Gelişmiş Arama
Ziyaret
31198
Güncellenme Tarihi: 2010/10/07
Soru Özeti
Günahta ısrar etmek cezanında artmasına neden olur mu?
Soru
Zina, müzik dinlemek vs. günahlar devamlı işlendiğinde ilk defa yapılana göre cezalarıda artar mı?
Kısa Cevap

Günahta ısrar etmek, deyimi iki manada kullanılmaktadır: 1)Günahı tekrarlamak, 2)Günah işledikten sonra tövbe ve istiğfar etmemek.
Günahta ısrar etmenin çok kötü sonuçları vardır. Ayet ve rivayetlerde bu durum şiddetle kınanmış ve küçük günahın büyük günaha dönüşmesi, takva dairesinden çıkılması, bedbahtlık, itaat etmemek, insanı küfür ve ateitstlik sınırına götürmesi gibi bazı kötü sonuçlarına işaret edilmiştir. Günahta ısrar ve tekrar etmenin kötülüklerinden biri dünya ve ahiretteki cezasının artmasıdır. Mesela büyük günah işleyen ve iki kere had uygulanan kimse üçüncü defada öldürülür.

Ayrıntılı Cevap

Konuya girmeden önce günahta ısrar etmek ve onun manaya geldiğine bakmak lazım. Günahta ısrar etmek iki manada kullanılmaktadır:
1-Günahı tekrarlamak: Israrın kesin manası ‘günahı amelde pişman olmadan tekrarlamak
tır, yani örfçe ‘günaha devam ediyor’ denilmesidir. Günahta ısrar edenin pişman olmayacağıda bellidir.
2-Tövbe ve istiğfar etme azmi olmadan günah işlemek (bir defa bile olsa): Bir rivayette İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Günahta ısrar etmek demek insanın günah işleyip istiğfar etmemesi, tövbe etmeye azimli ve kararlı olmaması demektir.’[1]
Bir başka rivayette Resul-ü Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: ‘İstiğfar edenin günahında ısrar yoktur, hatta bir günahı günde yetmiş kere işlese de.’[2]

Bu ve benzeri hadisler, günah işlendikten sonra tövbe ve istiğfar edilmemesine ‘günahta ısrarlı olmak’ dendiğini göstermekteler.

Günahta Israr Etmenin Sonuçları
Günahta ısrar etmek ayet ve rivayetlerde şiddetle kınanmış ve bazı kötü sonuçları şöyle belirtilmiştir:
1-Küçük günahların büyük günahlara dönüşmesi: Bir rivayette, ‘Hiçbir günah ısrar edildiğinde küçük değildir, ve hiçbir günah istiğfar edildiğinde büyük değildir’ diye buyurulmaktadır.[3] Yani insan günah işlemekte ısrar ederse, günahı küçükte olsa büyüğe dönüşür. Tövbe ve istiğfar eden kimsenin ise günahı büyük olsa da o günah artık büyük günah olmaktan çıkar.
2-Takva dairesinden çıkmak: Kur’an muttakiler hakkında şöyle buyuruyor: ‘Onlar, kötü bir iş işlediler mi, yahut nefislerine bir zulümde bulundular mı Allah'ı anıp suçlarının bağışlanmasını dileyenlerdir ve Allah'tan başka kimdir günahları bağışlayan? Onlar, işledikleri suçta, bile bile ısrar da etmezler.’[4]
3-İtaatlerin kabul olmaması: İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Andolsun Allah’a, kulun günahta ısrarından dolayı Allah onun itaatinden hiçbir şeyi kabul etmez.’[5]
4-Bedbahtlık getirmesi: İmam Sadık (a.s) buyuruyor: ‘Resul-ü Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyordu: Bedbahtlığın alameti şunlardır: Gözün kuru olması (gözyaşının ve ağlamanın olmaması), kalbin katılaşması, dünyaya aşırı düşkünlük ve günahta ısrar etmek.’[6]
5- Günahın öneminin azalması.
6- İnsanı küfür ve dinsizlik sınırına götürmesi: Kur’an bu konuda şöyle buyuruyor: ‘Sonra da Allah'ın delillerini yalanladıkları ve onlarla alay ettikleri için o kötülük edenlerin sonu kötü oldu gitti.’[7]
7- Günahın dünya ve ahiret cezalarının çoğalması: Rivayetlerde şöyle gelmiştir: Büyük günah işleyen ve iki kere had uygulanan kimse üçüncüsünde öldürülür.[8]
Nitekim kötü bir amel olan zinayı işleyen kimse üç kere kırbaçlanırsa dördücüsünde öldürülür.[9]

Dolayısıyla küçükte olsa insan her günah işledikten sonra hemen tövbe etmeli ve yeniden günaha dönmeme kararı almalıdır, zira günahta ısrar etmek ve onu tekrar tekrar yapmak kulu Allah’tan uzaklaştırır, kalbini siyahlaştırır. Bu da insanın tövbe etmesini zorlaştırır.  


[1] -İmam Bakır (a.s) ‘Onlar, işledikleri suçta, bile bile ısrar da etmezler.’ ayeti hakkında şöyle buyurdu: ‘Günahta ısrar etmek demek…’ (Muhammed b. Yakup Kuleyni, Usul-u Kafi, c.2, s.288, Bab-ul Israr Ala’z Zenb, H.2)

[2] -Envar-ut Tenzil, c.1, s.182.

[3] -Kafi, c.2, s.282, Bab-ul Israr Ala’z Zenb, H.1

[4] -Al-i İmran/135

[5] -Kafi, c.2, s.288, Bab-ul Israr Ala’z Zenb, H.3

[6] -Şeyh Hür Amuli, Vesail-uş Şia, c.15, s.377, H.20680

[7] -Rum/10

[8] -Kafi, c.7, s.191, H.2

[9] -a.g.e, H.1

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar