Gelişmiş Arama
Ziyaret
9889
Güncellenme Tarihi: 2009/12/14
Soru Özeti
Tefsir-i bi-Rey ile entelektüelsel bir görüşten (güvenir (müvassak) haber-i vahit) yararlanarak yapılan tefsir arasında fark nedir?
Soru
Tefsir-i bi-Rey (kişisel sanı ve fikir doğrultusunda yapılan tefsir) ile entelektüelsel bir görüşten (güvenir (müvassak) haber-i vahit) yararlanarak yapılan tefsir arasında fark nedir?
Kısa Cevap

Bazı ilimlerin Kur’anla irtibatı öyle bir şekildedir ki onlar olmaksızın Kur’an ayetlerini tefsir ve tahlil etmek imkansızdır. Sarf ilmi, nahiv ilmi, meani, beyan lügat vb. ilimler gibi. Dolayısıyla müfessir olan bir kimse Kur’anın daha iyi anlaşılması için etkili olan ilimlerde uzman olmalıdır. Kur’anı kerimde “am-has, mutlak-mukayet, nasih-mensuh” gibi konular söz konusudur. Bunları dakik bir şekilde anlamak Kur’an ayetlerine vakıf olmak gerekmektedir. Mutlaka, am’a veya mensuh’a (nesih edilmiş) göre hüküm verilmesinden sakınmalı. Bu nedenledir ki imamlar (a.s.) Kur’an’ın en iyi müfessirleridir. Zira bütün bunlara kâmil bir şekilde vakıf olan kimseler onlardır. Hatta onlar (a.s.) Kuranın hakikati ve konuşan (kuranı natık) kurandırlar.

Diğer taraftan bilinmelidir ki tefsir-i bi-reyin yasaklanması donuk kalıp hiç düşünmemek anlamında değerlendirilmemelidir. Zira Kur’an’da, tefekkürün yapılmamasının kendisi Allah tarafından mezemmet edilmiştir. Allah u Teâlâ Kur’an’ı kerimde şöyle buyurmuştur: “Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı”.[i] Allah u Teâlâ bu ayeti kerimede müşriklerin delalete ve sapıklığa gitmelerinin nedenini Kuranda düşünüp tedebür etmediklerine bağlıyor. Tefsir-i bi-reyin anlamı şudur: Şahıs masumlar tarafından yapılmış tefsirlere, ayetler bağlamında nakledilen hadislere ve aynı konuyla alakalı olan diğer ayetlere (am-has, mutlak-mukayet, nasih-mensuh) teveccüh etmeksizin veya tefsir ilmine (veya tefsir ilmiyle irtibatı olan diğer ilimlere) vakıf olmaksızın sadece kendi zihninde tasarlamış olduğu öncülerle kuran ayetlerini tefsir ve tahlil ederek sadece kendi inançlarını kurana dayatmak için yapılan tefsirdir.

 


[i] Nisa, 82.

 

Ayrıntılı Cevap

İlkin sorunun cevabına varmak için yardımcı olabilecek birkaç noktayı hatırlatacağız:

Bir: Kur’an ayetlerinin çoğu umumun anlaması için nazil olmuştur. Bu nedenle umumun ayetlerin zahirinden anladığı manalar hüccettir aynı nedenden dolay usulcular kuranın zahirlerinden anlaşılan manalar (çelişkilik ve çelişkiliğe neden olmayacak taktirde) hüccet olduğunu söylemişlerdir.[1]

İki: elbette ki kuranı kerimde özel ve has ayetlerde vardır ki onların anlaşılması peygamber ve ilimde derinleşmiş (rasihun) kimselerin uhdesine bırakılmıştır. Onlardan yardım alınmaksızın bu ayetleri anlamak imkânsızdır.

Üç: Kuranı kerimde “am-has, mutlak-mukayet, nasih-mensuh” şeklinde ayetler vardır. Onları dakik bir şekilde derk etmek için kuran ayetlerine vakıf ve musallat olmak gerekir ki mutlak, am ve mensuh ayetler esasına göre mana edilmemelidir.

Dört: Bazı ilimler doğrudan Kar’an’ı tefsir etmekle irtibatlı değildir ama öncül olma bakımından irtibatlıdır. Öyle ki onlar olmaksızın kuranın ayetlerini dakik bir şekilde tefsir ve tahlil etmek imkansızdır. Sarf ilmi, nahiv ilmi, maani, beyan, lügat vb. ilimler gibi. Dolayısıyla müfessir Kur’an’ı daha iyi anlamak için etkili olan ilimlere vakıf olması gerekmektedir.

Anlatılan noktaları dikkate alarak sorulan sorunun cevabına geçeceğiz.

Tefsir-i bi-rey ve Düşünmemek: 

Bilinmelidir ki tefsir-i bi-reyin yasaklanması donuk kalıp hiç düşünmemek anlamında değerlendirilmemelidir. Zira Kur’an’da, tefekkürün yapılmamasının kendisi Allah tarafından mezemmet edilmiştir. Allah u Teâlâ Kur’an’ı kerimde şöyle buyurmuştur: “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?”[2] Diğer taraftan da Allah u Teala kuranı kerimden yeni anlamlar istinbat edenleri övmüştür ve bu bağlamda şöyle buyurmaktadır: “içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi”[3] Başka bir ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır. “Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı”.[4] Allah u Teâlâ bu ayeti kerimede müşriklerin delalete ve sapıklığa gitmelerinin nedenini Kuranda düşünüp tedebür etmediklerine bağlıyor. İslam peygamberi “Gadir-i Humda” okuduğu veda hutbesinde insanlara şöyle diyor: “ey insanlar kuranda düşününüz, onda dikkatli olunuz, ayetlerini anlayınız, kuranın müteşabih ayetleri arkasından gitmeyiniz, onun muhkem ayetlerine bakınız”.[5] Bu nedenle kuran ve rivayetler insanları kuranın ayetleri hakkında düşünmeye, tefekkür ve tedebbür etmeye teşvik ve davet ediyor. Şüphesiz yapılacak tefekkür ve tedebbür neticesinde kuran ayetleri hakkında tefsiri ve tahliller ortaya çakacaktır.      

Ama “tefsir-i bi-rey” şeklinde yorumlanan ve İslam dininde mezemmet edilen ve kötülenen tefsir şekli şöyledi: Şahıs masumlar tarafından yapılmış tefsire, ayetler bağlamında nakledilen hadislere ve aynı konuyla alakalı olan diğer ayetlere (am-has, mutlak-mukayet, nasih-mensuh) teveccüh etmeksizin veya tefsir ilmine (veya tefsir ilmiyle irtibatı olan diğer ilimlere) vakıf olmaksızın sadece kendi zihninde tasarlamış olduğu öncülerle kuran ayetlerini tefsir ve tahlil ederek sadece kendi inançlarını Kur’an’a dayatmak için yapılan tefsirdir.

Böylece yapılan tefsir İslam dini tarafından kabul görülmemektedir. Her kim ilmi ve bilgisi olmaksızın kuran hakkında bir söz söylerse yeri cehennem olacaktır denilmiştir.[6]

Buna binaen açıklandığı noktaları dikkatle şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: Tefsir ilmine ve usul, lügat, nahiv, hadis vb. ilgili ilimlere vakıf olmaksızın gelişi güzel bir şekilde Kur’an’ı tefsir etmeye kalkışan kimse Allahtan fasıla almış ve peygamberin (s.a.a.) ifadesiyle ateşte yerini hazırlamış olacaktır.[7] Ama usullere ve dini ölçülere bina edilmiş olan entelektüelsel tefsir ise “tefsir-i bi-rey” sayılmamaktadır.

Dikkate alınması gereken usullerden bir tanesi masumlardan geride kalan rivayetlere dikkat etmektir. Zira Allah u Teala kuranı mesetmek için tahareti şart koşmuştur.[8] Mes ise zahiri ve batini olmak üzere her iki kısmı kapsıyor. Yani Kur’an’ın zahirini mes etmek için zahiri taharet şart olduğu gibi Kur’an’ın batınını mesetmek; yani Kur’nın derin manalarına varabilmek için de batini taharet şarttır. Taharetin fazla olduğu oranda kuranın hakikatine ulaşmak için de o kadar fazlalaşır. Bu nedenle imamlar (a.s.) pak, masum, günahlardan ari ve kamil taharete sahip oldukları[9] için Kur’an’ın en iyi müfessirleridirler. Belki de onlar Kur’an’ın hakikati ve kunuşan (kuranı natık) kurandırlar.

Netice itibariyle masumlar dışında başka kimseler kuranın gerçek müfessiri olabiliyor bağlamında şunu söylemek gerekir: Kur’an’ın müfessiri olabilmek için evvela: tefsir ilmi ve tefsir ile irtibatlı ilimlere yeterince vakıf olunmalı, Saniyen: Bir ayet hakkında masum olan kimseden nakledilen bir rivayet varsa yapılan tefsirler ona aykırı olmamalı, Salisen; Daha önceden kabul görülmüş öncülerle tefsir edilmemelidir.   

 


[1] Bu bağlamda “tefsir-i efrad-i muhtelif ez kuran” indeksine müracaat ediniz. {HYPERLINK "http://farsi.islamquest.net/Question Arc-hive/5370.ASPX}

[2] “E fe la yetedebberunel kur'ane em ala kulubin akfalüha”, (Muhammed, 24).

[3] “Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız”, (nisa, 83); “Tefsir-i İsna Aşeri”, c. 1, s. 10. 

[4] Nisa, 82.

[5] TABERİSİ,  Ahmet b. Ali “el-İhticac”, Mehşhed-i Mukades, Neşri Murteza, 1403, c. 1, s. 60; “tercüemei ec nesaih”, s. 400.

[6] SADUK, “et-Etevhit”, intişarati camiai müdderisin hevzei ilmiyei kum, 1357, şemsi kameri, s. 91. 

[7] Kuranı bi-rey ile tefsir eden kimse yeri ateş dolu olsun”, RAZİ, Fahruddin Ebu Abdullah Muhammed b. Ömer,”Mefatihu’l-Gayb”, baskı, 3, Beyrut: Daru’l – ihyau’t - turasil - Arabi, 1420, c. 7, s. 148.

[8] “Onu ancak tertemiz kılınmış kimseler mesederler”. (vakia, 79).

[9] (Sadece Allah siz ehli beytten ricsi götürmek ve sizi (ehli beyti tertemiz kılmak ister”, (Ahzap 33).

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar