Gelişmiş Arama
Ziyaret
11161
Güncellenme Tarihi: 2012/05/12
Soru Özeti
Kanaat hayatta ne gibi eserleri peşinden getirir ve hayatta onunla cimriliği nasıl birbirinden ayırt edebiliriz?
Soru
Kanaat hayatta ne gibi eserleri peşinden getirir ve hayatta onunla cimriliği birbirinden nasıl ayırt edebiliriz?
Kısa Cevap

Kanaat lügatte ihtiyaç duyulan eşyalardan daha azıyla yetinme ve şahsın nasibinde olan şeye razı olması manasına gelmektedir. Kanaat kelimesi bazen hadislerde mutlak razılık manasına da kullanılmıştır. Kanaat ve cimrilik arasındaki farka gelince şunları söylemek gerekir: Kanaat daha çok ferdi ahlakta geçmekte ve hayattaki potansiyellerden düzenli bir şekilde yararlanma, masraf ve harcamalarda aşırılıktan sakınma ve her ne kadar az olsa da ilahi nimetlere razı olmakla alakalıdır. Cimrilik ise toplumsal ahlakla ilişkili olmakta ve bir insanın, başkalarının yardımına koşacağı ve kendi mali ve itibari imkanatlarını toplumun ihtiyaç duyduğu masraflarda kullanacağı yerde cimrilik yaparak harcamada bulunmaktır.

Ayrıntılı Cevap

Kanaat konusuna girmeden önce kanaat kelimesinin lügat ve ıstılahı manası ve onun cimrilikle olan farkını inceledikten sonra onun değer ve eserlerine değineceğiz:

Kanaatin Manası ve Onun Cimrilikle Olan Farkı

A. Kanaatin Manası: Kanaat lügatte ihtiyaç duyulan eşyalardan daha azıyla yetinme ve şahsın kendi nasibinde olan şeye razı olması manasına gelmektedir.[1] Kanaat kelimesi bazen hadislerde mutlak razılık manasına da kullanılmıştır. İmam Ali (a.s) Osman bin Huneyf’e yazdığı mektupta şöyle buyurmaktadır: “Bana, "Mü’minlerin Emiri" denildikten sonra zamanın zorluklarında onlara ortak olmamaya, sıkıntılı yaşa­yışlarında onlara örnek olmamaya razı olur muyum?”[2]

Ahlak ilminde kanaat hırsın karşısında kullanılmaktadır. Kanaat sıfatı şahsın, ihtiyacınca ve zaruret miktarıyla yetinmesine ve ondan fazlasını talep etmemesine sebep olur.[3]

Bu nedenle azla yetinene ve mutsuz olmayana ve kendi payına razı olan kimseye kani diyebiliriz.

B. Kanaatin Cimrilikle Olan Farkı: Kanaat ve cimrilik arasındaki fark hakkında şunları söylemek gerekmektedir: Kanaat daha çok ferdi ahlakta geçmekte ve hayattaki imkânatlardan düzenli bir şekilde yararlanma, masraf ve harcamalarda aşırılıktan sakınma ve her ne kadar az olsa da ilahi nimetlere razı olmakla alakalıdır. Cimrilik ise toplumsal ahlakla ilişkili olmakta ve insanın başkalarının yardımına koşacağı ve kendi mali ve itibari imkanatlarını toplumun ihtiyaç duyduğu yerlerde kullanması gerektiği yerde cimrilik yaparak harcamada bulunmamaktır. Kanaat insan zatının yücelik ve büyüklüğü ve züht ve tahammülünün sembolüdür, oysaki cimrilik; rezile sıfatlardan ve nefsin hakirliğinden kaynaklanan insanın bencillik sembolüdür.

Bu alanda insanlar dört kısma ayrılır:

1. Kendileri yerler ve başkalarına da verirler; bunlar infak ehlidir.

2. Kendileri yemezler ama başkalarına infak ederler; bunlar fedakârlardır.

3. Kendileri yerler ama başkalarına infak etmezler; bunlar cimrilerdir.

4. Kendileri yemezler ve aynı şekilde başkalarına da vermezler; bunlar alçak ve hasistirler.

Mümkündür ki insan kendi malından hem kendi faydalanmayabilir ve hem de başkalarına vermeyebilir ama bu alçaklığın ve hasisliğin son noktası ve cimrilikten de kötüdür; zira cimri olan insan başkalarına vermez, ama kendisi kendi malından faydalanır. İnsanın kanaate riayet ederek hem kendisi kendi malından gerektiği kadarınca faydalanması ve hem de onun fazlasını infak ve bağışta bulunarak aynı şekilde başkalarını da kendi yararlandıklarına ortak etmesi ve toplumun dertlileri ve ihtiyaç sahiplerinin derdine ortak olması en iyi durumdur.

Akıl, kanaati seçmede en önemli etkendir. Hz Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Akıllı olan kanaat eder.”[4]

Akıl, kanaati onun değerli eserleri nedeniyle seçmekte ve onu şahsın yararına bilmektedir. Kanaatin peşinden getirdiği eserlerden bazıları şunlardır: insanın başkalarına ihtiyaç duymaması, insanın yokluklar karşısında tahammül gücü kazanması ve onlara sabır etmesi. Gerçi zahirde kanat ehli olan insan zahiri imkanatlardan daha az istifade eder, ama kanaatin akıbeti gereğince bu amel aklın kabulüdür. Şahsın dünya ve nefsine karşın ilim düzeyi ne kadar çok olursa insani konulara daha derinden teveccüh edebiliyor ve kanaat sıfatı gibi makbul görünen insani sıfatları kabullenmeye kendini hazırlıyor.

Şu ana kadar yaptığımız açıklamalarda kanaatin, insan hayatında yaşam davranış ve maişeti düzeyinde meydana gelen zühdün hal ve melekesi cilvesidir. Ve zahidane bir yaşam hakikatte aynı kanaatli sade ve tamahtan, rahatlık, gösteriş ve çeşitliliğe düşkünlükten uzak bir yaşamdır.

Emirü’l-Müminin Ali’de (a.s)  kanaati, sade ve gösteriş ve görünümü olmayan ve hafif olarak tefsir etmektedir: “Dininizin salim kalması için dünyanın azlığına kani olun. Zira mümini, dünyadan yeten az bir şey de kanaatkâr kılar.”[5]

Genel anlamda kanaatin, cimrilik yapmak veya harcamamak manasında olmadığına teveccüh etmeliyiz; kanaat insanın kendi imkanlarıyla doğru bir şekilde ve uygunca yararlanan ve toplumda tavsiye edilen masraf olgusuna riayet etme ve İslami düsturlara mutabık istifade etmesidir ve bu konularda aşırılıktan ve döküp dağıtmaktan sakınmaktır.[6]

Kanaatin Eserleri

Kanaat, olumlu (müspet) ve olumsuz (menfi) boyutlar olmak üzere çok fazla eserlere sahiptir. Burada kanaatin bazı müspet ve menfi neticelerine değineceğiz:

Müspet Neticeleri:

A. İzzet ve Üstünlük: Kur’an açıkça izzetin Allah’a, Resulüne ve müminlere has olduğunu beyan etmektedir;[7] bu izzet ve üstünlüğün önemi o kadar fazla ki mümin insana hiçbir şekilde başkalarının karşısında kendisini zelil ve hor duruma düşürmesine izin verilmemiştir.  

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah tüm işlerin yetkisini mümine vermiştir ama ona zelil olma ve hor görülme yetkisini vermemiştir. Allah-u Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: “İzzet Allah’ın, Peygamberinin ve müminlerindir” O halde müminin her zaman izzetli olması ve zillete boyun eğmemesi gerekmektedir.[8]

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Müminin kendini zelil duruma düşürmesi uygun değildir.”[9] Şüphesiz insanın aziz ve üstün olmasına neden olan ve onu zillet ve horluktan kurtaracak şeylerden bir tanesi kanaatkâr olmasıdır.

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse kanaatkâr insandan daha aziz değildir.”[10]

Kanaat izzet vesilesidir.[11] Kanaat izzet ve halka muhtaç olmama vesilesidir.[12] Kanaat en kalıcı izzettir.[13]

B. Bitmez Tükenmez Hazine:

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kanaat fani olmayan bir hazinedir.[14] Ve aynı şekilde şöyle buyurmuştur: “Kanaat bitmeyen bir servettir.”[15] H.z Ali (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir hazine kanaatten daha ihtiyaç giderici değildir.”[16]

C. Kanaat ve Muhtaçsızlık (Zenginlik):

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Zenginlik, servetin çokluğuyla değildir, gerçek zenginlik muhtaçsızlık ruhu zenginliğidir.[17]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim Allah’ın kendisine rızık olarak verdiğine kani olursa, o insanların en zenginidir.[18] Ve aynı şekilde şöyle buyurmuştur: “Zenginliklerin en iyisi kanaattir.[19]

Emirü’l-Müminin (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Kanaat zenginliğin başıdır.[20]

Kani Olmamanın Kötü Etkileri

1. Zillet ve Horluk: Allah’ın onun için mukadder ettiğine razı olmayan kimse, ister istemez başkalarının mallarına tamah edecek ve neticede de onlara muhtaçlık elini uzatacaktır ve bu onun har ve zelil olmasına neden olacaktır.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir müminin kendisini alçaltacak bir arzu ve meylinin olması ne çirkindir.[21]

Allame Meclisi hadisin açıklamasında şöyle söylemektedir:  İnsanın serzeniş edilen ve har ve zelil olmasına neden olan arzu ve meyilinden kasıt, başkalarına el açarak onlardan bir şey istemesidir; ancak Allah’a el açma ve ondan istemeye rağbet etme zillet olmadığı gibi azizlik ve izzetlilik sebebidir.[22]  

2. Daimi Tedirginlik: Tamah ve hırsın neticelerinden biriside zihni kaygı ve tedirginliktir.

İmam Bakır (a.s) “Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır” Ta’ha suresi 131. ayetinin nüzulü hakkında şöyle buyurmuştur: “Peygamber Efendimiz (s.a.a) bu ayeti işittiğinde doğruldu ve şöyle buyurdu: Allah’a gönül bağlamayanı dünyanın hasreti öldürür, başkasının servet ve malına göz dikmeyi bırakmayanın hüznü uzun olur ve haşmi azalmaz, ve Allah’ın nimetini sadece yiyecek ve içeceklerde gören kimsenin ise ömrü az ve azabı (derdi ve acısı) yakın olur.[23],[24]

Bu nedenle, insan hayatında her zaman itidal ve orta halliliği elden vermemeli, kanaati kendine ölçü almalıdır; aksi halde saadet ve mutluluğu göremez.

 


[1] Tureyhi, Fahru’d Din, “Mecmeu’l Bahreyn”, Tahran: Kitapfuruşiyi Murtezevi, 1375 h.ş, c: 4, s: 384.

[2] “Nehcü’l Belağa”, Kum: İntişaratı hicret, s: 418 (45. Mektup).

[3] Neraki, Molla Mehdi, “Camiu’s Saadat”, Beyrut: Muesseseti’l A’lemi lilmetbuat, c: 2, s: 104.

[4] Amedi, Abdu’l Vahid bin Muhammed, “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, Kum: intişaratı defteri tebligat, 1366 h.k, s: 391. 

[5] a.g.e, s: 393.

[6] http://amoozeh.ir/Archive sitesinden alıntı.

[7] Münafikun Suresi, 9. Ayet.

[8] Kuleyni, Muhammed bin Yakup, “Kafi”, Tahran: Daru’l Kitabı İslamiye, 1365 h.k, c: 5, s: 63.

[9] Seyit bin Tavus, “El- Yakin”, Kum: Müessesei daru’l kitap, 1413 h.k.

[10] “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, s: 392.

[11] a.g.e, s: 391.

[12] a.g.e.

[13] a.g.e.

[14] Fetal-i Nişaburi, Muhammed bin Hasan, “Rovzetu’l Vaizin”, Kum: İntişaratı Rezi, s: 456.

[15] a.g.e

[16] “Nehcu’l Belağa”, Kum: İntişaratı daru’l hicret, s: 540.

[17] Harrani, Hasan bin Şu’be, “Tuhef-ul Ukul”, Kum: İntişaratı camiayı müderrisin, s: 57.

[18] “Kafi”, c: 2, s: 139.

[19] Tebersi, Ebu’l Fazl Ali bin Hasan, “Mişkatu’l Envar”, Necefi Eşref: Kitaphanei Hayderiye, 1385 h.k, s: 130.

[20] “Gureru’l Hikem ve Dureru’l Kelim”, s: 382.

[21] “Kafi”, c: 2, s: 139.

[22] Meclisi, Muhammed Bakır, “Biharu’l Envar”, Beyrut: Müessesetu’l Vefa, 1404 h.k, c: 70, s: 171, hadis 25.

[23] A.g.e, c: 67, s: 317, hadis 25.

[24] Bu bölüm “Noktehayi Agaz” kitabından özetlenmiştir; Mehdevi Keni, Muhammed Rıza, Tahran: Defteri neşri ferheng İslami, 1376 h.ş.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Namazını doğru kılmayan bir kimseye tabi olmak caiz midir?
    7154 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/18
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Kaderi bilmek insanların faydasına mıdır yoksa zararına mıdır?
    7096 Eski Kelam İlmi 2011/10/22
    Değiştirilebilecek de olan gelecekteki hadiselerin bazıları bazen rüya ve benzeri şartlarda insan için aşikâr olmaktadır. Bu iş sadece Allah’ın isteği üzerine gerçekleşir ve onda bir hikmet bulunur. Ama eğer bir insan amel etmek ve kendini tanımak yerine meraklanarak geleceği bilmeye çalışırsa ve özellikle bu ilgi salt maddî ve dünyevî ...
  • Peygamber (s.a.a) ve İmamların (a.s) cariye ve kölelere sahip olmaları kölelik sistemini benimsemek değil midir?
    20629 Eski Kelam İlmi 2009/07/04
    Kölelerle evlenme, onlarla mahrem olma, mukatebe (kölelerin özgürlük anlaşması) vs. hükümlerin Kur’an’da gelmesi Peygamber (s.a.a)’in zamanında köleliğin olduğunu ispat etmektedir, ama belirtmek gerekir ki, İslam’ın köleleri azat etmek için çok kapsamlı projeleri vardır. Bu projenin neticesinde bütün köleler zamanla özgürlüklerine kavuşmuşlardırlar. ...
  • Ölüler için Kur’an okumak doğru mudur?
    11014 Eski Kelam İlmi 2011/08/17
    Ölüler için Kur’an okumanın müstehap oluşu hakkında iki tür delil öne sürülebilir: Birinci türde genel olarak ölü ve göçmüşlerinizi hatırlayın ve kendi iyi işlerinizden onları faydalandırın diye belirten rivayetler mevcuttur. Çok açık olduğu üzere Kur’an okumak da iyi ve beğenilen işlerdendir. Hz. Peygamberden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: Kabirlerde dinlenen ölülerinizi ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8415 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Yüzüğün kaşını avuç içine döndürmenin (çevirmenin) kaynağı nedir?
    10780 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/11/13
    Bu konuda “Vesailu’ş-Şia” kitabında rivayet zikredilmiştir, rivayet şöyledir:Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Parmağında akik yüzüğüyle sabahlayan ve hiç kimseyle görüşmeden önce yüksüğün kaşını avuç içine döndürerek “Kadir” Suresini sonuna kadar okuyup ardından “ Amentü billahi vahdehu la şerikeleh ve amentü bıserri âli muhammedi ve alaniyyetihim” duasını tilavet eden ...
  • Hicabı düzgün olamayan kadın ve kızlara bakmak insanın gelecekteki yaşamına ne gibi etkisi olabilir?
    10943 Pratik Ahlak 2011/10/29
    Genel anlamda uygunsuz tesettür ve diğer günahlara karşı kalben rahatsız olmak ve ruhen onlardan nefret etmek kendi başına beğenilen çok iyi bir ruhiyedir. Buluğ ve erginlik çağına ermiş ve özgür iradeye ...
  • Ahlâkın spordaki yeri nedir?
    14904 Pratik Ahlak 2012/02/04
    Kâmil ve evrensel bir din olan İslam, insana her yönden saadetli bir yaşamı temin etmekte, dünya ve ahiret saadetine götürecek bütün yolları göstermektedir. İslam beden sağlığına da önem verdiğinden doğal olarak insan sağlığına faydalı olan sporları onaylamaktadır.Genel ahlâkta söz konusu olupta sporda da ...
  • İslam’ın bakışında nazar değmesi ve vesveseyi etkisiz kılmak için dua yazmanın bir meşruiyeti var mıdır?
    15038 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/21
    İslam, fakihler ve mercilerin bakışında hastalık, nazar değmesi ve vesvese gibi sorunları gidermek için muteber ve masumlardan gelen duaları okumak ve yazmak doğru ve onaylanan bir fiildir. Yüce rehberlik makamı dua, dua yazmak ve dualarla kutsanma hakkında sorulan bir soruya cevaben şöyle buyurmuştur: Eğer dualar temiz imamlardan (a.s) nakledilmiş ...
  • Ziyaeret-i aşura’nın metni ve senedi hakkında bir açıklama yapar mısınız?
    10643 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/01/01
    Bu ziyartnanemenin asıl kaynağı iki kitaptır: Birincisi (hicri kamerinin 348. Senesinde vefat eden) Cafer b. Muhammed b. Kuvluviye’i Kumi tarafından kaleme alınan “Kamilu’z - Ziyarat” adındaki kitaptır. Diğeri (hicri kamerinin 385 ve 460. Senelerde yaşayan) Şeyh-i Tusi tarafından kaleme alınan “Misbahu’l - Müçtehit” ...

En Çok Okunanlar