Gelişmiş Arama
Ziyaret
11216
Güncellenme Tarihi: 2012/05/12
Soru Özeti
Kanaat hayatta ne gibi eserleri peşinden getirir ve hayatta onunla cimriliği nasıl birbirinden ayırt edebiliriz?
Soru
Kanaat hayatta ne gibi eserleri peşinden getirir ve hayatta onunla cimriliği birbirinden nasıl ayırt edebiliriz?
Kısa Cevap

Kanaat lügatte ihtiyaç duyulan eşyalardan daha azıyla yetinme ve şahsın nasibinde olan şeye razı olması manasına gelmektedir. Kanaat kelimesi bazen hadislerde mutlak razılık manasına da kullanılmıştır. Kanaat ve cimrilik arasındaki farka gelince şunları söylemek gerekir: Kanaat daha çok ferdi ahlakta geçmekte ve hayattaki potansiyellerden düzenli bir şekilde yararlanma, masraf ve harcamalarda aşırılıktan sakınma ve her ne kadar az olsa da ilahi nimetlere razı olmakla alakalıdır. Cimrilik ise toplumsal ahlakla ilişkili olmakta ve bir insanın, başkalarının yardımına koşacağı ve kendi mali ve itibari imkanatlarını toplumun ihtiyaç duyduğu masraflarda kullanacağı yerde cimrilik yaparak harcamada bulunmaktır.

Ayrıntılı Cevap

Kanaat konusuna girmeden önce kanaat kelimesinin lügat ve ıstılahı manası ve onun cimrilikle olan farkını inceledikten sonra onun değer ve eserlerine değineceğiz:

Kanaatin Manası ve Onun Cimrilikle Olan Farkı

A. Kanaatin Manası: Kanaat lügatte ihtiyaç duyulan eşyalardan daha azıyla yetinme ve şahsın kendi nasibinde olan şeye razı olması manasına gelmektedir.[1] Kanaat kelimesi bazen hadislerde mutlak razılık manasına da kullanılmıştır. İmam Ali (a.s) Osman bin Huneyf’e yazdığı mektupta şöyle buyurmaktadır: “Bana, "Mü’minlerin Emiri" denildikten sonra zamanın zorluklarında onlara ortak olmamaya, sıkıntılı yaşa­yışlarında onlara örnek olmamaya razı olur muyum?”[2]

Ahlak ilminde kanaat hırsın karşısında kullanılmaktadır. Kanaat sıfatı şahsın, ihtiyacınca ve zaruret miktarıyla yetinmesine ve ondan fazlasını talep etmemesine sebep olur.[3]

Bu nedenle azla yetinene ve mutsuz olmayana ve kendi payına razı olan kimseye kani diyebiliriz.

B. Kanaatin Cimrilikle Olan Farkı: Kanaat ve cimrilik arasındaki fark hakkında şunları söylemek gerekmektedir: Kanaat daha çok ferdi ahlakta geçmekte ve hayattaki imkânatlardan düzenli bir şekilde yararlanma, masraf ve harcamalarda aşırılıktan sakınma ve her ne kadar az olsa da ilahi nimetlere razı olmakla alakalıdır. Cimrilik ise toplumsal ahlakla ilişkili olmakta ve insanın başkalarının yardımına koşacağı ve kendi mali ve itibari imkanatlarını toplumun ihtiyaç duyduğu yerlerde kullanması gerektiği yerde cimrilik yaparak harcamada bulunmamaktır. Kanaat insan zatının yücelik ve büyüklüğü ve züht ve tahammülünün sembolüdür, oysaki cimrilik; rezile sıfatlardan ve nefsin hakirliğinden kaynaklanan insanın bencillik sembolüdür.

Bu alanda insanlar dört kısma ayrılır:

1. Kendileri yerler ve başkalarına da verirler; bunlar infak ehlidir.

2. Kendileri yemezler ama başkalarına infak ederler; bunlar fedakârlardır.

3. Kendileri yerler ama başkalarına infak etmezler; bunlar cimrilerdir.

4. Kendileri yemezler ve aynı şekilde başkalarına da vermezler; bunlar alçak ve hasistirler.

Mümkündür ki insan kendi malından hem kendi faydalanmayabilir ve hem de başkalarına vermeyebilir ama bu alçaklığın ve hasisliğin son noktası ve cimrilikten de kötüdür; zira cimri olan insan başkalarına vermez, ama kendisi kendi malından faydalanır. İnsanın kanaate riayet ederek hem kendisi kendi malından gerektiği kadarınca faydalanması ve hem de onun fazlasını infak ve bağışta bulunarak aynı şekilde başkalarını da kendi yararlandıklarına ortak etmesi ve toplumun dertlileri ve ihtiyaç sahiplerinin derdine ortak olması en iyi durumdur.

Akıl, kanaati seçmede en önemli etkendir. Hz Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Akıllı olan kanaat eder.”[4]

Akıl, kanaati onun değerli eserleri nedeniyle seçmekte ve onu şahsın yararına bilmektedir. Kanaatin peşinden getirdiği eserlerden bazıları şunlardır: insanın başkalarına ihtiyaç duymaması, insanın yokluklar karşısında tahammül gücü kazanması ve onlara sabır etmesi. Gerçi zahirde kanat ehli olan insan zahiri imkanatlardan daha az istifade eder, ama kanaatin akıbeti gereğince bu amel aklın kabulüdür. Şahsın dünya ve nefsine karşın ilim düzeyi ne kadar çok olursa insani konulara daha derinden teveccüh edebiliyor ve kanaat sıfatı gibi makbul görünen insani sıfatları kabullenmeye kendini hazırlıyor.

Şu ana kadar yaptığımız açıklamalarda kanaatin, insan hayatında yaşam davranış ve maişeti düzeyinde meydana gelen zühdün hal ve melekesi cilvesidir. Ve zahidane bir yaşam hakikatte aynı kanaatli sade ve tamahtan, rahatlık, gösteriş ve çeşitliliğe düşkünlükten uzak bir yaşamdır.

Emirü’l-Müminin Ali’de (a.s)  kanaati, sade ve gösteriş ve görünümü olmayan ve hafif olarak tefsir etmektedir: “Dininizin salim kalması için dünyanın azlığına kani olun. Zira mümini, dünyadan yeten az bir şey de kanaatkâr kılar.”[5]

Genel anlamda kanaatin, cimrilik yapmak veya harcamamak manasında olmadığına teveccüh etmeliyiz; kanaat insanın kendi imkanlarıyla doğru bir şekilde ve uygunca yararlanan ve toplumda tavsiye edilen masraf olgusuna riayet etme ve İslami düsturlara mutabık istifade etmesidir ve bu konularda aşırılıktan ve döküp dağıtmaktan sakınmaktır.[6]

Kanaatin Eserleri

Kanaat, olumlu (müspet) ve olumsuz (menfi) boyutlar olmak üzere çok fazla eserlere sahiptir. Burada kanaatin bazı müspet ve menfi neticelerine değineceğiz:

Müspet Neticeleri:

A. İzzet ve Üstünlük: Kur’an açıkça izzetin Allah’a, Resulüne ve müminlere has olduğunu beyan etmektedir;[7] bu izzet ve üstünlüğün önemi o kadar fazla ki mümin insana hiçbir şekilde başkalarının karşısında kendisini zelil ve hor duruma düşürmesine izin verilmemiştir.  

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah tüm işlerin yetkisini mümine vermiştir ama ona zelil olma ve hor görülme yetkisini vermemiştir. Allah-u Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: “İzzet Allah’ın, Peygamberinin ve müminlerindir” O halde müminin her zaman izzetli olması ve zillete boyun eğmemesi gerekmektedir.[8]

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Müminin kendini zelil duruma düşürmesi uygun değildir.”[9] Şüphesiz insanın aziz ve üstün olmasına neden olan ve onu zillet ve horluktan kurtaracak şeylerden bir tanesi kanaatkâr olmasıdır.

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse kanaatkâr insandan daha aziz değildir.”[10]

Kanaat izzet vesilesidir.[11] Kanaat izzet ve halka muhtaç olmama vesilesidir.[12] Kanaat en kalıcı izzettir.[13]

B. Bitmez Tükenmez Hazine:

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kanaat fani olmayan bir hazinedir.[14] Ve aynı şekilde şöyle buyurmuştur: “Kanaat bitmeyen bir servettir.”[15] H.z Ali (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir hazine kanaatten daha ihtiyaç giderici değildir.”[16]

C. Kanaat ve Muhtaçsızlık (Zenginlik):

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Zenginlik, servetin çokluğuyla değildir, gerçek zenginlik muhtaçsızlık ruhu zenginliğidir.[17]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim Allah’ın kendisine rızık olarak verdiğine kani olursa, o insanların en zenginidir.[18] Ve aynı şekilde şöyle buyurmuştur: “Zenginliklerin en iyisi kanaattir.[19]

Emirü’l-Müminin (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Kanaat zenginliğin başıdır.[20]

Kani Olmamanın Kötü Etkileri

1. Zillet ve Horluk: Allah’ın onun için mukadder ettiğine razı olmayan kimse, ister istemez başkalarının mallarına tamah edecek ve neticede de onlara muhtaçlık elini uzatacaktır ve bu onun har ve zelil olmasına neden olacaktır.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir müminin kendisini alçaltacak bir arzu ve meylinin olması ne çirkindir.[21]

Allame Meclisi hadisin açıklamasında şöyle söylemektedir:  İnsanın serzeniş edilen ve har ve zelil olmasına neden olan arzu ve meyilinden kasıt, başkalarına el açarak onlardan bir şey istemesidir; ancak Allah’a el açma ve ondan istemeye rağbet etme zillet olmadığı gibi azizlik ve izzetlilik sebebidir.[22]  

2. Daimi Tedirginlik: Tamah ve hırsın neticelerinden biriside zihni kaygı ve tedirginliktir.

İmam Bakır (a.s) “Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır” Ta’ha suresi 131. ayetinin nüzulü hakkında şöyle buyurmuştur: “Peygamber Efendimiz (s.a.a) bu ayeti işittiğinde doğruldu ve şöyle buyurdu: Allah’a gönül bağlamayanı dünyanın hasreti öldürür, başkasının servet ve malına göz dikmeyi bırakmayanın hüznü uzun olur ve haşmi azalmaz, ve Allah’ın nimetini sadece yiyecek ve içeceklerde gören kimsenin ise ömrü az ve azabı (derdi ve acısı) yakın olur.[23],[24]

Bu nedenle, insan hayatında her zaman itidal ve orta halliliği elden vermemeli, kanaati kendine ölçü almalıdır; aksi halde saadet ve mutluluğu göremez.

 


[1] Tureyhi, Fahru’d Din, “Mecmeu’l Bahreyn”, Tahran: Kitapfuruşiyi Murtezevi, 1375 h.ş, c: 4, s: 384.

[2] “Nehcü’l Belağa”, Kum: İntişaratı hicret, s: 418 (45. Mektup).

[3] Neraki, Molla Mehdi, “Camiu’s Saadat”, Beyrut: Muesseseti’l A’lemi lilmetbuat, c: 2, s: 104.

[4] Amedi, Abdu’l Vahid bin Muhammed, “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, Kum: intişaratı defteri tebligat, 1366 h.k, s: 391. 

[5] a.g.e, s: 393.

[6] http://amoozeh.ir/Archive sitesinden alıntı.

[7] Münafikun Suresi, 9. Ayet.

[8] Kuleyni, Muhammed bin Yakup, “Kafi”, Tahran: Daru’l Kitabı İslamiye, 1365 h.k, c: 5, s: 63.

[9] Seyit bin Tavus, “El- Yakin”, Kum: Müessesei daru’l kitap, 1413 h.k.

[10] “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, s: 392.

[11] a.g.e, s: 391.

[12] a.g.e.

[13] a.g.e.

[14] Fetal-i Nişaburi, Muhammed bin Hasan, “Rovzetu’l Vaizin”, Kum: İntişaratı Rezi, s: 456.

[15] a.g.e

[16] “Nehcu’l Belağa”, Kum: İntişaratı daru’l hicret, s: 540.

[17] Harrani, Hasan bin Şu’be, “Tuhef-ul Ukul”, Kum: İntişaratı camiayı müderrisin, s: 57.

[18] “Kafi”, c: 2, s: 139.

[19] Tebersi, Ebu’l Fazl Ali bin Hasan, “Mişkatu’l Envar”, Necefi Eşref: Kitaphanei Hayderiye, 1385 h.k, s: 130.

[20] “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, s: 382.

[21] “Kafi”, c: 2, s: 139.

[22] Meclisi, Muhammed Bakır, “Biharu’l Envar”, Beyrut: Müessesetu’l Vefa, 1404 h.k, c: 70, s: 171, hadis 25.

[23] A.g.e, c: 67, s: 317, hadis 25.

[24] Bu bölüm “Noktehayi Agaz” kitabından özetlenmiştir; Mehdevi Keni, Muhammed Rıza, Tahran: Defteri neşri ferheng İslami, 1376 h.ş.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kemale nasıl ulaşılabilir?
    15302 Pratik Ahlak 2010/02/01
    1- Soruya dört bölümde cevap vermek mümkündür:a) Kemal’in tarifi ve onun ‘tamam’la olan farkı,b) İnsanın kemali,c) İslam dinine göre insanın kemali,
  • İnternetten film ve müzik indirmenin hükmü nedir?
    8283 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/17
    Film müstehcen ve müzik haram türden olursa onları indirmek, izlemek ve dinlemek, site sahiplerinin izniyle ve parasını ödeyerek olsa bile haramdır. Ama izlenmesi ve dinlenmesi caiz olan film ve müziklerin indirilmesi, site sahiplerinin koyduğu şartlara uyularak ve parasını ödeyerek olursa sakıncasızdır. Yoksa hırsızlık olur ve caiz değildir. ...
  • Acaba Allame Meclisi Safeviye hükümetinin övücüsü müydü? Yoksa dinin tebliğcisi miydi?
    8505 تاريخ بزرگان 2012/02/14
    Şia âlimlerinin Safeviye hâkimleri ya da diğer yöneticilerle işbirliği içinde olmaları bu hâkimlere meşruiyet vermek veya onları teyit etmek cihetiyle değil, Şia Mezhebi ve Şia camiası için son derece olumlu faydaları olan toplumsal ve dini maslahatları dikkate almaları cihetiyledir.Allame Meclisinin siyasi kimliği ve siyasi faaliyetlerine yapılan eleştiriler onun Safevi ...
  • Erkeğin beyaz altın takması haram mıdır?
    140519 Erkekler İçin Altın Ve İpeğin Haram Olması 2012/05/30
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Beyaz altın denen şey, renk veren bir madde katılması sonucunda beyaza dönüşen sarı altınsa haramdır. Ama altın onda yok denecek kadar az ise sakıncası yoktur; ayrıca platin de sakıncasızdır. Ayetullah el-Uzma Sistani’nin Bürosu: Altın (suyla rengi değiştirilse bile) boyuna takılan zincir, ...
  • İmamlardan bazılarının imam oluşunda şüphe etmenin bir sakıncası var mı?
    6872 Eski Kelam İlmi 2010/09/22
    İslami inanç birbiriyle uyumlu ve birbirine bağlı bir zincirden ibarettir. Eğer bu zincirin bir halkası yok olursa zincir kopar ve yararsız duruma gelir. Ehl-i Beyt imamlarına inanç da bu türdendir. Bu imamların imam makamına gelmeleri Allah tarafında olduğuna göre bunlardan birinin inkar etmek bile hepsini inkar sayılır. ...
  • Tesnim adlı tefsir kitabında kuranın sübut ve ispat makamına işaret edilmiştir. Bu iki makam arasındaki farkı nedir?
    10418 Tefsir 2012/04/02
    Kuran’ın sübut makamı, Kuran’ın kendi başına hüccet olduğu anlamındadır. Bu asılca bu mukaddes kitap kendi kendince asıl itibariyle hüccet sayılmaktadır. Ama Kuran’ın ispat makamı kuranı kerimin zati itibarıyla hüccet olmasının yanı sıra diğer metinleri ve farklı akideleri ispatlama ve onları değerlendirme ölçüsü kabiliyetine sahiptir olması anlamındadır. Çok ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8543 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Dinle kültür arasında ne gibi bir ilişki vardır?
    31596 Yeni Kelam İlmi 2009/06/16
    Din ile kültürün arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi için dinin ve kültürün mahiyet, hedef ve işleyişini tam olarak bilinmesi gerekir. Dinle kültür arasında her hangi bir ilişkinin olmadığını söyleyenler varsa da bu görüş geçerli değildir. Ancak bir kısım kültürler, kemale ...
  • Bankanın verdiği taksitli krediyle umre için kayıt yaptırmak istiyorum. Bunun şer’i hükmü nedir?
    8569 Banka Hizmetleri 2012/04/11
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Şartlara uygun şekilde kredi almanın sakıncası yoktur. Ama son zamanlarda bankaların hac ve umre için verdikleri krediler hususunda yüce rehberlik makamının hac işlerinden sorumlu bi’se’si tarafından yayınlanan ve çeşitli ajanslarda yayınlanan bildirilere bakın. Ayetullah el-Uzma Sistani’nin Bürosu: Bu şekilde umreye ...
  • İnsan yeryüzünün mü en üstün varlığıdır, yoksa tüm varlık aleminin mi? Acaba insandan daha üstün bir varlığın yaratılması mümkün mü?
    50754 Yeni Kelam İlmi 2009/11/10
    Bize göre insan, varlık âleminde -ister yerde olsun ister gökte- bütün varlıkların en üstünüdür. Biz bunu insanın yaratılışı hakkında ki ayet ve hadislerden anlıyoruz. İnsanın üstün olmasının nedeni onun sahip olduğu şu özelliklerdir: 1-İahi bir ruha sahip olması, 2-Meleklerin secde ettiği varlık olması, 3-Yaratılışın ve varlığın ...

En Çok Okunanlar