Gelişmiş Arama
Ziyaret
8332
Güncellenme Tarihi: 2014/02/19
Soru Özeti
Meleklerin, hazreti İbrahim ile çocuğunun doğumu ve hakeza hazreti Lut kavminin azabı hakkındaki konuşmalarını, kuranı dikkate alarak açıklayınız?
Soru
Hud suresinin 69 ve 70.ayetlerinin payamı nedir?
Kısa Cevap
Kuranı kerim birkaç ayette meleklerin hazreti İbrahim (a.s.) ve eşi Sara’ya haber getirdiklerini haber veriyor. Söz konusu ayetlerde, hazreti İbrahim (a.s.) ile alakalı çok calip nüktelere değinilmiştir:
  1. Melekler hazreti İbrahim’in yanına geldikleri vakit, İbrahim (a.s.) ilk başta onları tanımıyor olduğu halde kendileri için bir buzağı etini kızartarak hazırlıyor. Bu iş onun çok misafirperver olduğuna delalet ediyor.
  2. Meleklerin İbrahim (a.s.) ve eşi Sara’ya İshak’ın doğacağı bağlamında vermiş oldukları müjde çok uzak bir ihtimal ve adet dışı bir iş idi. Bu nedenle Sara taaccüp ediyor ve kendisi ve kocası için böyle bir şeyin gerçekleşeceğini uzak görüyor. Elbette bu şüphe tabii bir durum idi ve insanların edinmiş oldukları âdete göre beyan edilmiştir. Bu nedenle peygamber olan Hz. Zekeriya da, (a.s.) buna benzer bir haberle karşılaştığında bir şaşkınlık yaşandığından bahis ediliyor. Ama İbrahim’den (a.s.), şaşkınlık veya itirazda bulunduğuna dair hiçbir şey nakil edilmemiştir. Bu İbrahim’in (a.s.) iman ve gerçekten ne kadar yakine ve itminana sahip olduğunu gösteriyor. İşte bu ayetlerle Halillullah (Allahın Halili) denilmesinin ne anlama geldiğini daha iyi anlayabiliyoruz.
  3. Hazreti İbrahim (a.s.) Meleklerden Lut (a.s.) kavminin azabını geciktirmelerini istedi. İman getirir ve amellerini düzeltecekler ümidiyle. Bu, hazreti İbrahim’in günahkârları bile ne kadar düşünüyor ve onlara ne kadar üzüldüğünü gösteriyor.
Ayrıntılı Cevap
Hazreti İbrahim (a.s.) kuranda kendisinden birçok kıssa zikir edilen peygamberlerden bir diğer peygamberdir. Bu kıssaların birisinde, kendisine ve eşine İshak (a.s.) isminde çocuklarının ve Yakup (a.s.) isminde torunlarının doğacağı müjdesi verilmiştir. Konunun devamında bu kıssaları okuyacağız. Bu ayetlerin içerisinden birçok ders ve nükteler elde ediliyor ki İbrahim (a.s.) ın şahsiyetinin yüceliğini gösteriyor. Bu bağlamda bu kıssayı üç kısımda inceleyeceğiz:
  1. Bu kıssanın başında Allah u Teâlâ şöyle buyuruyor: Ant olsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "sana selâm olsun!" dediler. O, "Size de selâm olsun" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku oluştu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik".[1]
“Gönderdiklerimiz” anlamını  veren “Rusülüna” kelimesinden anlaşılıyor ki birkaç melek hazreti İbrahim’in (a.s.) yanına gelmiş. Ama bu meleklerin sayısı ve kimler olduğu bağlamında gelen rivayetler ve görüşler farklıdır. Bu kısacık makalede bu konuya değinme gereğini his etmiyoruz.[2]
Ayeti kerimede yemeğin hazırlamasından ve hakeza; İbrahim’in onlardan korktuğundan bahis edilmiştir. Buradan anlaşılıyor ki İbrahim (a.s.) onların, Allah’ın melekleri olduğunu bilmiyordu.[3] Bu nedenle kendileri için yemek hazırlıyor.[4] Bu ayeti kerimede calip olan nokta şudur: Hz. İbrahim kendi misafirlerini tanımadığı halde kendileri için çok lezzetli ve değerli bir yemek hazırlıyor. Bu işin kendisi, bu ilahi peygamberin değerli davranışlarından birisidir ki bu bizim için de bir ders olabiliyor.
Ayetlerin devamında misafirlerin davranışlarından bahis ediliyor ki yemeğe ellerini uzatmadılar. O dönemde böyleli bir davranış iyi bir alamet sayılmıyordu. Sonra bu misafirlerin melek cinsinden varlıklar olup yemeğe ihtiyaçlarının, belki de yemeye kabiliyetli olmadıklarını anlıyorlar.[5]
  1. Sonraki ayetlerde, mezkûr meleklerin Hz. İbrahim’in (a.s.) yanına niçin geldiğinden bahis ediyor ve şöyle buyuruyorlar: “İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakûb'u. Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir koca karı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi. Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir." Dediler.[6]  Ayeti kerimede “o göldü” anlamını veren “dehiket” kelimesinin manası hakkında şöyle denilmesi mümkün: Sara bunların melek olduklarını ve onlardan şer gelmeyeceğini anlayınca dudaklarına gülümseme alameti zahir oldu.[7] Elbette bu konu hakkında başka görüşler de var olmaktadır.[8]
Bu ayetler de, İbrahim’in sahip olduğu yüce makamlardan bir başka makama da işaret ediyor: melekler İbrahim (a.s.) ve Sara’ya vermiş oldukları müjde uzak ve adet dışı bir şey idi. Bu nedenle Sara taaccüp ediyor ve kendisi ve kocasının çocuk sahibi olacağını uzak görüyor. Elbette bu şüphe tabii bir şey ve insanların âdetine uygun açıklandığı için çok tabiidir. Bu nedenle Allahın peygamberi olan Hz. Zekeriya peygamber olduğu halde böyle bir şeyle karşılaştığında taaccüp edip aynı soruyu sorduğu nakledilmiştir.[9] Ama İbrahim (a.s.) bu müjdeyle müjdelendiği vakit hiçbir ihtirazda bulunduğu veya taaccüp ettiği nakil edilmemiştir. Bu onun sahip olduğu imanının güçlülüğüne ve gerçek itminanın işarettir ve bu ayetlerle Halillullahın (Allahın Halili) ne anlama geldiğini da daha iyi anlaşılabiliniyor.
  1. Konuşmanın devamında tekrar İbrahim’e dönüyor: “İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizimle (elçilerimiz) tartışmaya başladı. Çünkü İbrahim çok içli ve Allah'a yönelen bir kimseydi. Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler”[10]
Lut kavmi hakkında bizimle tartışacaklar anlamını veren “yucadiluna fi kavmi Lut” tabiri hakkında şöyle denilmiştir: İbrahim, Lut kavminin, iman eder ve işlerini ıslah edecekler ümidiyle azaplarının ertelenmesini meleklerden istedi.[11] Evet! İbrahim gibi Şahsiyetli ve peygamberlik makamına sahip olan birisi işte böyledir; sevindirici bir haber işittiğinde bile Lut kavmini düşünüyor ve onların hayrını ve salahını diliyor. İbrahim şu hitaba; "Ey İbrahim bundan vazgeç! çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir..” . Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir", tabi tutularak şunu bildiriyor; bu kavim isyanlıkta o denli ileri gitmiştir ki geri dönmelerine ümit kalmamış, dolayısıyla azaba tabi tutularak yok edilmeleri onların maslahatınadır.
 

[1] Hud 69-70.
[2] Bkz. Kuleyni, Muhammed b. Yakub, “el – Kafi”, Muhakkık ve Musahhih: Ali Ekber Gafari, Muhammed Ahundi, baskı, 4, Taharan: Darul – Kutubi’l İslamiye, 1407 kameri, c. 5, s. 546; Meclisi, Muhammed Bakır, “Biharu’l – Envar”, baskı, 2, Beyrut: daru ihayai’t – turasi’l – arebi, 1403 kameri, c. 12, s. 88; Suyuti, Celaluddin, “ed-Durru’l – Mensur fi Tefsiri’l – Mesur”, Kum: kitaphane-i Ayetullah Mer’arşi Necefi, 1404 kameri, c. 3, s. 338.   
[3] Alemu’l – Huda, Ali b. Hüseyin, “Tenzihihu’l Enbiya”, baskı, 1, Kum: daru’ş-şerifu’r- rezi, 1377, s. 37.
[4] Elbette bazıları, melekler yemek yiyor varlıklar olduğunu kabul ediyor ve dolayısıyla İbrahim (a.s.) onların melek olduklarını biliyor ve bildiği halde kendileri için yemek hazırladı diyorlar. İbni Şehri Aşub-i Mazenderani, Muhammed b. Ali, “Meteşabihu’l- Kuran ve Muhtelefuhu”, Mukaddime: Allame Şehrestani, baskı, 1, Kum: intişarati biidar, 1410, c. 1, s. 221.
[5] Tabatabai, Seyit, Muhammed Hüseyin, “el-Mizan fi Tefsiril - Kuran”, baskı, 5, Kum: defteri intişarat-i İslami, 1410, c. 10, s. 321.
[6] Hud, 71-73.
[7] Tabarisi, Fazl b. Hasan, “Tefsiri Cavamiu’l – Camii”, baskı 1, Tahran: intişarati danışgahi tahran, müdüriyeti hawze-i ilmiye-i kum, 1377, c. 2, s. 156. 
[8] Tabarisi, Fazl b. Hasan. “Mecmeu’l – Beyan fi Tefsiri’l – Kuran”, Mukaddime: Belagi, Muhammed Cevad, baskı 3, Tahran: Nasır Hosru, 1372,  c. 2, s. 460; Feyz-i Kaşani, “Tefsir-i Safi”, Tahkik: Hüsyein A’lemi, baskı, 2, Tahran: intişarati es-sadr, 1415 kameri, c. 2, s. 460.
[9] “Zekeriyya, " (Allah, şöyle dedi:) "Ey Zekeriya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik."(Allah şöyle buyurdu:) Ey Zekeriya! Biz sana bir oğul müjdeleriz ki, onun adı Yahya'dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık. Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi”. Meryem 7 – 8.
[10] Hud, 74 -76.
[11] Tenzihu’l – Enbiya, (a.s.), s 37.
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Yanlış bilgiler bilgi sayılmadığına göre Allah doğru ve yanlış bilgileri nasıl biliyor?
    6802 Eski Kelam İlmi 2012/05/15
    İster doğru olsun ister yanlış bir şeyi bilmek onu kabul etmek manasına gelmez. Ve biliyoruz ki Allah ilmini mevcut olan doğru veya yanlışlarla elde etmiyor, O’nun ilmi zati’dir. ...
  • Akıl din ile neden çelişir?
    12716 Yeni Kelam İlmi 2010/07/24
    Akıl, insanların içsel hücceti olup kemal yolunda kendilerine rehberlik eder. Şeriat (din) ise kirlilik girdabından insanları kurtarmak ve onları insanî kemal ve saadete sevk etmek için dışsal bir hüccettir. Buna göre zahir ve batın hüccetlerin birbiriyle çatışır olması mümkün değildir. Akıl bir fenomen ve her fenomen ...
  • Öldükten sonra insan ruhu hayvan şekline mi bürünür yoksa berzahta mı kalır?
    93941 روح و نفس 2012/07/24
    Öldükten sonra insan ruhunun başka bir insan veya hayvan şekline bürünmesi reenkarnasyona inanan kişilerin görüşüdür ve bu İslam’ın bakışında yanlış ve geçersiz bir görüştür. Ruh, dünya bedeninden ayrıldıktan sonra berzah âleminde misali bedende yer edinir ve kıyametin başlamasına dek berzah hayatını sürdürür. Bazen kabir âlemi ve bazen ...
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6952 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Adem (a.s)’ın cennetten inişi ne manaya gelmektedir?
    14359 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Hubut yüksekten aşağı inmek (nüzul) manasında olup, Suud’un (yukarı çıkmanın) karşıt anlamlısıdır. Bazen bir mekanda yerleşme manasında da kullanılmıştır.Hz. Adem (a.s)’ın hubutu konusu ve hubut olayı, her şeyden önce Hz. Adem (a.s)’ın bulunduğu cenneti nasıl mana ettiğimize bağlıdır. Acaba ...
  • Sehl bin Sa’d Saidi kimdi?
    9301 تاريخ بزرگان 2011/04/13
    Sehl bin Sa’d Ensari Saidi, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) tanınmış sahabelerinden olup Peygamberimiz vefat ettiği zaman 15 yaşındaydı. Onun asıl adı ‘Hazn’ idi, ama Peygamber (s.a.a) adını ‘Sehl’ diye değişti. Künyesi ‘Ebu’l Abbas’ idi. Uzun bir ömür sürdü. Medine’de ölen son sahabe olduğu söylenmektedir. Kimisi hicri 88 yılında, kimisi ...
  • Eşinin veya başkalarının verdiği hediyelerle kadına hac farz olur mu?
    6298 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/12
    Bu malların size hediye edilip sizin kabul etmenizden sonra sizin malınız olduğuna göre bunlar da sizin diğer mallarınız gibi sayılır. Sizin bu mallarla mustati (hacca gitmeye gücünüzün) olduğu farz edilmiştir. Bu yüzden sizi mustati kılacak diğer şartlar da var ise hac size farz olur. ...
  • Hawking tarafından ortaya atılan anlayış ve düşünceye göre evren kendiliğinden meydana gelmiştir. İslam’ın bu nazariye karşısında cevabı nedir?
    13720 Yeni Kelam İlmi 2012/04/02
    Sorunun birinci kısmının cevap şudur: Evvela sayıns (science) anlamında olan ilimde hiçbir önermenin % 100 kesin olduğu hükmü yoktur. Hawking tarafından ortaya atılan bu yargı ve teori de bu kaideden müstesna değildir. Medya ve basın organlarının abarttığının tam tersine bilim adımı olan bu düşünce sahibinin kendisi bile ...
  • Sermayenin humusu var mıdır?
    6247 Humusa Konu Olan Şeyler 2012/05/16
    Muhterem taklit mercilerinin sermayenin humusu hakkındaki görüşü şudur: Eğer bir kimse bir sermaye edinirse ve bu sermayenin humusunu vermesi durumunda kalan kısmıyla bir işe girişemezse ki bu sermayeyle geçinmeyi istiyorsa bu sermayenin humusunu vermeli midir? Tüm merciler (Ayetullah Vahit ve Ayetullah Safi dışında): ...
  • Vacib’ul-vucudun bütün kemallere sahip olduğunun delili nedir?
    6352 صفات واجب 2018/11/14
    Vacib’ul-vucut zaten bütün kemallere sahip olmalıdır. Zira kemallerden bir kemale sahip olmaz ise bu eksikliğe ve noksanlığa sonuç olarak ta fakirliğe yol açar, buda vacib’ul-vucut için niyazdır. Açıktır ki kemali bir varlığın sahip olmadığı kemaller varsa bu kemalleri hasıl etmek için bir başkasına ihtiyaç duyar. Sizin faraziyeniz; ...

En Çok Okunanlar