Gelişmiş Arama
Ziyaret
12933
Güncellenme Tarihi: 2012/06/19
Soru Özeti
Akli Burhan ile Fıkhi Kıyas arasındaki fark nedir?
Soru
Akli Burhan ile Fıkhi Kıyas arasındaki fark nedir?
Kısa Cevap

Fakihler nezdinde kıyas ıstılahı, mantık ve felsefedeki “temsil” (analoji) ıstılahıyla aynıdır. ”  kıyas ve temsilden maksat birinci şeyin hükmünü ikinci bir şeye, iki şeyde nitelik benzerlik olduğundan dolayı sirayet etmektir.

Burhan, mantık ilminde “kıyas” türlerinden bir ıstılahtır ki yakini mukaddimelerden (öncül) oluşur ve verdiği netice de yakinidir.

Şia, İmamlarını (a.s.) takiben baştan beri fıkıhsal kıyasa şiddetli bir şekilde muhalefet etmiş. İmamların (a.s.) fıkıhsal kıyasa karşı çıkmalarının temel delili şudur ki hükümlerin teşri edilmesine neden olan illete ve felsefeye ulaşmak fakihlerin işi olmamasıdır. Bu nedenle temsil yöntemiyle gözetilen müşterek unsurun hükümlerde keşfedilmesi kesin olamaz. Dolayısıyla bu doğrultuda verilen hükümler Allahın hükmü olamazlar.

Ayrıntılı Cevap

Felsefe ve Mantıkça Akli Burhan

Burhanın dakik tarifine varabilmek için mantık ilminde istidlali üç kısma ayrıldığına dikkat etmek lazım: “Temsili istidlal”, (tikelden tikele varım =Analoji) “kıyassal istidlal”, (tümden tikele varım = dedüksiyon), “istikra’i istidlal” (tikelden tüme varım = endüksiyor).

Temsili İstidlal (Analolji)

Bu istidlal türünde iki şey bir nitelikte müşterek olduğundan dolayı biricisinin hükmü ikincisine sirayet ettiriliyor. Fıkıhta bu tür istidlale kıyas dinir. Dikkat edilmesi gerekir ki bu kıyas mantık ilminde var olan kıyastan farklıdır. Burhan konusunu açıkladıktan sonra temsilin fıkıhtaki konumu daha fazla açıklamaya çalışacağız.

Kıyassal İstidlal (Dedüksiyon):

Açıklandığı gibi istidlalin bir diğer türü “temsili istidlal”den farklı “kıyassal istidlaldir”. Bu istidlal de kendi arasında kaç kısma ayrılıyor. Bu türden olan kıyasta eğer tarafı ikna etmek için yakini mukaddimelerden (öncüller) istifade edilirse ona “burhansal kıyas”, eğer kabul etmiş olduğu kabullerden (müsellemat) istifade edilirse “cedel”, eğer meşhurlardan istifade edilirse ona “hitabe”,  eğer iddiayı ispatlamak için hayallerden istifade edilirse “şiir” diniliyor. Mugalata (demagoji) da kıyasın bir diğer kısmı olup fasit bir kıyastır. Fasit oluşu ya madde cihetiyle ya suret (form) cihetiyle veya her iki cihetledir.

Burhanın konumu ve burhanın temsile (analolji) olan oranı tanındıktan sonra burhanın kıyassal bir istidlal türü olduğu çok net bir şekilde açıklanmış oldu. Yani mukaddimesi yakini şeylerden şekilleniyor. Ama temsilde yani fıkıh ıstılahında kıyas olarak bilinen kıyas da mantıktaki kıyas türünden farklı bir istidlal türüdür. Mantık ıstılahında zikir edilen kıyas türlerine; burhan, cedel, şiir, hitabe ve mugalata şeklinde olan kıyas türlerine “beş sanat” denilmektedir. Dikkate şayandır ki felsefede kabul görülen tek istidlal türü “burhan” olarak bilenen (öncüleri yakini olan) burhandır.

Fıkıhsal Kıyas

Fakihler ıstılahınca kıyas mantıktaki temsil (analoji yani benzetimli akıl yürütme)dir.  Yani felsefe ve hikmetin (tahminle) bir konu hakkında elde etmiş olduğu hükmü, benzer yerlere sirayet ettirmektir.[1]

İstinbatta Fıkıhsal Kıyasın Kaynağı

Şia anlayışında fıkıh kaynakları kur’an, sünnet, icma ve akıldır. Ehlisünnet arasında “ehli rey ve kıyas ehli” olarak meşhur olan bazıları, kur’an, sünnet, icma ve akılın yanı sıra kıyası da hüccet saymışlardır. Bunların maksadında olan kıyas tarifi mantıktaki temsilin aynısıdır.

Ehlisünnetin dört imamlarından bu anlamdaki kıyası kabul etmekle çok meşhur olan kimse Ebu Hanife’dir. Ehlisünnetin kıyasa yönelmesinin nedeni bazı tarihi meselelere dönüyor ki pratik olarak ehlisünnetin elini ehlibeytin zengin mirasından uzaklaş olmasıdır. Şehit Mutahhari ehlisünnetin kıyasa yönelmesinin nedeni hakkında şöyle diyor:

“Ehlisünnet pratik alanda İslami hükümlerde bir eksiklikle karşılaşıyor. Bir meseleyle karşılaşıyorlardı ve karşılaşmış oldukları mesele hakkında kur’an’da hükmünün beyan edilmediğini görürlerdi. (Nakil edilmiş miktardaki) sünnete müracaat ediyorlardı sünnette de söz konusu meselenin hükmünün beyan edilmediğini müşahede edince, hükümsüz da bırakılamayacağına göre bu meselenin hükmü belirlenmesi gerekiyor ama hangi bir yöntemle ve nasıl? İşte bu doğrultuda çare olarak kıyas yapma yöntemini ortaya atılar. Kıyas yani kur’an’da veya sünnette hükmü belirtilmiş olan bir meselenin hükmünü, hükmü belirlenmemiş olan söz konusu meseleye, ikisi arasında var olan benzerlikten dolayı sirayet ettirmektir. Yani kuranı kerimde falan meselenin hükmü belirlenmiş ama karşılaştığımız meselenin hükmü ise belirlenmemiştir. Ancak ikisi arasında şu nitelikte bir benzerlik vardır. Dolayısıyla hükmü belirlenmiş olan meselenin hükmü ona benzer olan meselenin de hükmüdür kararlaştırıyorlar. Peygamberin (s.a.a) falan meselede şu hükmü şu illet ve nedenden dolayı olabilir, aynı neden burada da var olmaktadır. O halde burada da aynı hüküm vardır diyorlar.  Buradaki hüküm, “olabilir ve şayet” esasına bina edilmiştir. Bunun yanı sıra sünnetin yeterli olmadığı yerler bir ve iki mesele değildi. İslam dünyası özellikle Abbasiler döneminde çok genişlemişti. Farklı şehirler ve ülkeler fetih edilmiştir. İhtiyaçlar aralıksız mesele yaratıyorlardı. Kitaba ve sünnete bakarlardı bu meselelerin hükmünün belli olmadığını görürlerdi. Dolayısıyla sürekli kıyas yaparlardı. Bu doğrultuda iki fırka şekillendi; birsi kıyasa karşı diğeri kıyası kabul etti. Malik b. Enes (kendi ömründe sadece iki meselede kıyas yaptığı söylenmektedir) ve Ahmet b. Hanbel karşı idiler. Diğer fırka kıyasın önünü açtı yedinci göğe kadar gitti. Ebu Hanife gibi. Ebu Hanife şöyle diyordu: peygamberden nakledilen bu sünnetler gerçekten peygambere (s.a.a.) ait olduğu kesinlikle güvenilir değildir ve bu doğrultuda şöyle deniliyor ki Ebu Hanife şöyle demiş: Sadece on beş hadis benim için peygambere (s.a.a.) ait olduğu kesin olarak sabit olmuş, diğerleri sabit olmamıştır. Bu nedenle Ebu Hanife hadislerin Peygambere ait olduğu sabit olmadığı yerlerde kıyas yapıyordu”.[2]     

Istınbatta Fıkıhsal Kıyasın Yeri

Şia, İmamlarını (a.s.) takiben baştan beri fıkıhsal kıyasa şiddetli bir şekilde muhalefet etmiş. İmamların (a.s.) fıkıhsal kıyasa karşı çıkmalarının temel delili şudur ki hükümlerin teşri edilmesine neden olan illete ve felsefeye ulaşmak fakihlerin işi olmamasıdır. Bu nedenle temsil yöntemiyle gözetilen müşterek unsurun hükümlerde keşfedilmesi kesin olamaz. O halde fıkıhsal kıyasa dayanarak istihraç edilen her hüküm nakıs olabilir. Bazı rivayetlerde imam Sadık’ın (a.s.)Ebu Hanife ile yapmış olduğu münazarada kıyasın konumuna ve değerine işaret edilmiş. Burada kısa bir şekilde ona değineceğiz.

İmam Sadık (a.s.) Ebu Hanife’ye şöyle buyurdu: “Oruç ve Namazdan hangisi Allah katında daha önemli ve büyüktür? Ebu Hanife, namaz daha büyüktür diye cevap Verdi. İmam şöyle dedi: o halde neden kadın hayız olduğu dönemde kılmadığı namazı kaza etmekle mükellef değildir ama tutmadığı orucu kaza etmekle mükelleftir? (Normalde eğer kıyasla cevap vermeye kalkışırsan namaz daha önemli olduğu için namazı kaza etmesi gerekiyor demen lazım). Yine şöyle buyurdu: İdrar mı kötü yoksa meni mi? Ebu Hanife idrar kötüdür şeklinde cevap verdi. Senin kıyasına göre idrar için gusül yapılması gerekir meni için değil. Oysa Allah meni için guslü karar kılmış. Sonra hükmün illetini beyan ederek şöyle buyurdu: meni ihtiyari ve bedenin tüm yerlerinden ve kaç günde bir sefer geliyor ama idrar zorunlu ve günde kaç defa insandan çıkıyor”.[3]       

 


[1] RIZAYİ, Muhammed ali, “Pejohişi Der İcaz Kur’an”,, Reşt: İntişarati Kitabi Mubin”, 1381, Şemsi,, s. 85.

[2] Mutahhari, Murtaza, “Mecmuayi Asar”, Tahran: İntişarat-i Sadra, s. 85.

[3] Bkz. MECLİSİ, Muhammed Bakır, “İhticacat”, farça Tercümesi: Musa Husrevi, Tahran, İntişarati İslami, 1379, Şemsi, c. 2, s. 119.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Tütün (sigara ve nargile içmek) kullanmanın hükmü nedir?
    9773 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/30
    Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin (ömrü uzun olsun) belirtilen soru hakkındaki görüşü şudur: “Tütün kullanmak, zararlı olması nedeniyle mutlak olarak haramdır.” Belirtmek gerekir ki; Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin tütün kullanımının haram olduğuna değin fıkhî fetvasının delili onun zararlı olmasıdır ve Ayetullah Mekarim Şirazi’nin fetvasının fıkhî dayanağı da tütünün zararlı ...
  • Nur ayetinin nitelikleri nelerdir?
    29087 Kur’anî İlimler 2011/06/20
    Kuran amel kitabıdır. Kuranı okumak tefekkür ve iman için bir başlangıçtır. Bu da yine muhtevasına amel etmek için bir vesiledir. Büyük mükâfatların bütünü buradan ve bu şartlarla tahakkuk bulur. Tüm surelerin okumasında hem dünyevi hem uhrevi eserler vardır. Masum imamlar (a.s.) tarafından her surenin fazileti beyan edilmiştir. ...
  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    537758 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba Ehlisünnet ile Şia arasında münazaraların yapılmasına taraftar ve teyit ediyor musunuz?
    8616 Eski Kelam İlmi 2011/07/24
    Semavi dinler, özellikle İslam dini diyalog ve görüş alış verişinin yapılmasına önem vermiş/vermekte ve buna has bir ilgi göstermiş ve göstermektedir. Zira dinin temel hedefi insanları saadete tekâmüle ve doğru yola, doğru bir şekilde hidayet etmektir. Bu hedef ve maksadın gerçekleşmesi sadece ve ...
  • Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl konu edilmiş?
    13075 Tefsir 2010/12/18
    Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpte bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.
  • Başörtüsünü açmanın ve takma saçtan istifade etmenin hükmü nedir?
    8256 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Takma saç ziynettir ve örtünmesi gerekir.  Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Müslüman ve dindar kızlar yüksek öğrenim derslerini okumadıkları takdirde sadece ...
  • Regaip gecesi veya Recep ayının diğer gecelerinde cemaat namazlarına katılmak mı daha faziletlidir yoksa namazları ferdi olarak yerine getirmek ve müstehap namazları kılmak mı?
    6387 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Bu konuda şu cevap taklit mercilerinin fetva bürolarından alındı:Ayetullah Uzma Hamenei:Her iki fazileti kazanmaya çalışabilirsiniz hem cemaat namazlarına katılın hem de müstehap namazları cemaatten sonra yerine getirin.Ayetullah Uzma Sistani: Cuma ve ...
  • Kur'an-i Kerim "Açık kitap nazil ettik. Bu ayetteki açık kelimesinden maksat nedir?
    9803 Tefsir 2011/07/23
    Açık (mübin) Kur'an'ın bir sıfatıdır. Kur'an'ı bu şekilde vasıflandırmakla onu halka daha fazla tanıtmayı hedef almaktadır. Onun diğer semavi olan ve olmayan kitaplara olan üstünlüğünü açıklıyor. Çünkü hiçbir kitabın emir ve programları Kur'an gibi açık değildir.Kur'an'da sürekli çeşitli ayetlerde bu Kur'an'ı nazil ettiğini açıklaması hidayet nimetini insanlara hatırlatmak içindir.
  • İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesi nedir?
    13864 Eski Kelam İlmi 2010/12/22
    İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesini anlamak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:1. Kur’an değişik ayetlerde yüce insanlar ve din evliyalarının erdem ve ulvî sıfatlarını diri tutmayı vurgulamıştır.2. Yüce şahsiyetli Şia imamları (a.s) Kerbela hadisesini diri tutmak için matem merasimleri düzenlemeyi, ağlamayı ve ağlatmayı, şairlerin mersiye ...
  • İmam Zeynel Abidin (a.s)‘ın kısa biyografisini beyan eder misiniz?
    3581 امام سجاد ع 2020/01/19

En Çok Okunanlar