Gelişmiş Arama
Ziyaret
6825
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
İmamlardan bazılarının imam oluşunda şüphe etmenin bir sakıncası var mı?
Soru
Acaba imamlardan bazılarının imamlığında şüphe etmenin bir sakıncası var mı?
Kısa Cevap

İslami inanç birbiriyle uyumlu ve birbirine bağlı bir zincirden ibarettir. Eğer bu zincirin bir halkası yok olursa zincir kopar ve yararsız duruma gelir. Ehl-i Beyt imamlarına inanç da bu türdendir. Bu imamların imam makamına gelmeleri Allah tarafında olduğuna göre bunlardan birinin inkar etmek bile hepsini inkar sayılır.

Ayrıntılı Cevap

İsalmi inançlar birbirine bağlı uyumlu bir zincir halkaları gibidirler. Eğer bu zincirin bir halkası zarar görür ve koparsa bütün zincir dağılır ve faydasız duruma gelir. Şöyle ki Allah inanmanın bir takım gerekleri vardır eğer bu gerekleri insan korursa o zaman Allah onun imanını kabul eder. Aksi takdirde kabul etmez. Şeytanın cennetten kovulma kıssasında görüldüğü gibi o Yüce Allah'tan kıyamete kadar insanları aldatmak için süre istedi.[1] Onun bu isteğinden anlaşılıyor ki ol Allah'a ve kıyamete inanıyordu. Ama buna rağmen Allah onu kafir olarak tanımlıyor.[2] Buna göre sırf Allah'a inanmak iman için yeterli değildir, imanın bütün gereklerine bağlı kalmak da gerekir. Allah'a inanmanın gereklerinden biri onun gönderdiği elçilere yani peygamberlere iman etmektir. Çünkü onları inkar etmek Allah'ı inkar sayılır. Yine peygamberlerin vasileri olan Ehl-i Beyt imamlarına da inanmak Peygamber'e inanmanın gereğidir. Çünkü imamlar Peygamberin emriyle onun vasilerdirler. Onları inkar etmek Peygamber'i inkar etmek sayılır. Buna göre Peygamber'i kabul edip imamları inkar etmek imanın kabul olmamasına yol açar.  Bu ilişki ve bağ imamlardan hepsi hakkında geçerlidir. Yani imamlardan birini inkar etmek tümünü inkar etmek gibidir. Çünkü onlardan her birine inanmanın delili diğerlerine inanmanın delilinin aynısıdır. Onlardan her biri, bir biri ardınca Peygamber'in vasileridirler. İmamlardan her biri önceki imamı tasdik ederek sonrakini tanıtmıştır. Buna göre onlardan birini inkar etmek gerçekte diğerlerini de inkar sayılır ve onların hepsi Peygamber (s.a.a) tarafından belirlendiğine göre onları inkar etmek Peygamber'i inkar sayılır.

Son olarak konuyla ilgili bazı kısa hadislere işaret edelim: İmam Ca'fer Sadık Ehl-i Beyt imamlarından olan babaları vasıtasıyla Peygamber'den (s.a.a) şöyle nakleder: Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Benim halifelerim on iki kişidirler, onların ilki Ali b. Ebi Talip'tir ve sonuncuları Kaim'dir. Onlar benim halifelerim, vasilerim benden sonra ümmetimin önderleri ve hüccetlerimdirler. Kim bunların imamlığına ikrar ederse mümindir ve kim onları inkar ederse kafirdir."[3]

Diğer bir hadiste İmam Ca'fer Sadık (a.s) şöyle buyurur: "Kim bizim sözümüzü kabul etmezse gerçekte Allah'ın sözünü kabul etmemiştir ve kim Allah'ın sözünü kabul etmezse müşriktir."[4]

Yine başka bir hadiste İmam Musa Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kim bize düşmanlık beslerse gerçekte Peygamber'e düşmanlık beslemiş böyle birisi Allah'ın düşmanıdır ve Allah'ın düşmanı cehennem ateşini hak eder."[5]  

1- İlgili dizinler: Hz. Ali'ye itaat etmemek ve Allah'ı inkar (site: 1367)

2- Namazı inkar edenin kişinin kafir oluşu (site: 3313)



[1] "قالَ رَبِّ فَاَنظِرنِی ِالَی َیوِم یُبعَثُون ..."، Hicr: 36

[2] Bakara: 34

[3] عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ عَنْ آبَائِهِ عَنِ النَّبِیِّ ص قَالَ الْأَئِمَّةُ بَعْدِی اثْنَا عَشَرَ أَوَّلُهُمْ عَلِیُّ بْنُ أَبِی طَالِبٍ وَ آخِرُهُمُ الْقَائِمُ فَهُم خُلَفَائِی و أَوصِیَائِی و أَولِیَائِی وَ حُجَجُ اللَّه عَلَی اُمّتِی بَعدِی الْمُقِرُّ بِهِمْ مُؤْمِنٌ وَ الْمُنْکِرُ لَهُمْ کَافِرٌ"، Bk Şeyh Saduk el-fakıh, c. 4 s. 180 H. 5406 Camia Mudderrisin Bas. Elbette kafir olmaktan maksat burada onun fıkhi anlamı değil lugat anlamıdır. Yani gerçekleri gizleyen kişidir böyle birisi.

[4] "الرَّادُّ عَلَینَا الرَّادّ عَلَى الله وَ هُوَ عَلَى حَدِّ الشَّرکِ بِاللهِ..."؛ Kuleyni, el-Kafi, c. 1 s. 68 Daru'l-Kutub el-İslamiye bas.

[5] "ألا یا عبد الرحمن من أبغضنا فقد أبغض محمدا و من أبغض محمدا فقد أبغض الله جل و علا، و من أبغض الله جل و علا کان حقا على الله أن یصلیه النار و ماله من نصیر" Muhammed Bakır Meclisi c. 97. s. 122 Muessestu'l-vefa Beyrut 1404

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar