Gelişmiş Arama
Ziyaret
14398
Güncellenme Tarihi: 2012/04/04
Soru Özeti
Neden Kuran ayetleri nüzul tertibi esasına göre toplanmadı?
Soru
Kuran ayetleri neden nüzul tertibi (ilk olarak Mekki ve sonra Medeni) esasına göre toplanmadı?
Kısa Cevap

Peygamber(s.a.a)’den Kuran’ın nüzul tertibi esasına göre toplanmasına dair bir destur bizlere ulaşmamıştır. Kuran’ın toplanması birkaç merhalede gerçekleşmiştir. İmam Ali (a.s) Kuran’ı, nüzul tertibi esasına göre topladı ama sonuçta halifelerin topladığı genellik kazanmış ve Ehlibeyt (a.s) da şimdiki Kuran’ı tam anlamıyla teyit etmişlerdir.

Ayrıntılı Cevap

Kuran’ın toplanması hakkında üç ana görüş mevcuttur[1]:

  1. Nüzul esnasında her bir surenin ayetleri tam olarak nazil oluyordu ve sure bitmeden başka bir sure başlamazdı.
  2. Her bir sure için birkaç ayet nazil olur ve sureler aşamalı olarak tamamlanıyordu. Bu görüşe göre şöyle bir soru akla gelebilir. Acaba ayetlerin surelere yerleştirilmesi Peygamber’in (s.a.a) emriyle mi gerçekleşiyordu yoksa sahabe zamanında mı böyle bir iş gerçekleşti?
  3. Şuanda mevcut olan hem ayetlerin hem de surelerin tertibi, sahabe zamanında şekil almıştır.

Birinci Görüşün Tahlili:

Suyuti, El-İtkan kitabında Peygamber’in (s.a.a) ve Müslümanların “Bismillahirrahmanirrahim”in başlamasıyla bir önceki surenin bittiğini ve yeni bir surenin başladığını anladıklarına dair rivayetler nakletmiştir.[2] Bu rivayet genel olarak Peygamber (s.a.a) zamanında da surelerin kâmil şekilde nazil olduğunu gösteriyor. Ama ulemanın ortak görüşü olan risaletin evvelinde “Alak” suresinin sadece birkaç ayetinin nazil olduğu[3] ve bazen bir ayetin nazil olduğu, Peygamber’in (s.a.a) de onu münasip bir sureye yerleştirdiği[4] bilgisi bu farzın güvenilir olmadığını göstermektedir.

İkinci Görüşün Tahlili:

Birinci bölümde de belirttiğimiz gibi tarihte birçok ayet Peygamber’in (s.a.a) emriyle çeşitli ayetlere yerleştirilmiştir. İlk olarak Ebu Bekir tarafından toplanan ve sonraları Osman zamanında ikinci defa toplanan Kuran’da hiçbir ayetin yeri değişmemiştir ve temelde ayetlerin derlenmesinde hiçbir müdahaleleri olmamıştır. “Fatiha” suresi gibi bazı sureler her ne kadar kâmil olarak nazil olsa da[5], Kuran’daki uzun sureler gibi diğer bazı sureler zamanla ve zahiren orantılı olarak (yani her bir sureden bir miktar ayetin nazil olması ve zamanlar surelerin tamamlanması) nazil olmuştur.

Bu alanda merhum Tebersi şöyle diyor: “Nüzul tertibinde, surelerin düzeninin riayeti, her surenin başlangıcıyla alakalıdır. Eğer bir sureden birkaç ayet nazil olsa ve o sure bitmeden başka bir sure kâmil şekilde nazil olsa hatta bu arada birkaç sure daha nazil olsa ve sonra ilk surenin kalan ayetleri nazil de olsa tertibin geçerliliği (surelerin Mekki ve Medeni olmaları) her surenin başlangıç ayetlerinin nüzulüne göredir.”[6]

Bu duruma göre, ayetlerin farklı surelerde derlenmesi ve yerleştirilmesi Peygamber’in (s.a.a) emriyleydi. Ama Osman zamanında Kuran’ın farklı nüshaları toplandı ve herkes başkalarının Kuran’ında olmayan kendi nüshasının doğruluğunun ispatı için o ayetlerin, Peygamber’den (s.a.a) duyduğuna dair iki şahit getiriyordu ve o nüsha da yerine yerleştiriliyordu.[7]

Üçüncü Görüşün Tahlili:

Ayetlerin düzeni konusunda yaklaşık olarak[8] ortak bir görüş mevcuttur. Ayetlerin düzenlenmesi Peygamber’in (s.a.a) emriyle ve kayıtla gerçekleşen bir iştir.[9] Ama daha önce de dediğimiz gibi her ne kadar Kuran’ın Peygamber (s.a.a) zamanında da toplandığına dair rivayetler olsa da,[10] bazı alametlere göre surelerin tertiplenmesi sahabe zamanında gerçekleşmiştir.[11] Eğer bu görüşü kabul edersek –güçlü de bir görüştür- Kuran’ın toplanması genel anlamda üç merhalede gerçekleşmiştir; Peygamber (s.a.a) zamanında, ilk ve ikinci halife döneminde ki nihayetinde üçüncü halifeye ulaşan dönemde.[12]

Kuran’ın Toplanması:

Kuran Peygamber (s.a.a) zamanında, Onun emriyle bazı sahabeler aracılığıyla toplanmıştır. Bu toplama vahiy kelamının yazımıdır. Ebu Bekir zamanında perakende haldeki levhalar ve parça halindeki ayetler levhalarda ( şimdiki kitaplara benzer bir mecmua) toplandı. Sonuçta Osman zamanında bu birçok Mushaf ki Araplar sayesinde farklı kıraatlere müptela olmuştur, tek bir Mushaf da toplandı.[13]

Ali (a.s) Mushaf'ı:

Ali (a.s), Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra Kuran’ı toplanması ile meşgul oldu. Bu Kuran’ın (Mushaf’ın) özelliği ayet ve surelerin nüzulüne göre dakik olarak düzenlenmesiydi.[14] Yani Mekki olanlar Medenilerden önce yer alıyordu.[15] Ama bu Kuran, hilafet iddiası taşıyan bazı sahabeler tarafından kabul görmedi.[16] Sonuçta ise son olarak üçüncü halifenin bir araya getirdiği Kuran, Ali (a.s) tarafından da kabul edildi.[17]

Bahsedilen konuları nazara alarak şu neticeyi alabiliriz:

  1. Kuran ayetleri tedrici nüzulüne göre bazen kâmil bir sure şeklinde bazen de bir sureden birkaç ayet şeklinde nazil oluşu.
  2. Kuran ayetlerinin nüzulünde, ayetlerin orantılı olarak farklı surelere nazil olması.
  3. Sahabeden bazıları Peygamber’in (s.a.a) desturu (nüzulün düzenine göre değil) ve kendi derlemesiyle Kuran’ı bir araya getiriyordu.
  4. Ayetlerin derlenmesi Peygamber’in (s.a.a) emriyle ve kayıtla gerçekleşmiştir.
  5. Bir söyleme göre surelerin derlenmesi, sahabe zamanında ve özellikle Osman zamanında gerçekleşti.
  6. Kuran’ın toplanması Peygamber (s.a.a) zamanında, vahyin yazımıyla olmuştur. Birinci ve ikinci halife zamanında perakende olan levhalar toplandı ve bir mecmuada toplandı. Osman zamanında birkaç yıldır süre gelen farklı kıraat sorunları çözümlendi.
  7. İmam Ali (a.s) Kuran’ı, nüzul tertibine göre topladı ama Osman aracılığıyla toplanan Kuran da İmam tarafından kabul gördüğü için Müslümanlar arasında vahdeti koruyarak kendi topladığı Kuran’ı kaldırdı.

 


[1] Bakınız 71 ve 1625. soru

[2] İbni Abbas şöyle diyor: Allah Resulü (s.a.a), “Bismillahirrahmanirrahim” nazil olana kadar surenin ne zaman biteceğini bilmiyordu. Bezzar ayrıca şunu da ekliyor: “Bismillah” nazil olduğunda bir surenin bittiği ve diğer bir surenin başladığı belli olurdu. El-Mizan, C.12, S.186

[3] Marifet, Muhammed Hadi, Ulum-i Kuranî, S.76, Muessese’yi Et-temhid, Kum, 1999

[4] Marifet, Muhammed Hadi, Ulum-i Kuranî, S.77; İbni Aşur, Et-Tahrir vet-Tenvir, C.1, S. 90; Tirmizi İbni Abbas’tan, O da Osman b. Affan’dan naklederek diyor ki:

«كان رسول اللّه صلّى اللّه عليه و سلّم مما يأتي عليه الزمان و هو تنزل عليه السور ذوات العدد- أي في أوقات متقاربة- فكان إذا نزل عليه الشي‏ء دعا بعض من يكتب الوحي فيقول ضعوا هؤلاء الآيات في السورة كذا».

[5] Ulum-i Kuranî, S. 76

[6] Tabersi, Fazıl b. Hasan, Mecmeul-Beyan fi Tefsiril-Kuran, mütercimlerin tercümesi, C. 26, S.147, Feraheni Yayınevi, Tahran, 1981; Ulum-i Kuranî, S. 89

[7] Tercüme’yi EL-Mizan, C. 12, S. 174

[8] Şia’nın Muhammed b. Habibullah Sebsivari Necefi gibi “El-Cedid fi Tefsiril-Kuranil-Mecit C.2, S. 420” müfessirleriyle ve gayri imami olan ŞEvkani gibi “Fethul-Kadir, C.1, S. 86” müfessirlerle bu konuda muhalefet etmişlerdir.   

[9] Suyuti, El-İtkan fi Ulumil-Kuran, C.1, S.71; Ulum-i Kuran, S. 119

[10] El-İtkan, C.1, S.69; Buhari, Muhammed b. İsmail, Sahihi Buhari, C.4, S. 1907, Dar b. Kesir, Beyrut, 1407 h.k.

[11] Ali b. Süleyman El-Abid, Cem’ul-Kuran Hifzan ve Kitabetun, S: 70, Birinci konu:

الأدلة على كتابة القرآن الكريم في عهده صلى الله عليه وسلم ، ما رواه البخاري ومسلم عن ابن عمر  « أن رسول الله صلى الله عليه وسلم نهى أن يُسَافر بالقرآن إلى أرض العدو » .

* وفي لفظ لمسلم أن رسول الله صلى الله عيه وسلم قال : « لا تسافروا بالقرآن ، فإني لا آمنُ أن يناله العدو »،بیجا،بیتا

[12] Mukriyzi, Ahmet b. Ali, Emtaul-İsma’, C. 4, S.239, Darul-Kutubil-İlmiye, Beyrut, 1420 h.k.

[13] Bakınız: Cem’ul-Kuran Hifzan ve Kitabetun, S: 70 (Peygamber (s.a.a) zamanında Kuran’ın toplanmasıyla ilgili); El-İtkan, C.1, S. 69 ve 70 (Ebu Bekir ve Osman’ın Kuran’ı toplaması ile ilgili ve bu konuyla ilişkili olan yerler)

[14] Daha önce de deiğimiz gibi bazı ayetler Peygamber’in (s.a.a) emriyle kendilerine has yerlere yerleştirilmiştir.

[15] Ulum-i Kuranî, S. 121, Muhammed b. Sa’d, Et-Tabakatul-Kubra, Tercüme Mehdi Damğani, C.2, S. 324, Kültür ve Düşünce Yayınevi, Tahran, 1995

[16] Ulum-i Kuranî, S. 122

[17] Ali (a.s) hilafeti zamanında Kufe’ye ulaştığında halk, Osman’ın yaptığı iş için serzenişte bulundu. Zira o halka Kuran’ın tek bir nüshasını sunmuştu. Ali (a.s) sesini yükselterek susmalarını istedi ve buyurdu ki: O her ne yaptıysa bizimle meşveret ederek ve muvafakat ederek yaptı. Ben de eğer Onun yerinde olsaydım böyle yapardım ve aynı yoldan giderdim. Bakınız: A’sam b. Kufi, El-futuh, Tercüme, Mestufi Herevi, S. 997, Neşr’i İntişarat ve Amuzeş’i İnkılab’i İslami, Tahran, 1993; Ulum-i Kuranî, S. 122-123

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar