Gelişmiş Arama
Ziyaret
17742
Güncellenme Tarihi: 2011/12/21
Soru Özeti
‘İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmek, arşta Allah’ı ziyaret etmek gibidir’ cümlesinin manası nedir?
Soru
Peygamberimizin torunu Hüseyin b. Ali’yi (a.s) ziyaret etmenin arşta Allah’ı ziyaret etmek gibi olduğunu kabul ediyor musunuz? (Bak: Müfid, el-Mezar, s.51)
Kısa Cevap

Şiilerin üçüncü imamı Hz. Hüseyin b. Ali (a.s), hedef, özellik, amel, fedakarlık ve Allah yolunda çektiği

musibetlerden dolayı Allah katında çok büyük bir makama sahiptir. Allah Teala, ona  pek çok mükafatlar vermiştir. Onlardan biri dünyadaki izzet ve azamettir. Öyle ki herkesi Onun kutsal mezarını ziyarete teşvik etmiş ve ziyaretine gidenlere birçok mükafat ve sevaplar vereceğini vaadetmiştir. O ilahi vaatlerden birisi Şeyh Müfid (r.a), vs. alimlerin İmam Sadık’tan (a.s) mütevatir olarak naklettikleri şu hadistir: ‘...Kim İmam Hüseyin’in kabrini aşura günü ziyaret ederse Allah’ı arşta ziyaret etmiş kimse gibi olur.’ Bu hadisin benzeri Peygamber Efendimizin kabrini ziyaret etme konusunda da gelmiştir. İmam Rıza (a.s) Allah’ı ziyaret etmenin manası hakkında şöyle buyuruyor: ‘Allah’ı görmek ve ziyaret etmek mümkün olmadığı için Peygamberini ziyaret etmeyi kendini ziyaret etmek gibi saymıştır.’

Belirtmek gerekir ki İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmek, Onun Allah’ın dinini ve Kur’an’ın emirlerini yaşatmak olan yüce hedeflerini yaşatmaya sebep olacaktır.

Ayrıntılı Cevap

İslam, değerler dinidir ve onun verdiği ilahi vaatler insanların Allah için yaptıkları ihlaslı amellerin neticesinde alınacaktır. Zira Allah Teala en iyi ve en adil mükafat verendir ve O iyilerin iyiliklerini heba etmez.[1] İnsanın amelleri ne kadar çok halis olur ve Allah yolunda ne kadar çok zorluk çekerse Allah katındaki mükafat ve değeride o kadar çok olur. Peygamberlerin ve Masum İmamların (a.s) Allah Teala katındaki makamlarının bu kadar yüksek olmasının nedenide budur. Şiilerin üçüncü imamı Hz. Hüseyin b. Ali’de (a.s), Allah katında çok büyük bir makama sahiptir. Bu makam Onun Hz. Resul-i Ekrem’in (s.a.a) torunu olduğu için değil, İslamı ve Kur’an’ı korumak yolunda, ilahi vazifeleri yerine getirmek uğrunda çektiği sıkıntıların; hedef, özellik, amel, fedakarlık ve Allah yolunda çektiği musibetlerin karşılığındadır. Hüseyin b. Ali (a.s) Yezid ve Yezidilerle yaptığı savaşta hedefi ilahi idi. Bugün herkes biliyor ki İmam Hüseyin (a.s), Benî Ümeyye’nin sapmaları ve bozgunculuklarının karşısında susmuş olsaydı İslamdan yalnızca kuru bir isim kalacak, İslamın hakikatı Benî Ümeyye’nin esaretine geçerek bize ulaşmayacaktı. Yüce aşk ve akılla karışık hüseyni fedakarlık, İslamı yok olma tehlikesinden kurtardı ve aşağılık Benî Ümeyye’nin onu yıkmasına engel oldu.[2]

Kaldı ki, İmam Hüseyin (a.s) yaşamak için hiç bir şansının kalmadığını biliyordu. Onların kendisini şehid edeceklerinden, Küfe halkının babası ve kardeşiyle yaptıkları ahidlere vefa etmediklerinden haberi vardı. Bununla birlikte O bütün sermayesiyle (canını, evlatlarını, yakınlarını ve ashabını) meydana getirmiş, gönül rahatlığıyla ve ilahi kazaya tam olarak razı olduğu halde Allah’ın dinini savunmuş, kanıyla İslam ağacına su vermiş ve ona yeni bir hayat kazandırmıştır.

Her ne kadar Peygamberler ve veliler Allah yolunda kendilerini feda etmişlerse de İmam Hüseyin (a.s) ve ashabının mazlumca şehadet olayında sayı ve şehadet şekilleri, şehadetten sonra şehidlerin cesetlerine yapılan hakaret, Yezidilerin şehidlerin kadınlarını, evlatlarını esir etmeleri ve mallarını yağmalamaları bakımından tarihte eşine rastlanmaz bir olay olmuştur. Allah Teala buyuruyor: ‘Sabredenlerin mükafatları, hesapsızca ödenir.[3]            

Acaba beşeriyet tarihi İmam Hüseyin’in (a.s) başına gelen sayısız musibetlerden daha ağır ve Onun sabrından daha üstün bir sabır kaydetmiş midir? Kaldı ki İmamın (a.s) bütün musibetleri ve sabrı ihlasla ve Allah rızası içindi. O bu olaydan kendi menfaati ve nefsi için zerre kadar faydalanmadı.

Bütün bunlar göz önüne alındığında Allah Teala, İmam Hüseyin’e nasıl bir mükafat vermeli ki hem Onun çektiği musibetlerin karşılığı olsun hem de Allah’ın adalet, bağış ve keremine layık olsun?

Görüyoruz ki Allah, Ona (a.s) pek çok mükafatlar vermiştir. Onlardan biri dünyadaki izzet ve azamettir. Öyle ki herkesi Onun kutsal mezarını ziyarete teşvik etmiş ve ziyaretine gidenlere birçok mükafat ve sevaplar vereceğini vaadetmiştir. O ilahi vaatlerden birisi Şeyh Müfid (r.a), vs. alimlerin İmam Sadık’tan (a.s) mütevatir olarak naklettikleri şu hadistir: ‘...Kim İmam Hüseyin’in kabrini aşura günü ziyaret ederse Allah’ı arşta ziyaret etmiş kimse gibi olur.’[4]

Ancak bu hayret verici bir şey değildir. Çünkü bunun benzeri birçok hadis Peygamber Efendimizin kabrini ziyaret etme konusunda da gelmiştir. İmam Sadık (a.s) buyuruyor: ‘Kim Allah Resulü’nü (s.a.a) ziyaret ederse sanki Allah’ı arşta ziyaret eden kimse gibidir.’[5] İmam Rıza (a.s) Allah’ı ziyaret etmenin manası hakkında şöyle buyuruyor: ‘Allah’ı görmek ve ziyaret etmek mümkün olmadığı için Peygamberini ziyaret etmeyi kendini ziyaret etmek gibi saymıştır.’[6]

Belirtmek gerekir ki İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmek, Onun Allah’ın dinini ve Kur’an’ın emirlerini yaşatmak olan yüce hedeflerini yaşatmaya sebep olacaktır.



[1] -‘Allah, inananların mükafatını zayi etmez.’ (Al-i İmran/171, Tevbe/120)

[2] -Soru:4218 (Site:4456), Dizin: İmam Hüseyin’in (a.s) Aşura Günü Yaptığı İşlerin Akıllıca ve Aşıkça Olması

[3] -‘De ki: Ey iman eden kullarım, çekinin Rabbinizden; bu dünyada iyilik edenlere iyilik vardır ve Allah'ın yeryüzü geniştir; sabredenlerin mükafatları, hesapsızca ödenir. (Zümer/10)

[4] -Cafer b. Muhammed b. Kuleveyh el-Mezar’da Cafer b. Muhammed b. Abdullah el-Musevi’den O da Abdullah b. Nehiki’den O da İbn-i Ebi Umeyr’den O da Zeyd el-Şahham’dan O da Cafer b. Muhammed’in (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Kim Hüseyni şabanın yarısının gecesinde ziyaret ederse Allah onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar ve kim Onu Arefe günü ziyaret ederse Allah ona bin makbul haccın ve bin umre-i mebrur’un (sevabını) yazar. Ve kim Onu aşura günü ziyaret ederse Allah’ı arşında ziyaret eden gibidir.’ (19619)

[5] -Tehzibu’l-Ahkam, c.6, s.3; Bir grup dostlarımızdan, onlarda Sehl b. Ziyad’dan, o da Muhammed b. el-Hüseyin’den, o da Muhammed b. İsmail’den, o da Salih b. Ukba’dan, o da Zeyd el-Şehham’ın şöyle dediğini rivayet eder: Ebi Abdullah’dan (a.s) ‘Resulullah’ı ziyaret eden için ne var?’ diye sorduğumda şöyle buyurdu: ‘Allah’ı arşında ziyaret eden gibidir...’ (Vesailu’ş Şia, c.14, s.335, H.19340)  

[6] -(Tevhid’den, Uyun-u Ahbar-ı Rıza’dan ve Emali-i Saduk’tan) el-Hemdani’den, o da Ali’den, o da babasından, o da el-Herevi’nin şöyle dediğini rivayet eder: Ali b. Musa er-Rıza’ya: Ey Resulullah’ın evladı! Ehl-i Hadis’in rivayet ettiği: ‘Müminler rablerini cennette sahip oldukları makamlarından ziyaret ederler’ hadisi hakkında ne diyorsunuz, diye arzettiğimde şöyle buyurdu: ‘Ey Eba Selt! Allah Tebarek ve Teala peygamberi Muhammed’i diğer peygamberler ve meleklerde olmak üzere bütün yarattıklarına üstün etmiştir. Onun itaatini kendi itaati, biatını kendi biatı, dünyada ve ahirette ziyaretini kendi ziyareti saymıştır. Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor: Kim Resule itaat ederse şüphesiz Allah’a itaat etmiştir.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar