Gelişmiş Arama
Ziyaret
13008
Güncellenme Tarihi: 2010/12/18
Soru Özeti
Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl konu edilmiş?
Soru
Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl işlenmiş? (Ve) ilgili ayet ve sure zikir edilsin.
Kısa Cevap

Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpte bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.

Kalpsel itminan ile imanın farkı:

Bazen insan ilmi ve mantıksal delil ve burhan ile bir şey hakkında yakine varması olanaklı ve bu delille aklını razı edebiliyor, ama kalbi itminan, huzur ve rahatlık kendisi için gerçekleşmeyebiliyor. Ama eğer ilmi ve mantıksal delille ispatlanmış şey hakkında kapsal itminan gerçekleşirse bu itminan, kalpsel ve zihinsel huzur ve rahatlık meydana getiriyor. Bir rivayette bu sorunun aynısı imam Rızadan (a.s.) soruldu: acaba Hz. İbrahim'in kalbinde şek ve şüphe mi var idi? İmam Rıza (a.s.) şöyle buyurdu: "hayır! İbrahim (a.s.) yakin sahibi idi. (Ancak) O Allahtan onun yakinini daha da fazlalaştırmasını istedi".

Ayrıntılı Cevap

Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir[1]. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpsel bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.[2]

Kalpsel itminan ile imanın farkı:

Bazen insan, ilmi ve mantıksal delil ve burhan ile bir şey hakkında yakine varıyor ve bu delille aklını razı edebiliyor, ama kalbi için itminan, huzur ve rahatlık gerçekleşmeyebiliyor. Ama eğer ilmi ve mantıksal delille ispatlanmış olan şey hakkında kapsal itminan gerçekleşirse bu itminan doğrultusunda kalpsel ve zihinsel huzur ve rahatlık meydana geliyor. Böylece çeşitli vesvese ve vahimlerin kalbine ve zihnine girmeleri engelleniliyor. Zira gerçekleşen bu itminan ile vesvese ve vahimleri kalbe ve zihne götüren tüm yollar kapanıyor. Örneğin: hepimiz ölmüş bir kimseden hiçbir faaliyet gerçekleşemeyeceğini yakinle biliyoruz. Bunu delil ve burhanla kabul etmişiz. Ama bu yakin canımızın derinliğine inmediği için meyyit olan bir kimseden, özellikle gece vakitlerinde korkuyoruz. Ama işleri gereğince sürekli meyyitle uğraşan kimseler ise hiçbir zaman ölü kimseden korkmuyorlar.[3] Buna binen şuhut derecesine ulaşmış bir kimsenin kalbi ancak huzur ve sükûnet bulabiliyor. İbrahim, (a.s) da yeniden diriliş anlamında olan bisete (yeniden dirilme) ve yeniden dirilmeye kâmil ve halis bir şekilde iman etmişti ve kalbinde hiçbir şekilde şek ve şüphe yoktu, ama kendisi kalpsel itminana yetişmek istedi.

Bir rivayette bu sorunun kendisi imam Rızadan (a.s.) soruldu: "acaba Hz. İbrahim'in kalbinde şek ve şüphe mi vardı? İmam Rıza (a.s.) şöyle buyurdu: hayır! İbrahim (a.s.) yakin sahibi idi. O Allahtan onun yakinini daha da fazlalaştırmasını istedi".[4] Has zihniyetlere sahip olan bazı kimseler kendi kendine şöyle bir düşünceye kapılıyorlar: Hz. İbrahim şek ve şüphe içinde idi, dolayısıyla biz de şek ve şüphe edebiliriz ve edersek de mazuruz. İman veya yakine ulaşamadığımız zaman zararı yoktur. Ama bu tür zihniyetler rivayetlerde kınanmış ve batıl zihniyetler olarak tanımlanmışlardır. Bir rivayette şöyle nakil edilmiştir: "şahsın birisi imam Musa Kazıma (a.s.) bir mektupta şunu yazmıştı: Hz. İbrahim (a.s.) Allah u Teâlâ'dan şöyle bir talepte bulunmuştu: "Allah'ım nasıl ölüleri dirilteceğini bana göster. Ben de şek ve şüphe içindeyim, dolayısıyla ben de (şek ve şüphelerimi giderecek) bir şeyleri bana göstermenizi istiyorum". İmam Musa (a.s.) bu şahsın cevabında şöyle buyuruyor: "İbrahim (a.s.) mümin idi ancak o sadece imanının artmasını istemişti. Ama sen ise şüphedesin. Şüphede olan kimselerde hayır yoktur".[5]

Dolayısıyla insan "usul-i din", itikat-i ve iman etmesi gerekir türden olan meseleler hakkında yakin sahibi olması gerekir. İman getirmek ve yakine ulaşmak için burhansal ve delile dayalı yollar söz konusudur. Bu yollara insan başvurması gerekir ki, artık kendisi için bu konular noktasında şüphe ve tereddüt kalmasın. Ortaya atılan şüpheleri kendinden uzaklaştırmak için de âlimlere müracaat edebilinir.

Her halükarda kuranı kerimin ayetlerinde birazda olsa tefekkür eder ve derine inersek şu hakikate varabiliyoruz ki; hekim ve adil olan Allaha, hakeza ahirete, cennete, cehenneme olan imanı güçlendirir onun gölgesinde ruhsal ve psikolojik türünden olan tedirginlikleri gidermek zor değildir. Günlük olarak beş vakit namaz kılma gibi ibadet türünden olan ameller de insanın bu merhaleye kavuşması için planlanmış ve programa alınmıştır. Mümin Allahın lütuf ve yardım elinin peyderpey üzerinde his ettiğini gördüğü zaman artık kalbine korkunun, ıstırabın ve hüznün girmesine izin vermez. Allah u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz"[6] Allah u Teâlâ bu ayeti kerime de şunu buyurmaktadır: ey insan eğer Allah ile birlikte olursan yeryüzünün ve gökyüzünün tüm güçleri senin güdümündedir ve Allah u Teâlâ senin tüm sorunlarından, ihtiyaçlarından ve musibetlerinden haberdardır. Senin itaatlerinden, çabalarından ve kulluk görevini yerine getirdiğinden haberdardır. Bu ilahi vaatlere iman getirmekle insanın kalbindeki huzur, vücudunun her tarafını sarmaması mümkün müdür? Böyleli bir yöntem ve marifet insanda oluştuğunda kesinlikle, insanın psikolojik huzursuzluğuna ve ıstırabına neden olan bütün nedenler insanın kalbinden ve ruhundan güç edip giderler.



[1] "el-imanu et-tesdiku. zıdduhu et-tekzibu", (İBNİ MANZUR, Muhammed b. Mukrem, "lisanu'l-arap", Beyrut: naşır daru sadır, baskı: 3, 1414 hk., c. 13, s. 21).

[2] KULEYNİ, "Kafi" tahran; daru'l-kutubul-islamiye, 1365, hş., c. 2, s. 27, hadis no: 1, imam sahdık şöyle buyurmuş: el-iman hıve hghrvhv bil-lisan ve akdun fil-kalb ve amelun bil-erkan", iman ve iman ile islamın ve ilim arasında var olan fark ile alakalı daha fazla bilgi edinmek için bkz. Nemaye: "İslam ila imanın şarları, no: 1311, (sayt: 1343).". ve "farki iman ve ilm no: 5382 (sayt: 5651)".

[3] ŞİRAZİ, Nasır Mekarım, "tefsir-i Nümüne", Tahran: darul-kutubul-ilamiye, bas. 1, 1374 ş. c. 2, s. 304.

[4] ARUSİ HAVBEZİ, Abdu Ali b. Cuma, "nuru's-sakaleyn" Beyrut: naşır müesesei't-tarihi'l-arabi, baskı 1, 1412 h., c. 1, s. 330.

[5] Age. c. 1, s 336.

[6] Vela tehinu vela tahzenu ve entumul-aalevne in kontum müminin, (ali İmran, 139).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar