Gelişmiş Arama
Ziyaret
14395
Güncellenme Tarihi: 2012/04/04
Soru Özeti
Neden Kuran ayetleri nüzul tertibi esasına göre toplanmadı?
Soru
Kuran ayetleri neden nüzul tertibi (ilk olarak Mekki ve sonra Medeni) esasına göre toplanmadı?
Kısa Cevap

Peygamber(s.a.a)’den Kuran’ın nüzul tertibi esasına göre toplanmasına dair bir destur bizlere ulaşmamıştır. Kuran’ın toplanması birkaç merhalede gerçekleşmiştir. İmam Ali (a.s) Kuran’ı, nüzul tertibi esasına göre topladı ama sonuçta halifelerin topladığı genellik kazanmış ve Ehlibeyt (a.s) da şimdiki Kuran’ı tam anlamıyla teyit etmişlerdir.

Ayrıntılı Cevap

Kuran’ın toplanması hakkında üç ana görüş mevcuttur[1]:

  1. Nüzul esnasında her bir surenin ayetleri tam olarak nazil oluyordu ve sure bitmeden başka bir sure başlamazdı.
  2. Her bir sure için birkaç ayet nazil olur ve sureler aşamalı olarak tamamlanıyordu. Bu görüşe göre şöyle bir soru akla gelebilir. Acaba ayetlerin surelere yerleştirilmesi Peygamber’in (s.a.a) emriyle mi gerçekleşiyordu yoksa sahabe zamanında mı böyle bir iş gerçekleşti?
  3. Şuanda mevcut olan hem ayetlerin hem de surelerin tertibi, sahabe zamanında şekil almıştır.

Birinci Görüşün Tahlili:

Suyuti, El-İtkan kitabında Peygamber’in (s.a.a) ve Müslümanların “Bismillahirrahmanirrahim”in başlamasıyla bir önceki surenin bittiğini ve yeni bir surenin başladığını anladıklarına dair rivayetler nakletmiştir.[2] Bu rivayet genel olarak Peygamber (s.a.a) zamanında da surelerin kâmil şekilde nazil olduğunu gösteriyor. Ama ulemanın ortak görüşü olan risaletin evvelinde “Alak” suresinin sadece birkaç ayetinin nazil olduğu[3] ve bazen bir ayetin nazil olduğu, Peygamber’in (s.a.a) de onu münasip bir sureye yerleştirdiği[4] bilgisi bu farzın güvenilir olmadığını göstermektedir.

İkinci Görüşün Tahlili:

Birinci bölümde de belirttiğimiz gibi tarihte birçok ayet Peygamber’in (s.a.a) emriyle çeşitli ayetlere yerleştirilmiştir. İlk olarak Ebu Bekir tarafından toplanan ve sonraları Osman zamanında ikinci defa toplanan Kuran’da hiçbir ayetin yeri değişmemiştir ve temelde ayetlerin derlenmesinde hiçbir müdahaleleri olmamıştır. “Fatiha” suresi gibi bazı sureler her ne kadar kâmil olarak nazil olsa da[5], Kuran’daki uzun sureler gibi diğer bazı sureler zamanla ve zahiren orantılı olarak (yani her bir sureden bir miktar ayetin nazil olması ve zamanlar surelerin tamamlanması) nazil olmuştur.

Bu alanda merhum Tebersi şöyle diyor: “Nüzul tertibinde, surelerin düzeninin riayeti, her surenin başlangıcıyla alakalıdır. Eğer bir sureden birkaç ayet nazil olsa ve o sure bitmeden başka bir sure kâmil şekilde nazil olsa hatta bu arada birkaç sure daha nazil olsa ve sonra ilk surenin kalan ayetleri nazil de olsa tertibin geçerliliği (surelerin Mekki ve Medeni olmaları) her surenin başlangıç ayetlerinin nüzulüne göredir.”[6]

Bu duruma göre, ayetlerin farklı surelerde derlenmesi ve yerleştirilmesi Peygamber’in (s.a.a) emriyleydi. Ama Osman zamanında Kuran’ın farklı nüshaları toplandı ve herkes başkalarının Kuran’ında olmayan kendi nüshasının doğruluğunun ispatı için o ayetlerin, Peygamber’den (s.a.a) duyduğuna dair iki şahit getiriyordu ve o nüsha da yerine yerleştiriliyordu.[7]

Üçüncü Görüşün Tahlili:

Ayetlerin düzeni konusunda yaklaşık olarak[8] ortak bir görüş mevcuttur. Ayetlerin düzenlenmesi Peygamber’in (s.a.a) emriyle ve kayıtla gerçekleşen bir iştir.[9] Ama daha önce de dediğimiz gibi her ne kadar Kuran’ın Peygamber (s.a.a) zamanında da toplandığına dair rivayetler olsa da,[10] bazı alametlere göre surelerin tertiplenmesi sahabe zamanında gerçekleşmiştir.[11] Eğer bu görüşü kabul edersek –güçlü de bir görüştür- Kuran’ın toplanması genel anlamda üç merhalede gerçekleşmiştir; Peygamber (s.a.a) zamanında, ilk ve ikinci halife döneminde ki nihayetinde üçüncü halifeye ulaşan dönemde.[12]

Kuran’ın Toplanması:

Kuran Peygamber (s.a.a) zamanında, Onun emriyle bazı sahabeler aracılığıyla toplanmıştır. Bu toplama vahiy kelamının yazımıdır. Ebu Bekir zamanında perakende haldeki levhalar ve parça halindeki ayetler levhalarda ( şimdiki kitaplara benzer bir mecmua) toplandı. Sonuçta Osman zamanında bu birçok Mushaf ki Araplar sayesinde farklı kıraatlere müptela olmuştur, tek bir Mushaf da toplandı.[13]

Ali (a.s) Mushaf'ı:

Ali (a.s), Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra Kuran’ı toplanması ile meşgul oldu. Bu Kuran’ın (Mushaf’ın) özelliği ayet ve surelerin nüzulüne göre dakik olarak düzenlenmesiydi.[14] Yani Mekki olanlar Medenilerden önce yer alıyordu.[15] Ama bu Kuran, hilafet iddiası taşıyan bazı sahabeler tarafından kabul görmedi.[16] Sonuçta ise son olarak üçüncü halifenin bir araya getirdiği Kuran, Ali (a.s) tarafından da kabul edildi.[17]

Bahsedilen konuları nazara alarak şu neticeyi alabiliriz:

  1. Kuran ayetleri tedrici nüzulüne göre bazen kâmil bir sure şeklinde bazen de bir sureden birkaç ayet şeklinde nazil oluşu.
  2. Kuran ayetlerinin nüzulünde, ayetlerin orantılı olarak farklı surelere nazil olması.
  3. Sahabeden bazıları Peygamber’in (s.a.a) desturu (nüzulün düzenine göre değil) ve kendi derlemesiyle Kuran’ı bir araya getiriyordu.
  4. Ayetlerin derlenmesi Peygamber’in (s.a.a) emriyle ve kayıtla gerçekleşmiştir.
  5. Bir söyleme göre surelerin derlenmesi, sahabe zamanında ve özellikle Osman zamanında gerçekleşti.
  6. Kuran’ın toplanması Peygamber (s.a.a) zamanında, vahyin yazımıyla olmuştur. Birinci ve ikinci halife zamanında perakende olan levhalar toplandı ve bir mecmuada toplandı. Osman zamanında birkaç yıldır süre gelen farklı kıraat sorunları çözümlendi.
  7. İmam Ali (a.s) Kuran’ı, nüzul tertibine göre topladı ama Osman aracılığıyla toplanan Kuran da İmam tarafından kabul gördüğü için Müslümanlar arasında vahdeti koruyarak kendi topladığı Kuran’ı kaldırdı.

 


[1] Bakınız 71 ve 1625. soru

[2] İbni Abbas şöyle diyor: Allah Resulü (s.a.a), “Bismillahirrahmanirrahim” nazil olana kadar surenin ne zaman biteceğini bilmiyordu. Bezzar ayrıca şunu da ekliyor: “Bismillah” nazil olduğunda bir surenin bittiği ve diğer bir surenin başladığı belli olurdu. El-Mizan, C.12, S.186

[3] Marifet, Muhammed Hadi, Ulum-i Kuranî, S.76, Muessese’yi Et-temhid, Kum, 1999

[4] Marifet, Muhammed Hadi, Ulum-i Kuranî, S.77; İbni Aşur, Et-Tahrir vet-Tenvir, C.1, S. 90; Tirmizi İbni Abbas’tan, O da Osman b. Affan’dan naklederek diyor ki:

«كان رسول اللّه صلّى اللّه عليه و سلّم مما يأتي عليه الزمان و هو تنزل عليه السور ذوات العدد- أي في أوقات متقاربة- فكان إذا نزل عليه الشي‏ء دعا بعض من يكتب الوحي فيقول ضعوا هؤلاء الآيات في السورة كذا».

[5] Ulum-i Kuranî, S. 76

[6] Tabersi, Fazıl b. Hasan, Mecmeul-Beyan fi Tefsiril-Kuran, mütercimlerin tercümesi, C. 26, S.147, Feraheni Yayınevi, Tahran, 1981; Ulum-i Kuranî, S. 89

[7] Tercüme’yi EL-Mizan, C. 12, S. 174

[8] Şia’nın Muhammed b. Habibullah Sebsivari Necefi gibi “El-Cedid fi Tefsiril-Kuranil-Mecit C.2, S. 420” müfessirleriyle ve gayri imami olan ŞEvkani gibi “Fethul-Kadir, C.1, S. 86” müfessirlerle bu konuda muhalefet etmişlerdir.   

[9] Suyuti, El-İtkan fi Ulumil-Kuran, C.1, S.71; Ulum-i Kuran, S. 119

[10] El-İtkan, C.1, S.69; Buhari, Muhammed b. İsmail, Sahihi Buhari, C.4, S. 1907, Dar b. Kesir, Beyrut, 1407 h.k.

[11] Ali b. Süleyman El-Abid, Cem’ul-Kuran Hifzan ve Kitabetun, S: 70, Birinci konu:

الأدلة على كتابة القرآن الكريم في عهده صلى الله عليه وسلم ، ما رواه البخاري ومسلم عن ابن عمر  « أن رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى أن يُسَافر بالقرآن إلى أرض العدو » .

* وفي لفظ لمسلم أن رسول الله صلى الله عيه وسلم قال : « لا تسافروا بالقرآن ، فإني لا آمنُ أن يناله العدو »،بیجا،بیتا

[12] Mukriyzi, Ahmet b. Ali, Emtaul-İsma’, C. 4, S.239, Darul-Kutubil-İlmiye, Beyrut, 1420 h.k.

[13] Bakınız: Cem’ul-Kuran Hifzan ve Kitabetun, S: 70 (Peygamber (s.a.a) zamanında Kuran’ın toplanmasıyla ilgili); El-İtkan, C.1, S. 69 ve 70 (Ebu Bekir ve Osman’ın Kuran’ı toplaması ile ilgili ve bu konuyla ilişkili olan yerler)

[14] Daha önce de deiğimiz gibi bazı ayetler Peygamber’in (s.a.a) emriyle kendilerine has yerlere yerleştirilmiştir.

[15] Ulum-i Kuranî, S. 121, Muhammed b. Sa’d, Et-Tabakatul-Kubra, Tercüme Mehdi Damğani, C.2, S. 324, Kültür ve Düşünce Yayınevi, Tahran, 1995

[16] Ulum-i Kuranî, S. 122

[17] Ali (a.s) hilafeti zamanında Kufe’ye ulaştığında halk, Osman’ın yaptığı iş için serzenişte bulundu. Zira o halka Kuran’ın tek bir nüshasını sunmuştu. Ali (a.s) sesini yükselterek susmalarını istedi ve buyurdu ki: O her ne yaptıysa bizimle meşveret ederek ve muvafakat ederek yaptı. Ben de eğer Onun yerinde olsaydım böyle yapardım ve aynı yoldan giderdim. Bakınız: A’sam b. Kufi, El-futuh, Tercüme, Mestufi Herevi, S. 997, Neşr’i İntişarat ve Amuzeş’i İnkılab’i İslami, Tahran, 1993; Ulum-i Kuranî, S. 122-123

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar