Gelişmiş Arama
Ziyaret
12221
Güncellenme Tarihi: 2011/04/28
Soru Özeti
Resul-i Ekrem (s.a.a) Kerbela toprağına secde etmiş midir?
Soru
Resul-i Ekrem (s.a.a) bugün Şiilerin secde ettiği Hüseyni toprağa secde etmiş midir?
Cevabınız evet ise andolsun Kabe’nin Rabbine bu bir yalandır!
Eğer, ‘Hayır Hüseyni türbete secde etmemiştir’ derseniz o zamanda diyoruz ki: ‘Eğer böyle ise siz Peygamberden (s.a.a) daha mı çok hidayet üzeresiniz? Rivayetler sadece Cebrail’in bir avuç Kerbela toprağını Peygambere getirdiği hakkındadır.
Kısa Cevap

Şii fıkhına göre,

1) Secde mutlaka toprağa ve topraktan çıkan (bitki gibi) şeylere yapılmalıdır. Resul-i Ekrem’de (s.a.a) halıya, kilime, deriye, plastiğe vb. şeylere değil, toprağa, kuma, taşa, bitkiye vb. topraktan olan şeylere secde ederdi.

Şiilerin üzerine secde ettikleri Hüseyni türbet ise yeryüzündeki topraklardan biri olup, diğer topraklardan ve üzerine secde edilmesi caiz olan şeylerden daha efdaldir. Bu yüzden onun üzerine secde etmek caizdir.

2) Allah’ın en iyi kullarının kanları İslamı korumak maksadıyla Allah yolunda Kerbela toprağına düştüğü için bu toprağın başka topraklara göre şerafeti vardır. Bu yüzden teşeyyü mektebine göre Kerbela toprağına secde etmek müstehap ve efdaldir. Birçok Ehl-i Sünnet kaynaklarında, Cebrail’in (a.s) Resul-i Ekrem’e (s.a.a) Kerbela toprağını getirdiği yazılıdır.

Ayrıntılı Cevap

Secde lügatte zelil olmak ve alçalmak[1] manasına gelirken fıkıh teriminde alnı yere koymaya denir.[2] Birçok rivayette insanın en iyi haletinin secde olduğu belirtilmiştir. Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: ‘Kul, gizlide yaptığı secdeden daha üstün bir şeyle Allah’a yakın olmamıştır.’[3]

Aişe, Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Yeryüzü bana secdegah ve temizleyici kılınmıştır.’[4]

Bu hadise göre toprağa secde etmek caizdir. Bu açıdan bakıldığında ister Medine toprağı olsun ister Mekke, ister Irak’taki Kerbela toprağı olsun, isterse dünyanın başka yerindeki topraklar olsun yeryüzündeki topraklar arasında fark yoktur, aynıdır.

Sadr-ı İslam döneminde mescidlerde sergi yoktu. Bütün Müslümanlar namazda mescidlerinin içine döktükleri toprak, kum gibi şeylere secde ederlerdi. Peygamber (s.a.a) Müslümanlara bu konuda engel olmadığı gibi toprağın dışında bir şeye (elbise, sarık, bez gibi) secde etmelerine engel de oluyordu.[5] Dolayısıyla toprağa, taşa, kuma, hasıra secde etmek Allah Resulünün (s.a.a) kesin siret ve sünnetidir. Hiçbir Müslüman toprağa secde etmeyi reddetmediği gibi bütün mezhepler toprağa secdenin doğru olduğunu söylemekteler.

Kerbela toprağına gelince, Şii Kerbela toprağına secde etmenin müstehap olduğuna inanmaktadır. Zira o toprakta Allah Resulü’nün evladı, cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin b. Ali (a.s), Allah’ın dinini ve ahkamını korumak uğrunda çocukları ve ashabıyla birlikte şehid oldu. Kerbela toprağına ilk secde eden kimse dördüncü imam olan İmam Ali b. Hüseyin Seccad’dır (a.s). İmam Seccad (a.s) Müslümanların güvendiği ve onların kalplerinde yer eden biriydi. Şiilerde Masum İmamları (a.s) takip ederek bu toprağa secdenin müstehap olduğuna inanmaktalar.[6] Ancak bu konunun Peygamberin (s.a.a) vefatından elli yıl sonra şehid olan İmam Hüseyin’in (a.s) şehadetinden sonra ki döneme ait olması ve Resullullah (s.a.a) Kerbela toprağına secde etmedi diye bizde etmeyeceğiz ve ona secde etmek efdal değildir anlamına gelmez. Acaba Kerbela toprağı toprak değil midir? Acaba bu toprak dünyanın diğer yerlerindeki topraklardan farklı mıdır? Değilse o zaman ona secde etmek kesinlikle caizdir. Ayrıca Şii ve Sünni kaynaklarda Kerbela toprağının Allah katında önem ve değerini belirten rivayetler vardır.

Şii ve Sünni Cebrail’in bir avuç Kerbela toprağını Peygambere getirdiğini rivayet etmişlerdir.

Ehl-i Sünnet kaynaklarında Ümm-ü Seleme’den şöyle rivayet edilmiştir: ‘Birgün Allah Resulü bana dedi ki: ‘Kapıda bekle ve kimseyi içeri alma.’ Ben kapıda bekliyordum. Bu arada Hüseyin geldi ve içeri girmek istedi. Ben engel olmak istedim ama başaramadım. O büyük babasının yanına gitti. Resulullah’a ‘Fedanız olayım, kimseyi içeriye almamamı buyurmuştunuz ama evladınız elimden kaçarak içeri girdi’ diye arzettim.’ Ümm-ü Selem daha sonra şöyle diyor: Ben Allah Resulüne ‘Kapının kenarından elinizde birşey olduğu halde ağladığınızı gördüm, bu çocukta kucağınızdaydı’ diye arzettiğimde şöyle buyurdu: ‘Evet, Cebrail yanıma geldi ve bana ümmetimin bu evladımı öldüreceğini haber verdi. Onun şehid olacağı yerin toprağınıda bana verdi. Elimde olan bu toprak oranın toprağıdır.’[7] Bu rivayet aynı şeklide veya az bir değişiklikle Ehl-i Sünnet’in çeşitli kaynaklarında gelmiştir.[8]

Şia da bu rivayeti nakletmiştir. Bir rivayette İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Cebrail, Hüseyin’in şehid olacağı toprağı Peygambere (s.a.a) getirdi ve o toprak şu anda bizim yanımızdadır.’[9]

Dolayısıyla Şii ve Sünniye göre Kerbela ve toprağı çok önemlidir. Ona secde etmek diğer topraklara secde etmekten daha efdaldir.

İlgili dizinler:

1- Toprağa Secde, 1892. Soru (site:2467)

2- Müslümanların Taşa ve Kabeye Secde Etmeleri, 1065. Soru (site:1130)



[1]- Ragıb İsfahani, Müfredat-ı Elfaz-il Kur’an, s.396, 1. Baskı, Dar-ul Kalem, Dimeşk, hicri:1416

[2]- İbn-i Esir, en-Nihaye Fi Garib-il Hadis, c.2, s.213, 4. Baskı, Müessese-i İsmailiyan, Kum, h.ş.1364

[3]- Gulam Hüseyin Mecidi, Nehc-ul Fesaha, c.1, s.461, 1. Baskı, Müessese-i Ensariyan, Kum, h.ş.1379  

[4]- Muhammed Bakır Meclisi, Bihar-ul Envar, c.8, s.38; Sahih-i Buhari, c.1, s.113, Dar-ul Fikr, h.k.1401; Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.2, s.240; Sünen-i Ebi Davud (İbn-i Eş’as Secistani), c.1, s.118, 1. Baskı, Dar-ul Fikr, h.k.1410 ve birçok başka kaynak.

[5]- Bkz: 1892. Soru (site:2467)

[6]- Muhammed Ticani, Nasıl Hidayete Kavuştum (Arapçası), s.65, Müesseset-ül Fecr, Londra, Bi Ta.

[7]- Taberani, el-Mu’cem-ul Kebir, c.3, s.109, 2. Baskı, Dar-u İhya-it Teras-il Arabi, h.k.1404

[8]- Müttaki Hindi, Kenz-ul Ummal, c.13, s.657, Müesseset-ür Risale, Beyrut, h.k.1409; İbn-i Ebi Şeybe el-Kufi, el-Müsennif, c.8, s.632, 1. Baskı, Dar-ul Fikr, Beyrut, h.k.1409; İshak b. Raheviye, Müsned-i İbn-i Raheviye, c.14, s.131, 1. Baskı, Mektebet-ül İman, Medine, h.k.1412, vs. kaynaklar.  

[9]- Bihar-ul Envar, c.45, s.231; Tusi, Emali, 1. Baskı, Dar-us Sakafe, Kum, h.k.1414.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar