Gelişmiş Arama
Ziyaret
19586
Güncellenme Tarihi: 2008/05/04
Soru Özeti
Allah-u Teala, Şeytanı niçin yaratmıştır?
Soru
Allah-u Teala, Şeytanı niçin yaratmıştır?
Kısa Cevap

Şeytanın, insanların yoldan çıkartılması ve saptırılmasındaki rolü sadece davet etmekle sınırlıdır ve diğer yandan insanın tekâmüle ermesi, her zaman için zıtlıklar, çelişkilerden ve çekişmelerden geçmekle gerçekleşmektedir. Bu yüzden en mükemmel bir düzende böyle bir varlığın yaratılması boş ve yersiz olarak algılanmamaktadır. Tam tersine böyle bir varlığın olması hayır ve hikmet üzere kurulu ilahi düzende gereklidir.

Ayrıntılı Cevap

Allah-u Teala Şeytanı, şeytan olarak yaratmadı. O, yıllarca (6 bin yıl)[1] melekler ve ibadet ehliyle beraberdi, ama sonraları tekebbüre düşmesi sonucu, kendi isteğiyle itaatsizlik ve sapıklık yolunu seçmiş ve Allah’ın rahmetten de uzaklaşmıştır.

Şeytanın varlığı, imanlı ve doğru yoldan gitmek isteyenler için zararlı değildir. Tam tersine ilerlemeleri ve tekâmüle ermeleri için bir vesiledir. Çünkü tekâmüle ermek ve ilerlemek, her zaman için zıtlıklar, çelişkilerden ve çekişmelerden geçmekle gerçekleşmektedir..[2]

Şeytanın bu âlemdeki rolü, batıla doğru bir davetçi rölüdür; yani Şeytan, insanları sadece sapıklığa ve yoldan çıkmaya çağırmaktadır. Allah-u Teala, ona nefislere hâkim olma gücü vermemiştir. “Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rabbine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur.”[3] Bundan dolayı kıyamet günü bir grup insan, şeytan kendilerini saptırdığını iddia ettiklerinde onunla yüz yüze geldiklerinde, şeytan onlara dönerek şöyle diyecek: “Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz.”[4]

Kuran öğretileri, insanların doğru yoldan saptırılmasındaki şeytanın rolünün, sadece davet etmekle sınırlı olduğunu ve hiçbir zaman insanları zorla saptıramayacağını anlatmaktadır. Çünkü insan iki tane davetin muhatabıdır. Biri Allah’ın daveti ve diğeri de şeytanın davetidir ve insan bu iki davetten birisini seçmekte serbesttir. Ama eğer insanlar kendi iradeleriyle, şeytanın davetini kabul ederler ve onu kendilerine örnek seçerek emirlerine itaat erlerse, şeytan onlara hâkim olacak ve onları helak edecektir.

“Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerinedir.”[5]

Daha fazla bilgi edinmek için şu konulara başvurabilirsiniz:

Şeytan ve Ölüm, 398. soru (site: 849); Şeytanın Nale ve Feryatları, 762. soru (site: 805).



[1] Nehcül Belage, Kasi’e Hutbesi, s: 234.

[2] Bistuni, Muhammed, Kurana Göre Şeytanın Tanınması, s: 17.

[3] Nahl Suresi, 99. Ayet.

[4] İbrahim Suresi, 22. Ayet.

[5] Nahl Suresi, 100. Ayet.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • İslam toplumlarının önderleri için “Müslümanların emir sahibi” lakabını kullanmak doğru mudur?
    7334 Politika Felsefesi 2011/11/21
    Soruda belirtilen ayet gereğince halkın mal ve nefislerine velayet etmek, ilahi rububi hususlardandır ve sadece Yüce Allah’ın ataması ve izniyle meşruiyet taşır. Nitekim biz bu şerî ve yasal gücün Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve sırasıyla masum imamlara verildiğine inanmaktayız. Ama zamanın imamının (a.c) gıyabında birçok aklî delil ve masum imamlardan ...
  • Bir miktar meblağı bir sosyal yardım kurumuna adadım (nezrettim). Bu meblağı o sosyal yardım kurumunun yerine kimsesiz ve maddi yönden çok zor durumda olan yakın akrabalarımdan birine verebilir miyim?
    5135 Tefsir 2011/01/17
    Adak belli bir yere (sorudaki sosyal kurum gibi) adanmışsa oraya verilmesi gerekir. Eğer başka hayır bir iş için (yakın akrabalara vermek gibi) harcanırsa adak kabul olmaz ve yeniden ödenmesi gerekir. Ancak:1-Adağın gerçekleşmesi için adak akdin okunması ve Arapça olmasa da dilde söylenmesi gerekir. Demek ki ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    6148 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Cebrail sadece vahiy esnasında mı Peygamber-i Ekrem’e nazil oluyordu yoksa sürekli Peygamberin yanında mıydı?
    8011 Eski Kelam İlmi 2011/09/21
    Cebrail Peygamber-i Ekrem’e sadece vahiy indirme esnasında gelmekteydi; çünkü rivayetlerde mesela Peygamber-i Ekrem (s.a.a) filan işle meşgulken Cebrail kendisine nazil oldu diye ifade edilen birçok örnek mevcuttur. Bu, Cebrail’in her zaman Peygamberle birlikte olmadığını yansıtıyor. Eğer Cebrail sürekli Peygamberin yanında olsaydı, artık nüzulün bir anlamı kalmazdı; zira nüzul mertebenin ...
  • Huzurun hakikatı nedir ve ona hangi yollarla ulaşılır?
    19757 Pratik Ahlak 2010/12/04
    Yaşamda sakinlik ve düşüncenin rahatlığı demek olan huzur, İslam’ın övdüğü güzel bir hakikattır. İslam ona ulaşmak için yollar koymuştur. İslamın öngördüğü huzura ulaşmanın yollarından bazıları şunlardır: Allah’ı anmak, hüsn-ü zan, kendine güven, uzun arzulara kapılmamak, evlenmek, yaşamda ve işlerde programlı olmak, geceden istirahat etmek için faydalanmak, siyah üzüm ...
  • Adet günlerinde var olan düzensizliği dikkate alarak benim namaz ve orucumun hükmü nedir?
    11941 2012/03/10
    Eğer doğumlardan sonra âdetiniz adediye (adeti belli olan kimsenin) bir kimsenin adeti gibi altı güne dönmüş ise altı günü hayız ve geride kalan diğer günleri istihaza sayarsınız. Ama eğer âdetin değişmemiş âdetiniz adediye şeklinde yedi gün baki kalmış ise yedi gün hayız diğer günlerini istihaza olarak karar ...
  • İslam’a ve Şia’ya göre İnsan hangi alanlarda ihtiyar ve hürriyete sahiptir?
    7681 Eski Kelam İlmi 2008/02/18
    Dini metinlere başvurduğumuzda ayet ve hadislerin manalarında dikkat ettiğimizde insanın muhayyer olduğu görüşü ortaya çıkar. Bu sözden insanın her yönlü muhayyerliğe sahip olduğu ve hiçbir etkenin onun davranış ve işlerine etki yapmadığı anlamı kastedilmiyor. Maksat sadece şu ki bütün bu faktörlerin, koşulların varlığının ve ilahi iradenin egemenliğinin yanı sıra yine ...
  • Âlimler ve müçtehitlerin Savefi Şahları hakkında ki genel görüşleri nedir?
    5958 تاريخ بزرگان 2009/04/08
    Her şeyden önce bilmek gerekir ki âlim ve müçtehitler şöyle bir genel kaideye inanırlar: Dini tebliğ edip yaymak için çaba harcamak lazımdır ve onun temellerinin sağlamlaştırmak için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamalıdır. Ancak bu ortak hedefe ulaşmak için metot konusunda görüş ayrılığı olabilir.İmam ...
  • İsm-i A’zam’ı kim bilmekteydi?
    5801 Teorik İrfan 2011/06/20
    İsm-i A’zam salt bir sözcüğü bilmek ve söylemekten ibaret değildir. Onun sözcük ötesi bir hakikati vardır. İsm-i A’zam kendini yetiştirme, nefis tezkiyesi, ibadet ve ilahi yardımlar ile bireylerde beliriverir ve bu halin etkisiyle Yüce Allah böyle bir kudret ve ilahi makamı kendilerine verir. Birçok ayet ve rivayette İsm-i A’zam’a ...
  • Allah-u Teâlâ’nın hilesinin anlamı nedir?
    7704 Tefsir 2012/06/11
    Arap lügatinde hile (mekr), bir kimseyi hedefin­den (hedef iyi ya da kötü olsun) alı koymaktır. Bu anlam esasınca hile her zaman ve her yerde kötü değildir. Bu kelimenin Allah-u Teâlâ’ya nispet verilmesi, zararlı komployu hünsa etmek anlamındadır ve bozguncular hakkında kullanıldığında, programları ıslah etmenin önünün ...

En Çok Okunanlar