Gelişmiş Arama
Ziyaret
7686
Güncellenme Tarihi: 2010/03/07
Soru Özeti
İçtihat kaynaklarının aynı olması göz önüne alındığında neden bazı meselelerde bazı müçtehitlerin görüşleri birbirinden farklıdır?
Soru
İçtihat kaynaklarının aynı olması göz önüne alındığında neden bazı meselelerde bazı müçtehitlerin görüşleri birbirinden farklıdır?
Kısa Cevap

Müçtehitler arasında görüş ve fetvanın aynı olması birkaç şeye bağlıdır:

1- İçtihat kaynaklarının aynı olması.

2- İçtihadın bağlı olduğu öncül ilimlerde ekol birliği.

3- İçtihat kaynaklarından aynı şeyi anlamak.

4- Mevzuları olaylara uygulamada görüş birliği.

 

Şia fıkhında içtihat kaynakları müçtehitler arasında ortak olmasına rağmen ilmi meselelerde içtihat etmek için ihtiyaç duydukları temel ilmi ekolleri farklı olabilir ve doğal olarak kişilerin, ilmi güçleri, yetenekleri ve kavrama güçleri bir değildir. Bu yüzden onların kaynaklardan anladıkları şeylerde bir değildir. Bazı fetva farklılıkları bu nedenledir. Aynı şekilde uzmanlık isteyen mevzuların belirlenmesinde de bazı müçtehitlerin görüşlerinin farklı olması da fetvalarının farklı olmasına neden olabilmektedir.

 

Bütün bunlara rağmen ortak fetvalara oranla farklı mesele ve farklı fetvalar, çok az ve dikkate alınmayacak ölçüdedir.

Ayrıntılı Cevap

İçtihat kelimesi lügatte hem zorluklara tahammül ve çaba manasına gelen ‘Cehd’[1] kökündendir, hem de kudret ve güç manasına gelen ‘cühd’[2] kökünden gelmiş olabilir. Fıkhi ıstılahta ise istinbat etmek için azami ilmi çabayı göstermek, şer’i hükmü kaynak ve delillerden çıkarmak demektir. Dolayısıyla müçtehitlerin görüş ve fetva birliği birkaç şeye bağlıdır:

 

1- İçtihat kaynaklarının aynı olması.

2- İçtihadın bağlı olduğu öncüllerde ekol birliği.

3- İçtihat kaynaklarından aynı şeyi anlamak.

4- Mevzunun dikkatli bir şekilde belirlenmesi ve onda aynı görüşte olmak.

 

Şii fıkhında içtihat edilecek kaynakların (Kur’an, sünnet, akıl ve icma’) müşterek olması ve müçtehitlerin onları muteber bilmesine rağmen bu kaynakları anlama, istifade ve istinbat etmek için Arap edebiyatı, Masum (a.s)’ın zamanındaki konuşmaların örfü anlamını tesbit, mantık, usul-u fıkh, rical ilmi, Kur’an, hadis vs.[3] gibi diğer bütün  ilimlere de ihtiyaç vardır. Her fakih, bütün bu ilimleri bilmenin yanı sıra bu ilimlerden içtihat kaynaklarını anlamak amacıyla faydalanmak için onların bütün meselelerinde bir ekolünün olması gerekir. Örneğin, hadis ve rivayetlerden istifade için bir müçtehit rical ilminde kabul görmüş bir ekole göre bir rivayeti senet yönünden muteber bulmayıp ona isnat etmeyebilir ve bu meselede o rivayetin dışında başka rivayet ve deliller olmazsa o fakih bu meselede fetva veremez. Halbuki, başka bazı fakihler aynı senedi muteber bilip ona dayanarak fetva verebilirler. Yine müçtehitlerin yetenek, analiz ve tahlil güçleri de aynı değildir. Müçtehitlerden her biri ayet ve rivayetleri değişik şekillerde anlayabilirler. Aynı şekilde bir müçtehit belli bir mevzu ve mısdakı belli bir hükme ait bilebilirken başka bir müçtehit aynı görüşte olmayabilir.

 

Bu sayılanların her biri müçtehitlerin fetvalarının farklı olmasına neden olabilir. Ancak bütün bunlara rağmen müçtehitlerin fetvaları arasındaki farklılıklar pek azdır ve daha çok cüz’i meselelerdedir. Müçtehitlerin ilmihallerinde üç bine yakın mesele olması ve zaman ve insanların ihtiyaçlarına göre ortaya çıkan bir çok meseleden dolayı sayılmayacak kadar yeni güncel konu ve istiftaatlar dikkate alındığında onların fetva ve görüşlerinin genelde bir olduğu görülecektir.



[1] - en-Nihaye, c.1, s.319

2] - a.g.e.

[3] - Bkz: Mehdi Hadevi Tahrani, Mebani-i Kelami-i İçtihat, s.19 ve 20

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Yanlış bilgiler bilgi sayılmadığına göre Allah doğru ve yanlış bilgileri nasıl biliyor?
    6802 Eski Kelam İlmi 2012/05/15
    İster doğru olsun ister yanlış bir şeyi bilmek onu kabul etmek manasına gelmez. Ve biliyoruz ki Allah ilmini mevcut olan doğru veya yanlışlarla elde etmiyor, O’nun ilmi zati’dir. ...
  • Akıl din ile neden çelişir?
    12716 Yeni Kelam İlmi 2010/07/24
    Akıl, insanların içsel hücceti olup kemal yolunda kendilerine rehberlik eder. Şeriat (din) ise kirlilik girdabından insanları kurtarmak ve onları insanî kemal ve saadete sevk etmek için dışsal bir hüccettir. Buna göre zahir ve batın hüccetlerin birbiriyle çatışır olması mümkün değildir. Akıl bir fenomen ve her fenomen ...
  • Öldükten sonra insan ruhu hayvan şekline mi bürünür yoksa berzahta mı kalır?
    93941 روح و نفس 2012/07/24
    Öldükten sonra insan ruhunun başka bir insan veya hayvan şekline bürünmesi reenkarnasyona inanan kişilerin görüşüdür ve bu İslam’ın bakışında yanlış ve geçersiz bir görüştür. Ruh, dünya bedeninden ayrıldıktan sonra berzah âleminde misali bedende yer edinir ve kıyametin başlamasına dek berzah hayatını sürdürür. Bazen kabir âlemi ve bazen ...
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6952 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Adem (a.s)’ın cennetten inişi ne manaya gelmektedir?
    14359 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Hubut yüksekten aşağı inmek (nüzul) manasında olup, Suud’un (yukarı çıkmanın) karşıt anlamlısıdır. Bazen bir mekanda yerleşme manasında da kullanılmıştır.Hz. Adem (a.s)’ın hubutu konusu ve hubut olayı, her şeyden önce Hz. Adem (a.s)’ın bulunduğu cenneti nasıl mana ettiğimize bağlıdır. Acaba ...
  • Sehl bin Sa’d Saidi kimdi?
    9301 تاريخ بزرگان 2011/04/13
    Sehl bin Sa’d Ensari Saidi, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) tanınmış sahabelerinden olup Peygamberimiz vefat ettiği zaman 15 yaşındaydı. Onun asıl adı ‘Hazn’ idi, ama Peygamber (s.a.a) adını ‘Sehl’ diye değişti. Künyesi ‘Ebu’l Abbas’ idi. Uzun bir ömür sürdü. Medine’de ölen son sahabe olduğu söylenmektedir. Kimisi hicri 88 yılında, kimisi ...
  • Eşinin veya başkalarının verdiği hediyelerle kadına hac farz olur mu?
    6298 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/12
    Bu malların size hediye edilip sizin kabul etmenizden sonra sizin malınız olduğuna göre bunlar da sizin diğer mallarınız gibi sayılır. Sizin bu mallarla mustati (hacca gitmeye gücünüzün) olduğu farz edilmiştir. Bu yüzden sizi mustati kılacak diğer şartlar da var ise hac size farz olur. ...
  • Hawking tarafından ortaya atılan anlayış ve düşünceye göre evren kendiliğinden meydana gelmiştir. İslam’ın bu nazariye karşısında cevabı nedir?
    13720 Yeni Kelam İlmi 2012/04/02
    Sorunun birinci kısmının cevap şudur: Evvela sayıns (science) anlamında olan ilimde hiçbir önermenin % 100 kesin olduğu hükmü yoktur. Hawking tarafından ortaya atılan bu yargı ve teori de bu kaideden müstesna değildir. Medya ve basın organlarının abarttığının tam tersine bilim adımı olan bu düşünce sahibinin kendisi bile ...
  • Sermayenin humusu var mıdır?
    6247 Humusa Konu Olan Şeyler 2012/05/16
    Muhterem taklit mercilerinin sermayenin humusu hakkındaki görüşü şudur: Eğer bir kimse bir sermaye edinirse ve bu sermayenin humusunu vermesi durumunda kalan kısmıyla bir işe girişemezse ki bu sermayeyle geçinmeyi istiyorsa bu sermayenin humusunu vermeli midir? Tüm merciler (Ayetullah Vahit ve Ayetullah Safi dışında): ...
  • Vacib’ul-vucudun bütün kemallere sahip olduğunun delili nedir?
    6352 صفات واجب 2018/11/14
    Vacib’ul-vucut zaten bütün kemallere sahip olmalıdır. Zira kemallerden bir kemale sahip olmaz ise bu eksikliğe ve noksanlığa sonuç olarak ta fakirliğe yol açar, buda vacib’ul-vucut için niyazdır. Açıktır ki kemali bir varlığın sahip olmadığı kemaller varsa bu kemalleri hasıl etmek için bir başkasına ihtiyaç duyar. Sizin faraziyeniz; ...

En Çok Okunanlar