Gelişmiş Arama
Ziyaret
5325
Güncellenme Tarihi: 2014/09/08
Soru Özeti
Maliki ve Hanefi mezhebinin ne yanlışlığı var?
Soru
Şia’ya ilgi duyan birisiyim ama anlamak istediğim şey Maliki ve Hanefi olmanın ne yanlışlığı var?
Kısa Cevap
Her şeyden önce aydınlığa kavuşması gereken nokta sizin Şia’ya olan ilginiz sadece ilgi ve sevgiden ibaret mi yoksa kuvvetli delillere mi dayanmaktadır? Eğer sizin ilgi ve alakanız delil ve burhan üzere ise bunun doğal sonucu olarak diğer mezheplerin ve fırkaların eksiklikleri ve zayıflıkları aydınlığa kavuşmuş olacaktır.
Şia’nın diğer İslam mezheplerinden ayrıldığı ve üstünlük noktası İmamet ve Peygamberin Ehlibeytinin velayetine bakış açısıdır. Zira Şia, Masum İmam için vahiy dışında Peygamberin taşıdığı bütün vasıflara kaildir. Şia mezhebi, İmam’ı dini merci (dini açıklayan, koruyan ve Kuran ayetlerinin müfessiri), tekvini velayet sahibi, âlemde gerçekleşen olaylarda tasarruf kudretine haiz, siyasi lider, toplumsal meselelerde en üstün önder, yargılama hakkı olan ve en bilgin insan olarak tanımaktadır. Şia Masum İmam’a tam itaati kendisine vacip bilmektedir. Maalesef diğer İslam mezhepleri ezcümle Maliki ve Hanefi mezhebi böyle bir akideye sahip değildir. Peygamberin Ehlibeytine ve Masum İmamlara sadece sevgi beslemekte ve onların doğru insanlar olduğu inancıyla yetinmişlerdir.  
Hâlbuki onlara sevgi beslemenin yanında Masum Ehlibeyt İmamlarına tam itaat öğretisi Ehlisünnet kardeşlerimizin kabul ettikleri rivayetlerde bulunmaktadır. Elbette bu realite bizlerin bireysel ve toplumsal hayatında derin etkiler bırakacaktır.
Ayrıntılı Cevap
 Sizin Şia’ya duymuş olduğunuz ilgi ve alakaya saygı duymakla birlikte ifade etmek isteriz din ve mezhep seçimi duygusal ve gönül işi değildir. Bilakis bir görev ve akli olarak vacip bir gerekliliktir. Öncelikle sizin Şia’ya duymuş olduğunuz ilgi ve alakanın sebebi aşikâr olmalıdır. Acaba sadece sevgi ve ilgiden ibaret mi yoksa sağlam delillere mi dayanmaktadır? Eğer sizin ilgi ve alakanız delil ve burhan üzere ise bunun sebebi sadece Şia mektebinde bulunun sağlam öğretilerden kaynaklanmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak diğer mezheplerin ve fırkaların eksiklikleri ve zayıflıkları aydınlığa kavuşmuş olacaktır.
Şia’nın diğer İslam mezheplerinden ayrıldığı ve üstünlük noktası İmamet ve Peygamberin Ehlibeytinin velayetine bakış açısıdır. Aşağıda Şia itikadının İmamet konusundaki öğretilerinin bir bölümüne değinilecektir:
  1. Şia, İslam Peygamberinden ulaşan hadislerde isimleri açıklanan[1] On iki İmamı (a.s) her türlü hatadan, dalgınlıktan ve günahtan masum bilmektedir.
  2. Şia, Masum İmam (a.s) için vahiy dışında Peygamberin taşıdığı bütün vasıflara kaildir.
  3. Şia Masum İmam’ı dini merci: yani dini açıklayan, koruyan ve Kuran ayetlerinin müfessiri bilmektedir.
  4. Şia Masum İmam’ı tekvini velayet sahibi, âlemde gerçekleşen olaylarda tasarruf kudretine haiz bilmektedir.
  5. Şia Masum İmam’ı siyasi lider, toplumsal meselelerde en üstün önder, yargılama hakkı olan bilmekte ve Masum İmam’a tam itaati kendisine vacip görmektedir.
  6. Şia Masum İmam’ı ilmi konularda en bilgin insan olarak tanımaktadır.
  7. Şia itikadının sahip olduğu İmam Ali (a.s) ve Ehlibeyt (a.s)’a itaat ve eksiksiz takipçilik İslam dini açısından oldukça öneme sahiptir. Ehlisünnetinde naklettiği birçok rivayette Allah Teâlâ’nın amellerin kabulünde şartı ve ölçüsü Hazreti Emir ’el-Müminin Ali bin. Ebu talip (a.s)’ın velayetinin ikrarı olarak geçmektedir.[2]
İslam Peygamberi (s.a.a) şöyle buyuruyor: “… Emir ’el-Müminin Ali bin. Ebu Talip’in cehresine bakmak ve onu anmak ibadettir; Allah kulun imanını Ali’nin velayeti üzere olmadıkça ve düşmanlarından beraat edilmediği sürece kabul etmeyecektir.”[3]
Bu rivayetten anlaşılan ibadetlerimizin hükmünün ötesinde İmanın kabulünün şartı velayete ve ona mutabık olan beraata sahip olmaktır.
Ayrıca ehlisünnet uleması şöyle nakletmektedir:
İslam Peygamberi şöyle buyuruyor: “ Ey Ali eğer birisi Hazreti Nuh (a.s)’ın ömrü kadar Allaha ibadet etse; Uhut dağı kadar altını olsa Allah yolunda infak etse; Yalın ayak bin kere hacca gidecek ömrü olsa hacca gitse ve Sefa ve Merve arasında mazlum bir şekilde öldürülse; Ama Ey Ali! Senin velayetine sahip değilse cennetin kokusunu alamayacak ve asla cennete giremeyecektir.[4]
Ama Ali (a.s)’ın Velayetinden kasıt nedir? Bu Kuran’ı Kerim ayetlerinde Hazreti Ali (a.s)’ın hakkında geçen ayetlerde aydınlığa kavuşmalıdır. Kuran’ı Kerim şöyle buyuruyor: “Sizin veliniz yalnızca Allah, Peygamberi ve İman edenler, namazı ikame edenler ve rükû halindeyken zekât verenlerdir.”[5]
Hiç şüphesiz “veli” kelimesi bu ayeti kerimede dost ve yardımcı anlamında değildir. Zira “velayet” sadece rükû halinde zekât verenler ve namaz kılanların dost ve yardımcı olduğu anlamında değildir. Dost ve yardımcı anlamı bütün Müslümanları kapsayan bir hükümdür. Bütün Müslümanlar birbirini sevmeli ve yardımcı olmalıdır. (Bu ayette ise has bir zümrenin varlığı izhar edilmiştir.) Hatta zekâtın vacip olmadığı insanlar bile birbirlerini sevmeli ve yardımcı olmalıdır. Zira zekât verecek bir şeyleri bulunmamaktadır. Birde bu durumdayken kalkıp rükû halinde zekât versinler.  
Bu ayette “veli” kelimesine böyle (dost, yardımcı) bir anlam veremeyeceğimiz anlaşıldığına göre “veli” kelimesinden maksat tasarruf eden, yönetme hakkı olan, maddi ve manevi önder anlamındadır. Özellikle bu velayet İlahi velayet ve Allah Resulünün velayetiyle yan yana tanıtılmışken. Her üç velayette tekbir cümleyle ifade edilmiştir. İslami eserlerin birçoğunda ve Ehlisünnet kaynaklarında yer alan çok sayıda rivayette bu ayetin Hz. Ali (a.s)’ın şanında nazil olduğu nakledilmiştir. Hatta bazı nakillerde Ali (a.s)ın yüzüğü rükû halinde bağışladığı dahi bildirilmiştir. Bazı nakillerde ise sadece ayetin Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olduğuna değinmekle yetinilmiştir.[6]
Herkim imamet ve önderlik konusuna Şia’nın bakış açısıyla bakacak olursa ve İmamet ve önderlik inancı Şia inancı olursa hayatının akış yönü tamamen değişecektir. Dini soru ve sorunlarını herkesten sormaz, öğrenmez. Siyasi ve toplumsal konularda yönetimini herkesin eline bırakmaz. Her hâlükârda Masum İmam’ın takipçisi olur.
Bütün islam mezhepleri ezcümle Hanefi ve maliki mezhebi Hz. Ali (a.s)’a ve onun evlatlarına(Masum İmamlara) sevgi ve saygı duymaktadır. Ama “Velayet” Kuran’ın ve Allah resulünün bildirdiği dakik ve kâmil anlamda sadece on iki İmam İnancını taşıyan Caferi Şia mezhebinde bulunmaktadır. Her Müslümanın görevi Kuran’a ve Allah Resulünün sünnetine en yakın (mutabık) mektebi kendisine seçmektir.
 

[1] Bihar’ul-Envar, 36.c, 362.s.
[2] Menagıb Harezmî, 19 ve 252.
[3]Menagıb Harezmî, 19 ve 252; Kifaye’tu-Talip, Genci Şafii, 214.                                                                                                 «... النظر الی وجه امیرالمؤمنین علی بن ابیطالب عبادة و ذکره عبادة ولایقبل الله ایمان عبد الا بولایته والبرائة من اعدائه...»
[4] Menagıp, Hatip Harezmî, Maktel’ul Huseyn, 1/37; "ثم لم یوالیک یا علی لم یشم رائحة الجنة ولم یدخلها"
[5] Maide, 55, "إِنَّما وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَ رَسُولُهُ وَ الَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَ يُؤْتُونَ الزَّكاةَ وَ هُمْ راكِعُونَ"
[6] Tefsir Numune, 4.c, 424-425.s.
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar