kendilerini, Allah-u Teâlâ’ya hakkıyla ibadet etmekten aciz görmekteydiler. Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyurmaktadır: “Sana layık olduğun gibi ibadet edemedik.”[12]

—Dua etmek:

Dua, dünyevi ve manevi dert ve sıkıntıların çözülmesi için bir vesiledir. İnsanın bazı istek ve hedefleri dua ve kulluktan başka bir şeyle elde edilemez. Allah’a olan kullukta ihlâslı olmaktan daha büyük bir hedefimiz ve ihtiyacımız olabilir mi? İmam Zeynelabidin (a.s.), Allah-u Teâlâ’dan kullukta ihlâslı olmayı istemektedir: “Sonra da bütün bunları, riyakârların gösterişinden ve ün tutkunlarının ün hevesinden arındır ki, işlerimizi yalnızca senin için yapalım; senden başka bir amacımız olmasın.”[13]


[1] Ahlak, irfan ve tefsir kitaplarında çeşitli görüşler ve ihlâsın derecelerine göre tanımlar yapılmıştır. Örneğin; Mi’rac-us Saadet, s: 486; Kimya-i Saadet, c: 2, s: 453; Kırk hadis şerhi, İmam Humeyni, s: 238; Urvet-ul Vuska, Seyit Muhammed Kazım Tabatabai, c: 1, s: 472 ve El-Mizan, Allame Tabatabai, Bakara suresi 264. ayet, Nisa suresi 38 ve 142. ayet, Enfal suresi 47. ayet ve Maun suresi 6. ayet.

[2] İhlâsın dereceleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için şu kaynaklara başvurabilirsiniz: Merhum Mustafevi’ye ait olan Usul-u Kâfi’nin şerhi ve tercümesi ve Allame Seyit Mehdi Tabatabai’nin Seyr-i Suluk kitabı, merhum Seyit Muhammed Hüseyni Tahrani’nin şerh ve önsözüyle birlikte.  

[3] “(İblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!” (Hicr Suresi, 39. ayet) ve şeytanın yaptığı işlerle ilgili diğer ayet ve rivayetler.    

[4] İhlâslı olmanın yolları yukarıda zikredilen kitaplarda ve diğer ahlak kitaplarında bulunmaktadır.

[5] “Hâlbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu.” (Beyyine Suresi, 5. ayet)   

[6] Mi’rac-us Saadet, Kutsi Hadis, s: 489.

[7] Aynı kaynak.

[8] “Müstesnâ Allahın ıhlâslı kulları” (Saffat Suresi, 128. ayet)   

[9] “Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir. (Bu azaptan) Ancak Allah'ın hâlis kulları istisnâ edilecek.” (Saffat Suresi, 39 ve 40. ayet) 

[10] “Ancak içlerinden ıhlâs verilen kulların müstesnâ” (Hicr, Suresi, 40. ayet)   

[11] Bu rivayetlerin hepsi zikredilen ahlak kitaplarında geçmektedir.

[12] Bihar-ul Envar, c: 68, s: 23.

[13] Sahife-i Seccadiye, 44’üncü dua.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ayetullah Hamenei’nin fetvasına göre akşam ve yatsı namazı ne zaman kaza olur?
    12055 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/07/13
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • geçici nikahın aktı için kullanılan lafızlar nelerdir? Şartları ve Hükümleri nasıldır?
    8397 Evlilik Hutbesi 2015/05/03
    Geçici nikâhın aktini okumak için birkaç şart gereklidir: Aktin sıgasını okumak; şöyle ki süreli akitte bayan ve erkek’in rızası tek başına yeterli değildir. Belki bunun yanı sıra akit için okunan has lafızların okunması şarttır. İhtiyati vacip gereğince aktin sıgası sahih Arapça ile ...
  • Alkol veya jelâtin taşıyan çikolata ve ürünleri yemenin hükmü nedir?
    22394 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Belirtilen sorunun şerî cevabını elde etmek için büyük mercilerden (Allah onları korusun) fetva sorduk ve kendilerinin verdiği yanıtları aşağıda aktarıyoruz: Hz. Ayetullah Uzma Hamney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu: Genel olarak aslında sarhoş edici sıvılar kısmından olduğu belli olmayan alkoller temiz hükmündedir. Bunlarla karışmış olan sıvılardan yararlanmak ...
  • İranlılar, Ömer’in eliyle mi Müslüman olmuştur?
    17688 تاريخ بزرگان 2012/01/18
    Eğer tüm İranlıların Ömer’in hâkimiyeti döneminde Müslüman oluşu kastediliyorsa, bu ihtimal kabul edilir değildir; zira İran Arap ve Müslümanlar tarafından fethedilmeden önce bir grup İranlı diğer ülkelerde bulunuyordu ve onlar İslam’ın doğuşunun ilk yıllarında Müslüman olmuştu. Ama Ömer’in hâkimiyeti döneminde İslam’ın İran’a girmesi ve Müslümanların davranışları nedeniyle bazı İranlıların ...
  • Cumartesi gününde ihtiyaçtan dolayı balık tutan bir şahsın cezası maymun olmak mıdır?
    44811 Tefsir 2012/05/16
    İsrail oğullarının şeklinin değiştirilmesinin salt gelir elde etmek için balık tutmaları olmadığı bilinmelidir; çünkü bu iş günah değildir ve şeklin değişmesi gibi bir neticesi de bulunmamaktadır. İslam’ın mantığında Allah katında bu amel ibadet sayılmaktadır. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Ailesinin rızkını sağlamak için çalışan ve çaba gösteren ...
  • Niçin Hz. Mehdi (a.s) gaybet döneminde insanların hidayeti için bir kitap te'lif etmiyor?
    11544 Eski Kelam İlmi 2011/05/23
    Şimdi gaybet döneminde yaşıyoruz; bu dönem genel naiplerin dönemidir. Bu dönemde Şia'nın hidayeti gerekli şartları haiz Şia'nın büyük fakih ve alimlerinin üzerinedir. Ama bu dönemde Hz. Mehdi'nin insanların yararlanmaları için niçin bir kitap telif etmediği konusuna gelince bunun çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin:
  • Cabir b. Efleh kimdir?
    6185 تاريخ بزرگان 2011/08/17
    Cabir b. Efleh-i İsmailî beş ve altıncı asırdaki İspanyalı gökbilimcilerinden olup “Kitabu’l-Hayat Fi Islahi’l-Mucesta” kitabının yazarıdır. O, muhtemelen Sivil’de (İşbiliye) dünyaya gelmiştir; zira bazı yazarlar ve özellikle de Cabir’in oğluyla tanışık olduğunu belirten Musa b.Meymun (529-600) ve Betruci onu İşbilî olarak adlandırmışlardır. Bazen Cabir b. Efleh’in adı başka şahıslar ...
  • Kur’an kıraatinin batini adabından kasıt nedir?
    9081 Kur’anî İlimler 2012/05/12
    Kur’an’ın İslam Peygamberinin ebedi mucizesi ve yüce Allah’ın kelamı olması itibari ile, İslam’ın başından beri Müslümanlar arasında özel bir saygı ve değere sahiptir. Müslümanlar, Kur’an ayetlerine teveccühle ve Peygamber Efendimizin (s.a.a) tavsiye ve hadisleri doğrultusunda, hatta bu semavi kitabın kıraatinde bile şu ana kadar eşi görülmemiş bir ...
  • Hangi kaynaklarda hüküm ve yaratıkların hikmeti beyan edilmiştir?
    7257 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Esasen her hikmeti bilmek mümkün değildir; zira Yüce Allah bazı maslahatlar uyarınca birçok konuyu insana bildirmemiştir. Beyan edilenler hususlar da çok geniştir ve onların tümünü elde etmek ve bilmek herkes için müyesser değildir. Bu sebeple ve ömür ve fırsatın sınırlı olmasına binaen en faydalı ...
  • Yok olmak mümkün mü?
    12558 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2009/08/25
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...

En Çok Okunanlar