Gelişmiş Arama
Ziyaret
17003
Güncellenme Tarihi: 2010/01/13
Soru Özeti
İmam Humeyni’nin (r.a) bakışında mutluluk ve bahtsızlığın kaynağı nedir?
Soru
İmam Humeyni’nin (r.a) bakışında tüm mutluluk ve bahtsızlıkların kaynağı nedir?
Kısa Cevap

İmam Humeyni (r.a) bir İslam bilgini ve arif olarak birey ve toplumların tüm mutluluklarının kaynağını onların Allah’a yönelmesi ve ilahi buyrukları icra etmek için çaba göstermesinde görmüş ve bunun karşısında onların Allah’a tapma yerine kendilerine tapmaya yönelmesini ve ahiret yerine dünyayı ilk hedef olarak karar kılmalarını bahtsızlıkların başlama zamanı bilmiştir. Elbette İmam Humeyni (r.a) dinsel kavramları öğretme ve onları toplumda kurumsallaştırmada devlet ve eğitim ve öğretim sistemlerinin belirleyici rolünü unutmamış, defalarca bu hususları vurgulamış ve bunları ulusları mutlu veya bahtsız etmede etkili bilmiştir.

Ayrıntılı Cevap

Cevabın başında dikkatinizi bir noktaya çekiyoruz: Maddi hayatta mutluluk, bahtsızlık, sevinç ve hüzün gibi tümel konular bağlamında özel bir menşe ve kaynak göz önünde bulundurulamaz. Eğer örnek sıfatıyla bir hususta benim tüm mutluluğum üniversite sınavında başarılı olduğum sırada başlamış veya benim tüm sorunlarım bir evim olmadığından kaynaklanmaktadır diye bir şey söylerseniz, kesinlikle tüm gerçeklere işaret etmiş sayılmazsınız. Sadece bu dünyadaki mutluluğun veya sorunların değişik etkenlerinden birini dile getirmiş olursunuz. Ama bir arifin bakışında manevi hayatta mutluluğun tek kriteri Rabbin rızasını kazanmaktır ve bunun mukabilinde de insanı ondan uzak kılan her şey de zahirde ve materyalist bakışta mutluluğun etkeni sayılsa da bahtsızlığın kaynağı sayılır.  Bu mukaddime ile sorunuza dönüyoruz: İmam Humeyni (r.a), maddi dünyanın yaldızlı cilvelerine yönelmekten çok toplumunun manevi gelişimini hedefleyen bir önderdi. Bu nedenle onun birçok konuşmasında mutluluğun ve bahtsızlığın etkeni olarak dile getirilen şey, insanı Allah’a yakın kılan veya O’ndan uzaklaştıran şeydir. İmam Humeyni (r.a) saadet ve mutluluk ile ilgili olarak şöyle söylemektedir: “Dünya ve süslerini ellerinin tersiyle iten ve bir ömrü züht ve takvayla geçiren kimseler ne kadar mutludurlar…”.[1] Bu nedenle İmam Humeyni (r.a) insanı Allah’a doğru yönlendiren ilahi şahsiyetleri takip etmeyi mutluluk için bir etken bilmektedir; zira insan bir bütün olup her şeye ihtiyaç duyar. Peygamberler insanın ihtiyaç duyduğu şeylerin tümünü insana bildirmek için gelmiştir ve eğer insan bunlar ile amel ederse kâmil bir mutluluğa erecektir.”[2] İmam Humeyni (r.a) bu yolu sürdürürken Kur’an’ın buyruklarıyla amel etmeyi insanların mutluluğunun kaynağı olacağına inanmaktadır: “Eğer Kur’an bir ulusun kitabı olursa o ulus mutlu olur. Eğer Kur’an’ın ayetleriyle amel edecek olursak mutlu oluruz.”[3] Bunun mukabilinde onun inancına göre iki emanetin (Kur’an ve Ehlibeyt) öğretilerinden uzak olmak insanların bahtsızlığına neden olur: “Milletimizin bahtsızlığı Kur’an’dan, Allah’ın hükümlerinden ve zamanın imamından ayrı olduğunda başlar.”[4] Bildiğimiz gibi İslam’ın ilk öğretilerinden biri maddi dünyaya gönül bağlamamak ve nefsin arzularını ayaklar altına almaktır. Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor: Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.[5] Bir başka yerde de Peygambere (s.a.a) hitap ederek şöyle tavsiye etmektedir: Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının ziynetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.[6] İmam Humeyni (r.a) İslami esasları ihya etme doğrultusunda çabalıyor ve ayet ve rivayetlerden alınmış bu tavsiyeleri topluma sunuyordu. O, evladına verdiği bir öğütte onu kendine tapmak ve dünya sevgisinden sakındırmakta ve şöyle demektedir: “Ey oğul! Kötü akıbet, bahtsızlık, helak olmak ve tüm tehlikelerin kaynağı, esası ve başı olan şey dünya sevgisidir ve bu da kendini sevmekten kaynaklanmaktadır.”[7] Bir başka sözünde şöyle söylemektedir: “Her insanın bahtsızlığı, maddi hususlara gönül bağlamaktandır. Nefsin maddi hususlara özen göstermesi ve gönül bağlaması insanı insanlar kervanından alıkoyar.”[8] Doğal olarak bu ilahi öğretiler sadece liyakatli ve kendini yetiştirmiş öğretmen ve üstatlar ile topluma aktarılabilir ve toplumda bir kültüre dönüştürülebilir. Bu nedenle İmam Humeyni (r.a) birçok yerde eğitim, öğretim ve kültürü toplumun mutlu veya bahtsız olmasındaki rolünü hatırlatmaktadır: “Tüm saadet ve bahtsızlıkları motive eden şey okullardır ve okulların kilidi de öğretmenlerin elindedir”[9] ve “kültür ulusun tüm mutluluk ve mutsuzluklarının kaynağıdır. Eğer kültür doğru olmazsa, yanlış kültür ile yetiştirilen gençler gelecekte bozgunculuk çıkarırlar.”[10] Şu noktayı da dikkatten kaçırmamak gerekir ki toplumda dinsel buyrukları kurumsallaştırmak için bir kültür oluşturmak, ulusun yönetimini üslenmiş olan veya uluslar arası toplumun başında bulunan bireylerin gerekli liyakati taşıması durumunda kolay hale gelir. Aksi takdirde her ne kadar bireysel hayatlarında şahısların kendini yetiştirme ve geliştirmek için yolun tümüyle kapalı olduğuna inanmak mümkün olmasa bile, çok açık olduğu üzere İslami hükümlerin toplumsal hayatta uygulanması bir takım sorunlar ile karşılaşacaktır. İmam Humeyni (r.a)  bazen sözlerinde toplumların mutluluk ve mutsuzluklarında devlet ve güçlerin rolüne işaret etmektedir:

1. “Milletlerin bahtsızlığı ve mutluluğu bir takım hususlara bağlıdır ve bu hususlardan biri yönetici takımının liyakat taşımasıdır.”[11]

2. “Tüm bahtsızlığımız Amerika, Sovyetler Birliği ve İngiltere’den kaynaklanmaktadır.”[12]

3. “Bizim tüm bahtsızlığımız şah ve saltanat rejimindendir.”[13]

Bu esas uyarınca şöyle bir netice alınabilir: İmam Humeyni’nin (r.a) bilgisel bakışında birey ve toplumların tüm mutluluklarının kaynağı onların ilahi yolda adım atmasıdır ve kendilerinin bahtsızlığı da Allah’a tapmak yerine kendilerine tapmaya yönelmeleri ve ahret yerine dünyayı ilk hedef edinmeleri durumunda başlamaktadır. Bu bağlamda toplumlar için kültür oluşturmada belirleyici bir rolü olan eğitim ve öğretim sistemleri ile birlikte devletlerin insanların mutluluk ve bahtsızlığında çok etkili bir rolü olabilir. 

 


[1] Sahife-i İmam, c. 17, s. 49.

[2] a.g.e, c. 4, s. 190.

[3] a.g.e, c. 10, s. 533.

[4] a.g.e, c. 7, s. 460.

[5] Yunus Suresi. 7 - 8. ayet: "إِنَّ الَّذينَ لا يَرْجُونَ لِقاءَنا وَ رَضُوا بِالْحَياةِ الدُّنْيا وَ اطْمَأَنُّوا بِها وَ الَّذينَ هُمْ عَنْ آياتِنا غافِلُونَ. أُولئِكَ مَأْواهُمُ النَّارُ بِما كانُوا يَكْسِبُون‏". 

[6] Kehf Suresi. 28. ayet: "وَ لا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنا وَ اتَّبَعَ هَواهُ وَ كانَ أَمْرُهُ فُرُطا".

[7] Sahife-i İmam, c. 16, s. 213.

[8] a.g.e, c. 8, s. 267.

[9] a.g.e, c. 7, s. 429.

[10] a.g.e, c. 3, s. 306.

[11] a.g.e, c. 5, s. 314.

[12] a.g.e, c. 6, s. 28.

[13] a.g.e, c. 5, s. 310.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hatim merasimi ve mezarlığa çocukları götürmenin bir keraheti var mıdır?
    24562 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Çocukları dinsel meclis ve merasimlere ve de mescide veya Muharrem ayındaki matem merasimlerine götürmek veyahut bayram namazı ve dinsel bayramlara katılmasını sağlamak kendilerinin dinsel duygularının gelişmesi için çok önemlidir. Ergin gençleri hatim merasimi ve mezarlığa götürmek hakkında ise, rivayetlerde ve fıkhi kitaplarda yaptığımız inceleme neticesinde bu işin ...
  • Akika kurbanının şartları ve sünnetleri nelerdir?
    9489 Pratik Ahlak 2019/11/10
    Akika: Yeni doğan çocuğun doğumunun yedinci günü belalardan korunması için bir koyunun veya kurban etmeye salahiyeti olan bir hayvanın kurban edilmesidir.Kurban kesmek yerine para bağışlanması akika yerine geçmez. Münasip olan kız çocuğuna dişi, erkek çocuğuna ise erkek koyunun kurban edilmesidir. Eğer mümkün değilse dişi ...
  • İranlıların matem, şenlik ve dini bayramlardaki gelenekleri neden diğer Müslümanlarla ve hatta diğer Şiilerle farklıdır?
    8187 Eski Kelam İlmi 2009/07/11
    Dini kutlamalar için genel kurallar olmasının yanı sıra ancak mukaddes İslam dininin görüş belirtmediği yerlerde her bölge örf ve adetlerine göre bu merasimleri yerine getirilebilir. Başka bir deyişle dinin önem verdiği şey örneğin İmam Hüseyin (a.s) için matem merasimlerinin düzenlenmesidir. Ama bunun yapılma şekli halkın kendisine bırakılmıştır. ...
  • Mastürbasyonun evlilikten farkı nedir?
    18619 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/08
    Mastürbasyon insanın ihtiyacını gerçek şekilde gidermez ve sahte bir doyumdur. İnsanın şehvanî ihtiyacı sadece meninin çıkmasıyla giderilmez. Bunun aşk, duygu, yakınlık ve sevgi ile beraber olması gerekir. Bu nedenle bu fiili işleyenler içlerinde eksiklik hissederler. Bu da cismanî ve ruhî hastalıkları peşinden getirebilir. Ama evlilik şehvanî ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    53679 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Dinî ilimleri öğrenmenin önemi nedir?
    16342 Pratik Ahlak 2011/05/21
    Öğrenmek bazen amel ve yükümlülüğü yerine getirmek için ve bazen de başkalarını eğitmek ve yetiştirmek içindir. Birinci kısım genel bir sınıflandırmayla iki bölüme ayrılmaktadır: Birinci bölüm tüm Müslümanlar ile ilgili hükümler olup özel bir iş, uzmanlık ve cinsiyetle bağlantılı değildir. İlk etapta tüm yükümlüler ile ilgilidir. Namaz, oruç ve ...
  • Hamd suresinden sonra Elhamdülillah Rabbi’l-Alemin söylemek sadece tabi olanlar için mi müstehaptır, yoksa cemaat imamı için de müstehap mıdır?
    7350 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Uzma Hamaney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu:Tabi olanlar için müstehaptır.  Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Namazda müstehap olan şey, imamın arkasında namaz kılan fertlerin imamın Hamd suresini okumasının ardından Elhamdülillah Rabbi’l-Alemin cümlesini söylemesi ve namazda tevhid suresini şahsen okuyan kimsenin de ”kezalik Allah” ...
  • Küfe mescidinin amellerinin çokluğu göz önüne alındığında kimi kafilelerin çeşitli makamların amellerini bir mekanda yerine getirmeleri doğru mudur? Böyle yaptıklarında tam sevap alabilirler mi?
    9026 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/10
    Küfe ve Sehle mescidlerindeki amellerin faziletleri hakkındaki rivayetlere baktığımızda Masum İmamlardan (a.s) bu mescitlerin bütün amellerinin bir arada yapılmasına dair bir emir gelmemiştir. Bir sahabesine bir dua ve namaz öğretirken, bir başkasına başka bir namaz ve dua öğretmiştir. Bu yüzden ziyaretçileri mescitlerin tüm amellerini yerine getirmek veya ...
  • Eğer idrar sonrası istibra yapılıp abdest alınırsa ve daha sonrasında bir damla idrar gelirse hükmü nedir?
    8890 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/08/06
     Ayetullah uzma Hamaney’in bürosu:Eğer gelen sıvının idrar olduğuna eminseniz abdest batıldır ve o bölge necis olmuştur. Eğer idrar olduğuna emin değilseniz taharete hükmedilir ve abdesti bozmaz.Ayetullah uzma Sistani’nin bürosu:Eğer idrar olduğundan şüpheniz varsa taharete hükmedilir.Ayetullah ...
  • Kendimizi yetiştirmeye ve nefsimizi arındırmaya nereden başlamalıyız?
    11343 Pratik Ahlak 2010/05/06
    Tezkiye, nefsi arındırmak ve temizlemek anlamına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de nefsi arındırmanın önemi hakkında birçok ayet bulunmaktadır. Ama şu bilinmelidir ki; nefsi arındırmaya başlama noktası her insana göre değişir. İslam’ı henüz kabul etmemiş birisinin nefsi temizlemeye başlayacağı ilk aşama, İslam’ı kabul etmesidir. Müminler için ilk basamak, ...

En Çok Okunanlar